2021 Yılı Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Rapor

172

Derneğimiz tarafından 2018[1], 2019[2] ve 2020[3]  yıllarında “Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Raporlarımızı” bir bilanço eşliğinde kamuoyuyla paylaşmıştık. Raporlarımızda bu tür uygulamaların 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması ile birlikte devletin baskı politikası haline geldiğini vurgulamış ve bu uygulamaların TCK’da tanımlı tehdit, hakaret, işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suçu da teşkil ettiğini ifade etmiştik. Özellikle 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından bu alanda yaşanan hak ihlallerinin arttığı, şikâyetlerin etkili bir şekilde soruşturulmadığı ve faillerin cezalandırılmadığı, yapılan başvurulardan ve basına yansıyan haberlerden de anlaşılmaktadır. Türkiye’deki genel cezasızlık politikasının bu tür başvurularda da temel bir yaklaşım olduğu görülmektedir.

İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi Dokümantasyon Birimi’nin verileri, 2021 yılı Ocak-Kasım ayları içerisinde en az 13 kişinin kaçılarak ajanlık teklifine ya da tehdide maruz bırakıldığını ve bu kişilerin herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakıldığını belirlemiştir. Yine aynı şekilde, en az 66 kişinin ise gözaltı yerlerinde (bir kısmı hapishanelerde) veya gözaltı yerleri dışındaki alanlarda ajanlık teklifine ve tehdidine maruz kaldığını ortaya koymuştur. Benzer şekilde, büyük bölümü kolluk kuvvetleri tarafından olmak üzere en az 65 kişinin tehdit edildikleri belirlenmiştir. Tehdit edilen kişilerden 12’si sosyal medya üzerinden tehdit edildiğini belirtmiştir. Sosyal medya yoluyla yapılan tehditlerin çoğunlukla siyasi parti çalışanlarına, üniversite öğrencilerine ve medya emekçilerine yönelik olduğu görülmektedir. Azınlık grup üyeleri de azınlık kimlikleri sebebiyle bu tehditlerin çok sık olarak yaşamaktadırlar.  Maalesef bazı durumlarda 18 yaşından küçük çocukların da kolluk kuvvetleri tarafından tehdit edildiklerine dair veriler bulunmaktadır. İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi Dokümantasyon Birimi’nin verileri, 2021 yılının ilk on bir ayı içerisinde toplamda en az 144 kişinin kaçırma, ajanlaştırma ve tehdide maruz kaldığını belirlemektedir.

Son yıllarda devletin baskı politikası haline gelen bu tür uygulamalar nedeniyle mağdur olan birçok kişi hak ihlali gerekçesiyle derneğimize başvuru yapmaktadır. 2021 yılının ilk on bir ayı içerisinde İHD Genel Merkezi’ne 4, İHD İstanbul Şubesi’ne 36, İHD Ankara Şubesi’ne 10, İHD İzmir Şubesi’ne 7, İHD Diyarbakır Şubesi’ne 3, İHD Van Şubesi’ne 2, İHD Batman Şubesi’ne 1, İHD Dersim Şubesi’ne 1 ve İHD Mardin Şubesi’ne 1 kişi olmak üzere toplam 65 kişi başvuru yapmıştır.

Aşağıdaki tablo İHD’nin “Baskı ve Tehdit Yöntemleriyle İfade Alma, Mülakat Yapma, Ajanlaştırma ve Kaçırma Olaylarıyla İlgili Özel Raporları”ndaki yer alan verilerin yıllara göre değişimini göstermektedir. Sadece ajanlaştırma ve kaçırarak ajanlaştırmaya yönelik verilerin yer aldığı bu tablodan da görüleceği üzere, verilerin dağılımında küçük bir dalgalanma olsa da son yıllarda bu tür baskı yöntemlerinin sistematik olarak uygulandığını göstermektedir.

Tablo 1: İHD Dokümantasyon Birimi’nin 2019-2021 Yıllarına İlişkin Verileri

Hem mağdurların savcılığa ve insan hak ve özgürlükleri konusunda faaliyet yürüten kurumlara başvuru yapmaktan çekinmeleri hem de yapacakları başvurularını sonuçsuz kalacağına ilişkin algılarından dolayı gerçek sayılara ulaşamamaktayız. Buna karşın, elimizdeki kısıtlı veriler bile bu alandaki ihlallerin günbegün arttığını ve şikayetlerin etkili bir şekilde soruşturulup nihayete erdirilmemesi sebebiyle bu alandaki hak ihlallerinin durmadan devam ettiğini açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Buna karşın, 2021 yılının Ocak ayında Gökhan Güneş’in İstanbul’da kaçırılıp işkence edildikten beş gün sonra serbest bırakılması kamuoyu baskısının sonuç verdiğini göstermiştir. Ayrıca 29 Aralık 2020 günü Ankara’da kaçırılan Hüseyin Galip Küçüközyiğit‘in kızının, derneğimizin ve Cumartesi Anneleri’nin çabaları sonucu oluşan kamuoyu baskısı sonuç vermiş, 13 Eylül 2021 günü Küçüközyiğit’in Ankara Sincan Cezaevi’nde olduğu öğrenilmiştir. Küçüközyiğit’in yaklaşık sekiz buçuk aylık işkenceden sonra serbest bırakılması bu alandaki çabaların boşa gitmediğini göstermiştir. Her iki vaka ile ilgili İHD’nin uluslararası başvuruları da olmuştur. Ancak Ağustos 2019’dan beri kaçırılarak kaybedilen Yusuf Bilge Tunç’un akıbeti halen bilinmemektedir.

Ekte özetleri yer alan başvurulara bakıldığında, bu baskı yöntemlerinin genelde öğrencilere, siyasi parti üyelerine/aktivistlerine, basın emekçilerine, mahpuslara veya mahpus ailelerine karşı uygulandığını görmekteyiz. Bu baskılar çoğunlukla kendini istihbaratçı olarak tanıtan kolluk kuvvetlerince veya infaz koruma memurları ve güvenlik korucuları (geçici köy korucusu) tarafından gerçekleştirilmektedir. Neredeyse tamamı resmi görevli olan bu kişiler, ellerindeki devlet gücü vasıtasıyla bireylerin özel hayatına ilişkin bilgilere ulaşmakta ve bu bilgileri kullanarak kişilerin hassasiyetlerini istismar etmektedirler. Aşağıda örneklerini göreceğiniz üzere, mağdurlar özel hayatlarındaki bilgiler de kullanılarak ve yardım edilecekleri vaadiyle ikna edilmeye çalışılmakta, çoğu durumda da tehdit yoluyla ajanlaştırılmaya (muhbirleştirilmeye) çalışılmakta ve kişilere psikolojik işkence yapılmaktadırlar. Kişileri tutuklanmakla, kaçırılmakla, ölümle veya işkenceyle tehdit edilmekte ve yasa dışı ajanlığa zorlamaktadırlar. Bazı durumlarda kişiler aile üyeleri, çevreleri ya da tutuklu bulunan yakınları ile tehdit edilmektedir. Tehditler çoğunlukla defalarca tekrar edilmekte; kişilerin sosyal ve psikolojik iyi oluşları olumsuz yönde etkilenmeye çalışılmaktadır.

