Sınırları açın! Geri Kabul Anlaşmasını iptal edin! Sınırlardaki mülteci ölümlerini durdurun!

119

Devletlerin evrensel hak ve özgürlükleri yok sayarak yürüttükleri mülteci düşmanı politikalar sonucu, mülteciler göç yollarında ve sınırlarda yaşamlarını kaybediyorlar. En son, 2 Şubat Çarşamba günü, Edirne’nin İpsala İlçesi’nde Yunanistan unsurları tarafından geri itilen mültecilerden 19 insan donarak yaşamını yitirdi. Bugün burada bu mülteci dramını, insanlık dramını protesto etmek, bu ölümlerden sorumlu olanlara ölümleri durduracak sorumluluklarını hatırlatmak için toplanmış bulunmaktayız.

Ne yazık ki İpsala’da yaşanan ölümler tekil değil, Türkiye ve dünyanın pek çok yerinde mülteciler sınırlarda şiddete maruz bırakılıyor ve ölüme terk ediliyor. Küresel çapta yapılan ve Haziran 2021’de yayınlanan BM raporuna göre 82 milyonu aşkın insan yerinden edildi ve bu rakamın gün be gün artacağı biliniyor. Savaş, çatışma, siyasi baskı, işkence ve kötü muamele, yoksulluk gibi nedenlerle çoğu zaman yaşamlarını riske atarak göç etmek zorunda kalan insanlar göç ettikleri ülkelerde de nefretle, sömürüyle, hukuksuzluklarla ve yoksullukla baş etmeye çalışıyorlar ve yeniden göç yollarına düşmek zorunda bırakılıyorlar.

Son dönemde Hırvatistan Bosna sınırında, Polonya Belarus sınırında, Türkiye’nin İran ve Yunanistan sınırlarında günbegün ölüm haberleri alıyoruz. Geçtiğimiz aylarda Meriç Nehri’nde önce Yunanistan unsurları tarafından Türkiye’ye itilen ve ardından Türkiye’de kolluk kuvvetleri tarafından Meriç Nehri’ne atılan en az 5 kişinin katledildiği olayda; cinayet, kötü muameleme ve işkence suçlarından bahisle açılan soruşturma etkin bir şekilde yürütülmediğinden takipsizlikle sonuçlandı.

Türkiye ve AB arasında 2016’da imzalanan Geri Kabul Anlaşması ise mültecilerin hayatlarını devletlerarasında pazarlık aracı haline getirdiği gibi AKP’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’daki işgalci ve yayılmacı politikalarının gerekçesi haline de getiriyor. Güvensiz ve sağlıksız koşullarda uzun yollar giden mülteciler boğularak, açlıktan, salgın hastalıklardan ötürü veya iklim şartlarından/ donarak hayatlarını kaybediyorlar. Bütün bunlar olurken uluslararası kamuoyuyla alay eder gibi Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye teşekkür ettiğini duyuyoruz ve Türkiye fütursuzca paranın tam olarak ödenmediğini söylüyor! Biz, bir çeşit devletelerarası insan ticaretine mahal veren Geri Kabul Anlaşması’nın iptalini talep ediyor, bu utanca son verilmesini istiyoruz.

Yaşam hakkı en temel hak iken Ege Denizi, Akdeniz ve Van Gölü mülteci mezarlığı oluyor, bu mezarlıklar ülkelerin sınırlarını kapatmaları, geri göndermeme kuralının uygulanmaması ve iltica hakkının tanınmamasıyla daha da büyüyor. AKP iktidarının, mültecilere statü tanımayan ve nefretin odağı haline getiren, mültecileri idari gözetim tehdidi ve Geri Gönderme Merkezlerine mahkûm eden, insan kaçakçılarına caydırıcı cezalar vermeyen ve mültecileri sömüren sermaye gruplarına yol veren politika ve uygulamaları doğrudan ve dolaylı olarak mültecileri güvensiz göç yollarına mecbur bırakıyor.

Sadece sınırlarda değil, Türkiye’de de mülteciler güvende değil!

Türkiye’de siyasetçilerin, kimi zaman korku iklimini hâkim kılmak, kimi zamansa milliyetçi çevrelerden oy devşirmek için mültecileri hedef haline getirdiğini görüyoruz. Medya ise bu nefret söylemlerine ortak oluyor. Bu durum, ülkede yaşamaya çalışan mültecilere linç girişimleri, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve katliam olarak geri dönüyor. Yine geçtiğimiz aylarda bunu Ankara Altındağ ve İstanbul Esenyurt’ta hanelere ve iş yerlerine yapılan taşlı ve sopalı saldırılardan, İzmir Güzelbahçe’deki katliamdan, Bursa pazarında kafası parke taşıyla ezilerek öldürülen Suriyeli Hamza Acan’dan biliyoruz.

Bizler demokratik, eşitlikçi, hak ve özgürlükleri ilke edinmiş kurumlar olarak mültecilerin hayatlarının siyasi pazarlık aracı olmasını ve cinayet niteliğindeki mülteci ölümlerini kabul etmiyoruz! Nefrete karşı birlikte eşit ve onurlu bir yaşamı savunuyoruz.

Dünyanın her yerinde mültecilerin insanca yaşama hakları olduğunu savunan hak savunucuları ve sivil toplum örgütleri olarak bu insanlık suçuna ortak olmayacağız. Buradan Yunanistan ve Türkiye başta olmak üzere tüm devletlere mülteci hakları ve yaşam hakkı konusunda sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Mülteci ölümlerine sessiz kalmıyoruz ve kalmayacağız. Her canın takipçisi olacağız.

• Tüm devletlerin mültecilik hukukuna uygun politikalar geliştirmelerini,
• Sınırlarda yaşanan mülteci ölümlerinin ve insan kaçakçılığının önlenebilmesi için sınırların mültecilere açılmasını ve uluslararası korumadan yararlandırılmalarını,
• Tüm geri kabul anlaşmalarının iptal edilmesini,
• Geri gönderme yasağı ihlalleri, geri ya da ileri itme de dâhil uluslararası hukuka aykırı tüm süreçlerin izlenerek raporlanması, sorumlulara yaptırım uygulanması ve sivil denetime açılmasını,
• Türkiye’nin ülkede bulunan tüm mültecilere insani yaşam koşullarını sağlamasını,
• Uluslararası koruma başvurularının sağlıklı ve hukuka uygun olarak alınması ve sonuçlandırılmasının sağlanması için BMMYK’nin yeniden aktif sorumluluk almasını,
• Geri gönderme yasağına aykırılıkların önlenmesini,
• Edirne sınırında 24 Ağustos 2021 tarihinde yaşanan ve mültecilerin kaybı ile sonuçlanan olaya dair yeniden soruşturma açılarak sorumluların cezalandırılmasını,
• 19 mültecinin sınırda donarak yaşamlarını kaybetmelerine dair olayın aydınlatılmasını ve sorumluları hakkında uluslararası hukukun gereği işlemlerin yapılmasını istiyoruz.

Yineliyoruz: Mülteci hakları insan haklarıdır!

Mülteci Dayanışma Platformu
HDK Göç ve Mülteciler Meclisi
Göç İzleme Derneği
ÖHD İstanbul Şubesi
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube
Göçmen Dayanışma Ağı / Ankara
Kadın Zamanı Derneği
Halkların Köprüsü Derneği
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şube
KESK Şubeler Platformu
Yaşam Hakları Derneği
Fatih Dayanışması
Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi
Yeni Yaşam Derneği
Tarlabaşı Dayanışması
Yeşil Sol Parti
HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu