Türk Tabipleri Birliği ve Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı Yalnız Değildir!

125

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı Yaptığı Sosyal Medya Paylaşımı ile Suç İşlemektedir. İlgili Makamları Göreve Davet Ediyoruz. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı Yalnız Değildir! Sürecin Sonuna Kadar Takipçisiyiz…

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, dün kurumsal sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu. 

Siyasal iktidarın ve idari makamların insan hakları, demokrasi ve hukuk değerlerinden ne denli büyük bir kopuş yaşadığını gösteren bu kabul edilemez açıklama gerçekten endişe vericidir.

Kararlı bir insan hakları savunucusu, iyi bir hekim ve bilim insanı olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sahip olduğu tüm donanımıyla siyasal iktidarın insan hakları ve sağlık alanındaki uygulamalarının objektif ve bilimsel eleştirisini yapmanın yanı sıra, toplumun sağlığını ve haklarını korumak ve güçlendirmek için de mücadele etmektedir. Üstelik bunu insan hakları bakış açısından ve demokrasi değerlerinden en küçük bir taviz vermeden yapmaktadır.

Merkez Konseyi başkanı olduğu TTB ise, yüz binden fazla üyesiyle Türkiye’nin tıp alanındaki en önemli ve saygın meslek örgütüdür. Türkiye’de faal hekimlerin % 80’inden fazlasının üyesi olduğu, Anayasal güvence altında ve yasa ile kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde bir örgüttür. Bu nedenle Türkiyeli hekimlerin örgütlü sesidir. Dünya Tabipler Birliği (WMA), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Tıp Eğitim Birliği, Avrupa Tabip Birliklerinin oluşturduğu Forum gibi kuruluşların da üyesi olan ve uluslararası saygınlığa sahip bir örgüttür.

Peki ne yapmıştır TTB ve onun Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı? Sağlığın piyasalaştırılmasına karşı çıkmıştır. Covid-19 salgınına karşı yürütülen mücadelede bilim ve toplum sağlığı ilkelerine, Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına ve insan hakları bakış açısına uygun davranılmasını talep etmiştir. Sağlık çalışanlarına yönelik artan ve bir türlü önlenemeyen şiddete; pandemiyle birlikte daha da derinleşen ekonomik kriz nedeniyle hekimlerin iyice gerileyen ekonomik ve sosyal koşullarına itiraz etmiştir.

Hekimler ve diğer tüm sağlık çalışanları bir süredir TTB’nin önderliğinde tüm topluma örnek oluşturacak bir şekilde hak arama mücadelesi yürütmektedir. Talep etmek, siyasal karar vericilerin icraatlarını eleştirmek ve itiraz etmek demokratik bir toplumda yurttaş olmanın gereğidir. Siyasal iktidarın demokratik denetimi de ancak bu görev layıkıyla yerine getirilirse gerçekleşir. Bu nedenle de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) pek çok karar ve içtihadında, siyasal erki elinde bulunduranların sadece yasama ve yargı organları tarafından değil aynı zamanda halk, sivil toplum ve kitlesel medya tarafından da denetlenmesi gerektiğini çok açık bir şekilde belirtir.

Hal böyle iken TTB’nin 14 – 15 Mart 2022 tarihlerinde gerçekleştirdiği, toplum tarafından da büyük ilgi ve destek gören barışçıl eylem ve etkinliklerin hemen ardından kolluğun görev sınırlarını, teamülleri ve haddini aşarak sosyal medya üzerinden suç duyurusunda bulunması Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’yı ve onun şahsında TTB’yi açıkça hedef göstermekten başka bir şey değildir. Aslında yapılmak istenen, kolluk marifetiyle sosyal medya üzerinden bir baskı ve algı oluşturma operasyonudur. Daha önceleri her vesileyle dile getirdiğimiz gibi siyasal iktidarın her şeyi güvenlik sorunu haline getiren, kutuplaştırıcı, ayrımcı ve nefreti körükleyen, dolayısıyla da şiddetin toplum içinde yayılmasını teşvik eden politikalarının yeni bir örneğidir. Böylesi bir hedef göstermenin olası sonuçlarını düşünmek bile istemiyoruz. Ancak olası tüm olumsuz sonuçların doğrudan sorumlusunun siyasal iktidar olacağını da açıkça ifade etmek isteriz.

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, yaşamını evrensellik, bağımsızlık ve şiddetsizlik ilkeleri ışığında insan haklarının korunması ve geliştirilmesi mücadelesine adamış bir hak savunucusudur. İmzaladığı sözleşmeler ile Türkiye’nin de bir parçası olduğu evrensel insan hakları hukuku, insan hakları savunucularının korunmasını demokratik bir toplumun olmazsa olmaz esaslarından biri olarak kabul eder. Birleşmiş Milletler (BM) “İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi” ne göre taraf devletler, bildirgede amaçlanan hakların meşru kullanımı çerçevesinde insan hakları savunucularını şiddet, tehdit, misilleme eylemi, fiili veya hukuksal ayrımcılık, baskı veya diğer keyfi hareketlere karşı korumakla, tüm bu sıralananları suç olarak kabul etmek ve işlem yapmakla yükümlüdürler.

Bu nedenle de Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, yaptığı sosyal medya paylaşımı ile suç işlemektedir. Dolayısıyla ilgili makamları göreve davet ediyoruz.

İnsan hakları örgütleri olarak TTB ve Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın yanında olduğumuzu ve sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşırız.

Saygılarımızla,

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI   (TİHV)                                             İNSAN HAKLARI DERNEĞİ (İHD)