Yukarıda ifade edildiği gibi tehdit etme, ajanlaştırma ve kaçırma olaylarının çoğunlukla belirli gruplara yöneldiği ve bazı şehirlerde daha yoğun bir biçimde ortaya çıktığı görülmektedir. Ekteki özetlerden de görüldüğü üzere, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde daha yoğun biçimde kullanılan ajanlaştırma ve kaçırma yöntemleri Türkiye’nin her yerinde sistematik bir yöntem olarak kullanılmaya devam etmektedir. Ajanlaştırma, kaçırma ve tehdit yöntemleri bazen bir arada kullanılmakta bazen de mevcut duruma göre bu baskı yöntemlerinden sadece bir tanesi kullanılabilmektedir.

Aşağıda bu yıl yaşanan vakalardan hareketle Türkiye’deki mevcut durumun genel bir özeti çıkarılmaya çalışılmıştır.

Örnek 1:

26 Ağustos 2021’de İHD İstanbul Şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan C. Y: “25.08.2021 saat 16.00’da Birleşik Mücadele Güçlerinin İstanbul Sancaktepe ilçesinde bir bildiri dağıtımına dâhil oldum. Sonrasında Sancaktepe ilçesine gittim. Orada işim bittikten sonra İETT’ye binerek Fabrikalar durağında inerek Levent Metro istasyonuna doğru yürüdüm. Metro istasyonunun basamaklarından inerken bir kişi kolumdan tutarak beni çekti. Polis rozetini gösterip hakkımda gözaltı kararı olduğunu söyleyerek Metro girişinde bulunan sivil bir araca başım eğilerek konuldum. Araçta maskeyle gözüm kapatılarak ters kelepçelendim. Hakkımdaki gözaltı kararını görmek istedim, emniyette görebileceğim söylendi. Daha sonra araçla 1 saate yakın bir mesafe gittikten sonra bir yerde duruldu ve yanımıza yanaşan başka bir araca bindirilerek 3saat süren bir yolculuk gerçekleşti. Yaptıklarının hukuksuz bir kaçırma olduğunu söylediğimde “bizim kanunlarımız ayrı, bizi kimse tanımaz, biz kimseye hesap vermeyiz” şeklinde bir cevap aldım. Araç içerisinde, bir yere gideceğimiz ve abilerinin bazı sorular soracağı söylendi. 3 saatlik yolculuktan sonra orman içerisinde bir orman evine götürüldüm. Burada yüzüstü yatırılıp el ve ayaklarım açılarak ayak ve kol bileklerim sıkı bir şekilde bağlandı. Pantolonum ve iç çamaşırlarım, tişörtüm çıkarılarak kemerle sırt, kalça ve kafama saatlerce darbe alarak işkenceye maruz bırakıldım. Aç olmadığımı söylediğim halde 3 kere yağlı ve yoğun tuza bastırılmış köfte ağzıma sokuldu, yere atmama rağmen zorla ağzıma tıkıldı. Daha sonrasında odada yalnız bırakıldım ve kapıya çıktılar. Dışarıdaki konuşmalarını rahatça duyabiliyordum. Aralarında şu konuşmayı yapıyorlardı; kişiyi çözme konuşturma işkencelerinden birinin de tuzla suya muhtaç bırakma olduğunu söylüyorlardı. Eğer bu da olmazsa tecavüz edip kafasına sıkarız diyorlardı. Tekrar odaya geldiklerinde beni bir şartla çözeceklerini söylediler. Eğer bize yardım edersen biz de sana yardımcı oluruz, dediler. İstanbul’da yürütülen illegal faaliyetlerle ilgili bilgi istediler. Buna karşın, benim Parti Meclisi olduğumu, tüm çalışmalarımın legal bir siyasi parti kapsamında olduğunu söyledim. Bu cevabı verdikten sonra tekrardan tekme, kemer ile işkenceye devam edildi. Sonrasında, biz buna en iyisi tecavüz edip bir de kısırlaştıralım, denildi. Makatıma bir yönelme yaparak beni buradan korkutmaya çalıştılar. Daha sonra bir mum yakılarak yarım saat boyunca sırtıma mum damlatıldı. Ardından kollarım çözülerek, sırt üstü yatırılarak göğüs ve böbreklerime, kafama yönelik bir işkence gerçekleşti. Sonrasında, şimdi biz seni bırakırsak diğer arkadaşların gibi yarın İHD’ye mi başvuracaksın, denildi. Ayaklarımı da çözdükten sonra üstüm çıplak bir şekilde duvara yaslatıldım. Yumurtalıklarım sıkılarak İstiklal Marşı söylemem istendi. Sonrasında, götürün artık bir yere atın, dendi. Sonrasında evden çıkmamız ve bırakılan yere gelmemiz 1,5 saat sürdü. Bu sırada gözlerim kapalı bir şekilde araçtan indirilerek çalılıkların arasına götürüldüm. Burada, iç çamaşırım kalacak şekilde diz üstü yatırılarak Kelime-i şahadet getirmemi söyleyip silahı namluya sürüp kafama dayadı. Biraz bekledikten sonra bana son bir şans verdiklerini ve hemen İstanbul’u terk etmemi, terk etmediğim takdirde bu kurşunu sıkacaklarını söylediler. Beni çalıların arasında bıraktıktan sonra olay yerinden hemen uzaklaştılar. 2 saat yol üzerinde otostop çektim, bir İETT aracı beni Tuzla Akfırat’a bıraktı. Oranın Tuzla olduğunu orada öğrendim. Saat 7 sularıydı. Sonrasında bir akrabamı arayarak gelip beni almasını söyledim. Olayın geçtiği saatlerde telefonuma, cüzdanıma, üzerimdeki paraya ve her şeyime el koydular.”

C. Y. tarafından derneğimize yapılan başvuru, bazı vakalarda tehdit yöntemleriyle ifade alma, mülakat yapma, ajanlaştırma ve kaçırma yöntemlerinin tümünün bir arada bulunduğunu göstermektedir. Buna karşın Örnek 2’de yer alan ve İstanbul şubemize yapılan başvuruda görüldüğü üzere bazı vakalarda ise, bu yöntemlerden sadece birinin veya ikisi bir arada bulunduğu görülmektedir.

Örnek 2:

“18 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan S.S.P.: “12 Ağustos gecesinde 12.00 saatlerinde plakasız iki araç Sarıgazi’de önüme kırdı. Araçtan inen 8-10 kişi kollarımı tutup ağzımı kapatarak “buralardan git, seni buralarda yaşatmayacağız, bir dahakine seni alırız yoksa” şeklinde tehditlerde bulundular.”

Cezaevlerindeki mahpusların (Örnek 3) ve mültecilerin (Örnek 4) de baskı ve tehdit yöntemleriyle korkutulmaya çalışıldığı görülmektedir.

Örnek 3:

“25 Mart 2021’de Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan K.H.’nın infaz koruma memurları tarafından cezaevi müdürü ile görüşme gerçekleştirileceği beyanıyla, bulunduğu koğuştan alınarak götürüldüğü odada kendini istihbaratçı olarak tanıtan üç kişi tarafından ajanlık dayatmasına maruz kaldığı iddia edildi. Tutuklu ailelerinden edinilen bilgilere göre, Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan K.H. müdürle görüşüleceği gerekçesiyle infaz koruma memurları tarafından bir odaya götürülerek, kendini istihbaratçı olarak tanıtan 3 kişi tarafından ajanlık dayatmasına maruz bırakıldı. Söz konusu 3 kişinin, kendilerine yardım etmesi halinde tutuklu K. H.’ye “Bizde sana yardımcı oluruz” şeklinde beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ajanlık dayatmasını kabul etmeyen tutuklu K. H.’nin, odayı terk ettiği ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi.”

Örnek 4:

28 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, A. R. isimli Suriye vatandaşı bir mültecinin eksik evrak gerekçesiyle çağrıldığı Mardin İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nde kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan 2 kişi tarafından ajan olmaya zorlandığı öğrenildi. Haberde bunu kabul etmemesine rağmen A. R.’nin daha sonra tekrar arandığı ve sınır dışı edilmekle tehdit edildiği belirtildi.”

Baskı ve tehdit yöntemleri bazı olaylarda yalnızca kolluk görevlileri değil, ayrıca diğer kamu görevlilerinin dahli ile de meydana gelmektedir. Örneğin 12 Nisan 2021 tarihinde yaşanan ve Örnek 5’de göreceğiniz olay bu tür vakaların bir örneğini oluşturmaktadır.

Örnek 5:

“12 Nisan 2021’de Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı M. B., muayene sırası almadan Osmaniye Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi Uzmanı Doktor K.G.G.’nin odasına girmiş ve muayene olmak istemişti. Basında yer alan haberlerde, reddedilmesi üzerine M. B.’nin doktoru tehdit ettiği belirtilmişti.”

Baskı ve tehdit yöntemleri halihazırda mecliste bulunan milletvekillerine (Örnek 6) veya basın emekçilerine (Örnek 7) de uygulanabilmekte ve çoğunlukla sosyal medya hesapları üzerinden yapılmaktadır.

Örnek 6: 

“29 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün “Görünmeyen” isimli bir sosyal medya hesabı tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi. 16 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ölüm tehditleri aldığı öğrenildi.”

Örnek 7: 

“31 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun “Görünmeyen” isimli bir sosyal medya hesabı tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi. 10 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, gazeteci Murat Ağırel’in E. Ç. isimli bir kişi tarafından sosyal medya üzerinden tehdit edildiği öğrenildi.”

İnsan Hakları Derneği olarak devletin cezasızlık politikasının son bulması ve bu tür vakalarda sorumluluğu bulunan faillerin cezalandırılması amacıyla birçok girişimde bulunmaktayız. Bu amaçla derneğimize yapılan başvurular derneğimiz tarafından İçişleri Bakanlığı’na, Kolluk Gözetim Komisyonu’na ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na bildirilmekte buna karşın etkili bir soruşturmanın halen yapılmadığı görülmektedir. Maalesef, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kolluk kuvvetlerini denetlemek için bir alt komisyon kurulmamış ve 2019 yılından beri faaliyet yürüten Kolluk Gözetim Komisyonu tarafından şu ana kadar hiçbir faaliyet raporu yayınlanmamıştır.

Derneğimiz ayrıca TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu ve İçişleri Bakanlığı ile de görüşmüş ancak vakaların devamından da anlaşılacağı üzere önleyici tedbirlerin yeterli düzeyde alınmadığı görülmektedir.  Gökhan Güneş vakasından sonra ise uzun süreli kaçırma olayına şimdilik rastlanmadığını şimdilik belirtilebiliriz. Yukarıda yer verilen örnekler, ekte yer alan özetler ve resmi mercilerin mevcut tutumu bir arada değerlendirildiğinde bu tür vakaların münferit olaylar değil sistematik bir yöntem olarak kullanıldığı açıkça görülmektedir. İnsan haklarının temel değerleriyle çelişen, kanunların ve uluslararası sözleşmelerin yasakladığı bu tür uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini bir daha vurguluyor ve bu yöndeki hak ihlallerinin son bulması yönündeki ısrarlı takibimizin devam edeceğini ifade ediyoruz.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Daha önceki raporlarımızda ifade ettiğimiz önerilerimiz halen geçerliliğini korumaktadır.

  • Cumhuriyet savcıları, TCK’da tanımlı tehdit, hakaret, işkence, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suç teşkil eden kaçırma ve ajanlaştırma faaliyetlerine sessiz kalmamalı, şikâyetleri etkili bir biçimde soruşturmalı ve failler tespit edilerek devlet korumasından çıkarılarak yargılanmalıdır. Bu konuda Adalet Bakanlığı ve HSK üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
  • TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu kolluğun denetlenmesine yönelik olarak bir alt komisyon kurmalı ve başvuruları değerlendirmelidir.
  • Kolluk Gözetim Komisyonu, bu raporda belirttiğimiz ihlallerle ilgili etkili faaliyetler yürütmelidir.
  • TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu kanundan kaynaklanan yetki ve sorumluluğu gereği alt komisyon kurarak istihbarat örgütlerinin yasa dışı faaliyetleri konusunda araştırma yapmalı, iş bu raporda belirtilen yaba dışı faaliyetleri önleyecek etkili tedbirler almalıdır.
  • Avrupa Konseyi İşkenceyi Öneme Komitesi’nin Türkiye ziyareti esnasında bu konunun üzerine gitmesi sağlanacaktır. Ayrıca, bu konuda BM’nin yetkili mekanizmalarına da gerekli başvurular yapılacaktır.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Ek: Raporda belirtilen vaka özetleri

1 Ocak 2021 – 30 Kasım 2021 Kolluk Güçleri/Resmi Yetkililer Tarafından Tehdit ve Ajanlık Teklif Edilenler/Kaçırılma İddiaları

5 Ocak 2021’de İddiaya göre Batman’ın Kozluk ilçesinde yaşanan olayda, polisin baskı ve tehditlerine maruz kalan 14 yaşındaki S.Y.’nin görme engelli babası H. Y. hakkında ifade vermeye zorlanması ile başladı. S.Y., gördüğü baskı ve tehditler sonucu Ağustos 2020’de Kozluk İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek babası aleyhine beyanlarda bulundu. Kızının beyanları üzerine baba H. Y. ailesiyle birlikte yaşadıkları eve düzenlenen polis baskınıyla gözaltına alındı. İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen H. Y. burada 4 gün boyunca gözaltında tutuldu. Hayatında ilk kez gözaltına alınan H. Y.  haklarını anlatmayan polisler, avukatı olmadan ifadesini aldı. Daha sonra içerikleri kendisine okunmadan bazı evraklara parmak basması istendi. Yalçın, verdiği ifadesi olduğunu düşündüğü bu kağıtlara parmak bastı. Emniyet’teki işlemlerinin ardından “örgüte yardım ve yataklık” ile “örgüt propagandası” suçlamasıyla mahkemeye çıkartılan H. Y.’ye ev hapsi verildi. Bu olayın ardından ilçede geçtiğimiz Eylül ayında yapılan operasyonda Kozluk Belediye Eşbaşkanı N.A.’nın da aralarında bulunduğu 35 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar daha sonra serbest bırakıldı. Yaşananlardan habersiz ev hapsinde olan H. Y. bu operasyonunun kendisine aitmiş gibi gösterilen beyanlarla yapıldığını serbest bırakılanlardan bazılarının kendisini aramasıyla öğrendi. Kendisinin görme engelli, eşinin ise zihinsel engelli raporunun bulunduğunu belirten H. Y., “Küçük kızımı kandırıp, üzerime ifade verdirmişler. Yaşı tutmadığı için bizim bir akrabayı da devreye koymuşlar ve üzerime olmayacak şekilde ifade verdirtmişler. Benim de 35 kişi üzerine ifade vermem için oyun oynamışlar. Eşim engelli ve akciğerinden hasta. Ben engelliyim, 5 çocuk ile yoksulluk içinde yaşıyoruz. Bunu bize niye yapıyorlar? Yoksulluk içinde kaybolurken, bize yardım etmesi gerekenler bize bunu yapıyorlar” dedi. 

6 Ocak 2021’de İHD Genel merkezine başvuruda bulunan E. O. şu beyanlarda bulundu: “31 Aralık 2020 günü saat 17:00 civarında Sağlık-2 sokakta polis tarafından takip edildim. Polisler daha sonra konuşmak, arkadaşlarım hakkında bilgi almak istediklerini söylediler. Reddetmeme rağmen ısrarla gelip tekrar konuşmak istediler. Kendilerini aramamı istediler. Yaklaşık 15 gündür sık sık takip ediliyorum.”

6 Ocak 2021’de İHD Genel merkezine başvuruda bulunan N. K. şu beyanlarda bulundu: “Babam G. K.’ye 29 Aralık 2020 tarihinden beri ulaşılamıyor. Babam KHK’lı bir hukukçu, hakkından FETÖ üyeliğinden istisnaf mahkemesi sürecinde olan bir mahkemesi var. Babam Ankara’da yaşıyor, ben ise Kocaeli’nde yaşıyorum. 29 Aralık günü kendisiyle yaptığımız görüşmede yılbaşını beraber geçirme kararı almıştık. O gün ve sonraki gün kendisinden haber alamadık. 31 Aralık günü Bekirpaşa Karakolu’na gidip kayıp ihbarında bulundum. 1 Ocak günü ise CİMER’e başvurdum. Kendisinin kaçırılmış olduğundan şüpheleniyor, olayın takibinin yapılmasını talep ediyorum.”

8 Ocak 2021’de Ankara’da Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör atanmasını protesto eden öğrencilere yapılan polis müdahalesinde Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi D. B. E.’nin bacağının kırıldığı öğrenildi. İzmir Caddesi’nden eylemin yapılacağı Güvenpark’a doğru yürüyen öğrencilerin önü polis tarafından kesilerek “pandemi gerekçesiyle” müdahale edilmiş, 43 öğrenci de gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan öğrenciler, karakolda yaşadıkları baskı ve şiddeti anlattı. H. isimli LGBTİ+ birey de tecavüzle tehdit edildiğini söyledi.

12 Ocak 2021’de İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulanan R. B., şu beyanlarda bulundu: “9 Ocak 2021’de Afyon 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan kardeşimle haftalık telefon görüşmesi yaptım. Telefon görüşmesi sırasında, infaz koruma memurları tarafından tehdit edildiğini söyledi. Kardeşim 1 yıldır bu hapishanede ve tek kişilik bir hücrede tutuluyor. 3 arkadaşı daha aynı şekilde tek hücrede tutuluyor. Bana, tutulduğu hapishanede bir mahpusun infaz koruma memurları tarafından darp edildiğini ve kendisinin bu konuya ilişkin şikayet dilekçesi yazdığını söyledi. Ancak dilekçesine infaz koruma memurları tarafından el konularak gönderilmediğini ve kendi aralarındaki konuşmalarda ve kardeşim de duyabileceği bir şekilde “Yusuf’un da sırası” gelecek şeklinde dolaylı olarak tehdit edildiğini söyledi. Kardeşim, infaz koruma memurlarının son dönemlerde keyfi davranışlarında bulunduğu da söyledi. Kardeşimin anlatımları beni ve ailemi tedirgin etmektedir. Yaşadığı tehdit nedeniyle can güvenliğinin tehlikede olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şikayet dilekçesine, infaz koruma memurlara tarafından el konularak gönderilmemesi de bir hak ihlalidir. Bu konuda derneğinizden hukuki yardım talebinde bulunuyorum.”

14 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, Şırnak’ın Cizre ilçesinde gözaltına alınan D. E. (15, e) isimli çocuğa polis tarafından gözaltında gün boyunca zorla İstiklal Marşı okutulduğu ve çocuğun “Her hafta sana bir ödev vereceğiz ve sen de ödevini yapacaksın, yapmazsan sonuçlarına katlanırsın” denilerek tehdit edildiği öğrenildi.

14 Ocak 2021’de İHD Batman Şubesine başvuruda bulunan Ş. C. şu beyanlarda bulundu: “Ben ve arkadaşlarım 13.01.2021’de akşam saat 18:00 civarında kültür mahallesinde yeni yıl kutlama etkinlikleri kapsamında ‘’sersal’’ ritüeli yaparken bizleri takip eden 3 tane sivil araç, 2 tane panzer ve bir tane ranger araç bizi Diyarbakır çevre yolu üzerinde bulunan ümran oto ekspertizin önünde durdurdu. Bize GBT yaptıktan sonra sosyal mesafeden idari para cezası kestiler. Ardından aracımızı ararken araca zarar verdiler. Bu esnada panzerden inen resmi özel harekât giyimli bir polis yanıma gelerek ‘’senin ne yaptığını biliyoruz, seni tenhada yakaladığımızda kafana sıkacaz.’’ diyerek beni tehdit etti. O esnada yanımda Y. O., M. E. S., H. A., S. S., M. S. Ve T. B. vardı. Onlar da bu tehdidi duydular. Bana karşı tehdit savuran özel harekât polisinden şikayetçi olmak istiyorum. Hayatımdan endişe etmekteyim. Tarafınızca hukuki destek talep etmekteyim.”

18 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyeleri E. O. ve H. A.’nın polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. Ajanlık dayatmaları ile ilgili olarak İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde bir basın toplantısı düzenleyen E. O. şunları belirtti: “Yolda yürürken beni durduran ve TEM Şube’de görevli olduklarını belirten iki polis isimlerini verdikleri bazı parti çalışanları hakkında benden bilgi almaya çalıştı. Bana zorla telefon numaralarını vermeye çalıştılar (…) Polisler bana, ‘Biz senin ne yaptığını biliyoruz’ diyerek yer aldığım legal parti çalışmalarını illegalleştirmeye çalıştılar ve beni böyle suçladılar. ‘Seni bulacağız, yaptıklarının hesabını vereceksin’ diye beni tehdit ettiklerinde onlara yaptıklarının taciz olduğunu söyledim. Onlar da bana, ‘Umurumuzda değil. Biz işimizi yapıyoruz, gücümüzü de devletten alıyoruz’ dediler”. H.A. ise şunları söyledi: “11 Ocak günü evimin önünde kendilerini polis olarak tanıtan iki kişi tarafından durduruldum. Konuşmayı reddettiğim için bu kişiler tarafından takip ve tehdit edildim”.

20 Ocak 2021’de İstanbul’un Başakşehir ilçesinde çalıştığı işyerinin önünde 5 kişi tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırılan G. G., 26 Ocak 2021’de sabah saat 6.00’da İstanbul’un Başakşehir ilçesinde gözleri kapalı bir şekilde serbest bırakıldı. G. G., aynı gün içinde İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti: “20 Ocak tarihinde işe gitmek için biraz geç saatlerde çıkmıştım, tesadüftür tek gittim. Ortalama saat 12.00 civarında otobüsten indim, durakta kaldırımda bekleyen 4 kişi vardı. Bir tanesi ‘pardon bakar mısın’ tarzında konuştu. Arkamı dönüp ona baktığımda bir anda hepsi birlikte üzerime çullandı, sayının o esnada arttığını gördüm. Bir tane araca bindirmeye çalıştılar. Daha sonra ben direndim arabaya binmemek için kendimi bir şekilde geri çekmeye çalıştım. O direnci ortadan kaldırabilmek için elektroşok aletiyle elektrik verdiler. Daha sonra kendime geldiğimde bir arabadaydım. İki kişi koluma girmiş, kafamı aşağı eğmiş, bir çuval geçirmişti. Başka bir arabaya bindirdiler. Bir yere götürdüler, neresi olduğunu bilmiyorum, hiçbir şekilde görmedim, konum adres, mekâna dair bir isim belirtilmedi hiçbir zaman (…) Gerek sistematik gerek ara ara işkence yöntemleri uygulandı (…) Elektrik verme, kaba dayak, ara ara soğuk suyla ıslatarak şiddet uygulama, genelde bu uygulamalar gerek çıplak olarak bazen üzerinizde sadece iç çamaşırı olacak şekilde uygulandı. Bazı anlarda mezar dedikleri bir bölüm var, sadece ayakta durabildiğiniz, elinizi kolunuzu kıpırdatamadığınız, gözünüzün bağlı ve ellerin arkadan kelepçeli oldu bir bölüme hapsedildim. Tehditler, teklifler yapılıyor. Yanı sıra tecavüz tehditleri gerçekleşiyor (…) ‘Muhtemelen istihbaratçısınız’ söylemlerim üzerine evet ya da hayır demediler fakat bazı konuşmalarında ‘biz görünmeyenleriz’ şeklinde söylemleri oldu (…) Üzerimi giydirdikten sonra parfüm falan sıktılar, montuma… Bırakmadan önce, bana onların şef dediği kişi, ‘hiçbir şeyini almadım, sadece sim kartını alıyorum bilgin olsun’ dedi (…) Daha sonra arabaya bindirildim. ‘İleri yürü, önün açık, sakın arkana bakma sadece ileri yürü’ dediler. Ben biraz mesafe gittikten sonra gözümü açtım (…) Daha sonra telefonum olmadığından ulaşabileceğim bir ulaşım aracı da bulamadım. Sabah erkenmiş bilmiyordum akşam saati tahmin ediyordum bir güvenlik görevlisinden taksi çağırmasını rica ettim, taksiye bindim.”

28 Ocak 2021’de İHD Genel Merkezi’ne başvuruda bulunan E. Ç. şu beyanlarda bulundu: “27 Kasım 2020’de gözaltına alındım ve daha sonra Van’a götürüldüm. 7 günlük gözaltından sonra haftanın her Pazar günü imza atmak koşulu ve yurtdışı yasağı ile serbest bırakıldım. Pandemiden kaynaklı sokağa çıkma yasağı sebebiyle imza alınmadığından imzam alınmıyordu. 27 Ocak 2021 tarihinde saat 10:47’de 0554 …… numaralı telefondan kardeşim aranmış ve benim denetimli serbestlik imzası için bir saat içerisinde Tuzluçayır karakoluna gitmemi istemişler. Bunun üzerine ben de babamla birlikte karakola gittik. Burada beni içeri aldılar ve bir odaya götürüp üç kişi ile sorgulamaya başladılar. Orada açık ve net bir biçimde ajanlık teklif ettiler ve gizli tanık olmamı istediler. Bu tekliflerini kabul etmezsem bana ve aileme bundan sonra rahat göstermeyeceklerini söylediler.”

28 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, A. R. isimli Suriye vatandaşı bir mültecinin eksik evrak gerekçesiyle çağrıldığı Mardin İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nde kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan 2 kişi tarafından ajan olmaya zorlandığı öğrenildi. Haberde bunu kabul etmemesine rağmen A. R.’nin daha sonra tekrar arandığı ve sınır dışı edilmekle tehdit edildiği belirtildi. A. R.’nin İnsan Hakları Derneği’ne başvurduğu ve konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.

28 Ocak 2021’de İHD İstanbul şubemize telefon yoluyla başvuruda bulunan T. D. anlattıkları; Kendisine 26.08.2020 tarihinde Telegram üzerinden telefonuna Ozer isimli birinden, 27.08.2020 tarihinde de Ozer ve Es Es adlı kullanıcılardan tehdit ve taciz mesajları geldiğini, bunun üzerine telefonundan Telegram uygulamasını sildiğini söyledi. Sonrasında Whatsapp uygulaması üzerinden 0543 880 48 95 numaralı telefondan benzer mesajların ve görüntülü aramaların geldiğini, ‘tik tak tik tak süren doluyor’ şeklinde tehdit mesajlarının geldiğini söyledi. Bu olaylardan sonra telefon numarasını değiştirmesine rağmen tehdit ve hakaret mesajlarının devam ettiğini belirtti. 22.01.2021 tarihinde yine Telegram uygulaması üzerinden ‘Hayatsız’ adlı bir şahıstan tehdit ve hakaret mesajları gelmiştir. Ayrıca tanımadığı kişiler tarafından takip edildiğini söyledi. 26.01.2021 tarihinde saat 15.00 civarında evden arkadaşı ile birlikte çıktığında bekleyen beyaz bir arabanın içindeki kişilerin çıkarak fiziki takip yaptıklarını, arkadaşıyla birlikte geri eve dönmeleri üzerine o kişilerin sokağa girmeyip devam ettiklerini söyledi. Aynı gün 17.00 civarı evden çıkıp HDP binasına gittiğinde aynı kişilerin kendilerini yine takip ettiklerini fark ettiğini, bunun üzerine bir elbise mağazasına girerek babası ve kardeşini aradığını ve kendisini oradan almalarını istediğini söyledi. Aynı günün akşamı aynı araç, arkadaşının evinin önüne gelerek saatlerce beklemişler. 

29 Ocak 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan S. K.: “28.01.2021 günü saat 15.00 civarı Eyüp’te açlık grevlerine yönelik ‘açlık grevlerine ses verelim’ yazılı pankartı asmak isterken sivil polisler tarafından kimlik göstermeksizin gözaltı ve arama yaptılar. Zorla kelepçe takmak istediler. Kimlik görmek istememize rağmen göstermediler. Bizi sivil bir araçla Eyüp karakoluna götürdüler. Özel görüşme odalarına aldılar. Başka sivil polisler tarafından HDP gençlik meclisi üyesi arkadaşlarımızın ismini saydılar. “Çalışmalarınızdan haberimiz var” dediler. Ortak çalışmak istediklerini söylediler. Dolaylı yoldan ajanlık teklifinde bulundular. Reddedince, acele etmem gerektiğini söylediler. Tekrar reddedince görüşmeyi sonlandırdılar. İfade işlemleri için avukatımla görüşmek için talepte bulunmama rağmen reddettiler. Telefonlarımızı hiç vermediler. Karakoldan çıkana kadar avukatsız ifade verdirdiler. Karakolun bir salonunda kendisine ‘şef’ denilen kişi kendi bireysel telefonundan fotoğrafımı çekmek istedi, reddettim. Reddedince darp ettiler, hakaret ettiler. Üç kişi bana saldırıp yüzüstü yere yatırdılar, ters kelepçe yaptılar. Sonra doktora götürdüler. Doktora darp edildiğimi söyledim. Bunu rapora geçirip geçirmediğini bilmiyorum, çünkü bana darp raporumu vermediler. Sonra karakola götürüp tutanaklara imza attırıp serbest bıraktılar.

29 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, Elâzığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Y. N. isimli mahpusun cezaevinde maruz kaldığı ajan olma dayatmalarının son bulması talebiyle 20 Ocak 2021’den beri açlık grevinde olduğu öğrenildi.

29 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün “Görünmeyen” isimli bir sosyal medya hesabı tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi.

16 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ölüm tehditleri aldığı öğrenildi.

29 Ocak 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan K. Y.: “Olay 28.01.2021 tarihinde Eyüp- Alibeyköy Merkez mahallesinde açlık grevlerine yönelik kamuoyunda bir gündem yaratmak için “açlık grevlerine ses olalı” yazılı pankartı asarken birkaç kişinin gelip bize müdahale etmesiyle gerçekleşti. Gelen kişiler polis olduklarını iddia edip ısrarla kimlik sormamıza rağmen bize kimliklerini göstermediler. Daha sonra üzerimizi arayıp bütün eşyalarımızı yere koydular ve bizi 15-20 dakika bekletip küfür ve hakaret etmeye başladılar. Onlara bu tarzda bir yaklaşımın hukuksuz olduğunu söylememize rağmen bu hareketlere devam ettiler. Bu geçen süre içerisinde bize ne olacağını sorduğumda, bizi karakola götüreceklerini söylediler. Bizler resmi bir araç istememize rağmen sivil bir araçla geldiler. Arabayla gelen kişi bize küfredip ters kelepçe takmaya çalıştı. Ama biz bu tarz bir muameleyle karşılaşmamamız gerektiğini söyleyip ters kelepçe işlemini reddettik. Bize kesinlikle konuşmamamızı ısrarla tembih ettiler. Sivil araca bindirirken zorla bindirmeye çalışıp içeri girdiğimizde ise “beğenmiyorsanız terk edin, ya sev ya terk et” benzeri laflarla küfür ve hakaret içeren laflar kullandılar. Arabayla karakola getirdiler. En üst kata yakın bir kat olan TEM şubeye getirdiler. Daha sonra bir odada oturttular. Gerekli olmayan bazı sorularla zaman geçirmeye çalıştılar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra birkaç kişilik bir grup şubeye geldi. Sonra bizi ayırıp ayrı odalara götürdüler. Odaya girdiğimde iki kişi beni bekliyordu. Bana “zıpladın zıpladın en sonunda bulduk seni” dediler. Onlara ne olduğunu sormaya kalkıştığımda bana “buraya seninle konuşmaya geldik” dediler. Konuşmanın hukuksuz olduğunu belirttim. Daha sonra bana, bulunduğum ilçeden tanımadığım insanlardan bahsedip “onlara bizi sorabilirsin, bizi çok iyi tanırlar” dediler. Daha sonra konuşmanın devamında ara sıra zaman buldukça uğradığım siyasi partiyi illegalleştirme çabalarına girip benim sonumun cezaevi olacağını belirttiler. Onlara, illegal bir durumun söz konusu olmadığını ısrarla vurgulamama rağmen illegal bir çalışma olduğu algısını yaratmaya çalışıyorlardı. Daha sonra ajanlık, elemanlık diye tabir edilen durumun vatandaşlık görevi olduğunu anlatmaya çalıştılar. Konuşma bittikten sonra bizi hastaneye götürüp sağlık raporu alarak tekrar karakola getirildik. Kendini “şef” diye adlandıran kişi bizlere “sizi bir daha burada görürsek aynı tutumda davranmayacağız” dedi. Sonra serbest bırakıldık.

31 Ocak 2021’de basında yer alan haberlerden, gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun “Görünmeyen” isimli bir sosyal medya hesabı tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi.

1 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden Kaldıraç dergisi okuru olduğu bildirilen E. C. ile ailesinin polis tarafından tehdit edildiği öğrenildi. Konuyla ilgili İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında şunlar belirtildi: “E. C. geçen hafta Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden olduğunu söyleyen biri tarafından arandı. Emniyet Müdürlüğü’ne çağırarak konuşmak istedikleri şeyler olduğunu belirttiler. Yanıtı olumsuz olunca bu sefer ailesini arayarak çocuklarının tehlikede olduğunu, çocuklarının ‘iyiliğini’ istediklerini söyleyerek aileyi terörle mücadele şubesine çağırdılar. Ailesi ile birlikte Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne giden E. C. ‘Yukarda mı olmak istersin aşağıdaki nezaretlerde mi? Nereye gidersen git attığın her adımdan haberimiz olacak. Her hafta buraya çay içmeye gel, biz sana mezun olunca iş buluruz, burs bağlarız. Seni evinden alır evine bırakırız’ söylemleriyle tehdit edildi.”

1 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi eski üyesi E. Ç.nin gözaltına alındığı bir soruşturmada gizli tanık olması yönünde polisin baskısına maruz kaldığı öğrenildi. Konuyla ilgili basında yer alan açıklamasında E. Ç. şunları belirtti: “Babamla birlikte [Tuzluçayır Polis Karakolu’na] gittik, babamı karakolun içerisine almadılar. O dışarıda bekledi. Ben de içeri girdikten sonra beni 3 kişi bir odaya aldı. Tanımadığım kişiler, sivil giyimliydiler. Gözaltına alındığım soruşturma dosyasıyla ilgili ‘gizli tanık’ olarak ifade vermemi istediler. Polisler, ‘gizli tanık olursan, yaşadığın şehir bile farklı gösterilecek. İsmin kesinlikle görünmeyecek. Kimse seni bilmeyecek’ diyerek beni ikna etmeye çalıştılar. Gizli tanık olmayı kabul etmeyince tehditlere maruz kaldım. Polisler, ‘Bugün buradan çıkarsan iki elim yakanda olacak. 7 kardeşsiniz, hepiniz okuyorsunuz ama herhangi bir geleceğiniz olmayacak. Her boş anımda seni rahatsız etmeye, seni kaçırmaya çalışacağım. İstediğim zaman seni bu emniyete, farklı karakola çağırırım. Sen gelmeye mecbursun’ sözleriyle tehdit ettiler. Tam bir buçuk saat beni karakolda tuttular. Bana ‘gittiğin her yerde, okuduğun yerde seni terörist olarak tanıttıracağız, seni hiçbir yerde barındırmayacağız’ dediler.”

1 Şubat 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan F. E.: “Abim 1 seneye yakın cezaevinde yattı ve ilk mahkemede tahliye oldu. Tahliye olduktan sonra başka dosyalar da açıldı. Sonra evimize 3 defa art arda baskınlar yapıldı. Baskınlardan sonra beni takip etmeye başladılar. “Abin nerede, yerini söylemezsen seni öldürürüz” diye beni tehdit ettiler. En son 4 ay önce çalıştığım işyerinden eve dönerken beni çevirdiler ve beni evimin önünde tehdit ettiler. Hala sürekli takip ediliyorum. Can güvenliğimden endişeleniyorum. Bu nedenle işi bıraktım. Tek başıma sokağa çıkamıyorum. Talep: Bu konuda suç duyurusunda bulunmak istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, 28 Ocak 2021’de İstanbul’da gözaltına alınarak Eyüp Karakolu’na götürülen Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi S. A.’nın polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi.

2 Şubat 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan G. A.: “26 Ocak 2021 Salı günü Sancaktepe Güvenlik Şubede gözaltına alındım. Kimlik göstermeden aldılar. Sonrasında iki kişi tarafından ayrı odalarda tutulduk. Konuşmada ailemi aramakla tehdit ettiler. “Neler yaptığını biliyoruz, eğer bu kafayla gidersen çok görürüz seni, ayağını denk al. Çok güzel ve alımlı bir kızsın, ne işin var buralarda, git kendine güzel bir hayat kur, sonradan pişman olacağın işleri yapma” dediler. Arkadaşlarımın isimleri üzerinden tehdit edildim. Avukatımı ve ailemi aramama izin verilmedi. Telefonlarımız alındı. Avukatsız ifade alınmaya çalışıldı. Biz bırakıldıktan sonra ailemi arayıp tehdit ettiler. Benimle alınan kadın arkadaşı uzun süre ayrı odada tuttular. Talep: Tıbbi ve hukuki destek istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3 Şubat 2021’de S.T. İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda “02/02/2021 tarihinde, saat 15:30 civarında Ankara/Bahçelievler metro çıkışının ilerisinde arkadaşıyla birlikte yürürken iki araç tarafından yollarının kesildiğini, araçlardan birinin siyah transporter, diğeri ise beyaz otomobil olduğunu, kendilerini polis olarak tanıtan ve polis kimliği gösteren altı kişi tarafından zorla araçlara bindirildiklerini, bağırmaları üzerine etraftaki esnafın toplandığını ve tepki verdiğini, esnafa “ bunlar terörist, çok merak ediyorsan gelir TEM’de görürsün” denilince esnafın geri çekildiğini, kendisi çok tepki verince “elektrik mi istiyorsun” dediklerini, arkadaşıyla ayrı ayrı araçlara alındıklarını, kendisine araç içerisinde ‘neden Ankara’da olduğunu, neden gezdiğini” sorduklarını, ‘HDP gençlik yapısının hepsinin tutuklanacağını, sıranın kendilerine geldiğini’ söylediklerini, ‘kendilerinin kim olup olmadığını bilip, bilmediğini’ sorduklarını; kendisinin cevap vermediğini, sonra kendisine “biz Gökhan Güneş’in görünmeyenleriyiz” dediklerini; aile ve arkadaşları üzerinden çok fazla bel altı küfürler, cinsiyetçi hakaretlerde bulunduklarını; HDP üzerinden illegalize yönelikli suçlamalar ve kara propagandalarda bulunduklarını; son ana kadar gözaltında olduklarını ve emniyete götürüldüklerini söylediklerini; kendisinin ‘avukatım olmadan asla konuşmayacağım’ şeklinde belirttiğini; o sırada telefonlarının çaldığını ve karşıdakine “gölün oraya mı götüreyim abi” dediğini; ardından bilmediği uzak bir yerde kendisini indirdiklerini” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmişlerdir.

3 Şubat 2021’de R. B., İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda “02.02.2021 tarihinde saat 15:30 civarında Ankara/Bahçelievler metro çıkışının ilerisinde arkadaşı ile yürürken iki araç tarafından yollarının kesildiğini, araçtan inen şahıslar kendilerini polis olarak tanıtıp gözaltı kararları olduğunu söylediklerini, bununla ilgili karar belgesi talep ettiğinde polis kimliklerini gösterip kararı emniyette göstereceklerini dile getirdiklerini; gözaltı olmadığını anlayıp karşı çıktığını, 3 kişinin kendisini, 3 kişinin de arkadaşını ayrı araçlara bindirdiklerini, binmemek için direndiklerini, darp ederek zorla bindirdiklerini, kendisini siyah transporter arkadaşını da beyaz taksi şeklinde bir araçla aldıklarını, etraftaki esnafın tepki göstermesi üzerine araca bindikten sonra bile ‘biz polisiz’ deyip kimlik gösterdiklerini, araç sürekli hareket halinde 10-15 dk. civarı dolaştıklarını, bu süre zarfında neden Ankara’da olduğunu sorduklarını, “burada bir daha görmeyeceğiz seni; bütün arkadaşlarını tutuklayacağız, senin sonun cezaevi olacak” gibi tehditlerle konuşmaya devam ettiklerini, hakaret ve küfürlerle aile ve arkadaşlarını kullanarak, cinsiyetçi söylemleriyle üyesi olduğu HDP Gençlik Meclisi çalışmalarını illegalize etmeye çalıştıklarını, “burada ne işin var, Kürdistan’a gitsene, burası Amed değil, mücadele edeceksen gerillaya git, kafana sıkacağız, geberteceğiz seni, leşinizi alacaklar orada” gibi söylemlerle devam ettiklerini, sonrasında araç geçmeyen sapa bir yerde indirdiklerini” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

5 Şubat 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan M. O.: “Ajanlık, tehdit, baskı, psikoloji türü şeylerle takip olayları yaşıyorum. Ben bu tehditleri 5-6 aya yakın Dudullu merkezde yaşıyorum. Sürekli kimlik kontrolü, özelden aramalar, arayıp da konuşmayanlar. Neymiş, kredini kapatırız, sana ev alırız teklifleri geliyordu. Maddi durumum iyi olmadığından bunun gibi teklifler geliyordu. 6 ay evvel sabah 07.00 civarı Kürkçüler Caddesinde kafede kahvaltı yapıyordum. Kahvaltıdan sonra takip edildiğimi anladım. Yönümü değiştirdiğim anda arabayı önüme kırıp onlarla birlikte çay içmemi istediler. Ben kabul etmeyince direkt konuya girdiler. Ajanlık teklif ettiler. Kredi kapatma, ev alma, devlette memurluk, para teklifi tarzı şeyler önerdiler. Ben kabul etmedim. Ondan dolayı sürekli kimlik kontrolü yapıyorlar. Talep: Başvurumun kayıt altında kalmasını istiyorum. Olay tekrar ederse hukuki destek istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5 Şubat 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan H. O.: “2015 10 Ekim Ankara Katliamından itibaren ailem ve ben psikolojik baskı görüyoruz. 2016 yılında facebook hesabımın çalınması ile başlayan tehdit mesajları uzun süredir devam etmekte. Daha önce çalıştığım yerde sürekli takip altındaydım. Oturduğum semt içinde ve oturduğum evin önünde araçlar ile bekleyip psikolojik baskı görüyorum. Ablam D. O. 2017 yılında cezaevine girip kısa bir süre içeride kaldıktan sonra yine 2017 yılında tahliye edildi. Ağabeyim R. O. da 2017 yılında cezaevine girip kısa bir süre kaldıktan sonra 2018 yılında yurt dışığı yasağı konularak, 5 yıl ceza verilerek denetimli serbestlik şartıyla tahliye edildi. Ağabeyim Ç. O. 14 Şubat 2017 tarihinde evimize yapılan özel harekât baskınında ben yatağımdan göğsüme silah doğrultulmuş bir şekilde dövülerek kaldırıldım. Evimizdeki herkesi yüzüstü yatırıp ters kelepçe yapıldıktan sonra ayakları ile üstümüze basıp annemin ve ablamın gözü önünde acı çektirmek istediler. Annemin hayır demesi ile anneme el kaldırdılar. Ablamın araya girmesiyle özel harekât polisi ablama “gözlerimin içine bak çünkü ölümün benim elimden olacak” dedi. O sıralarda tam tarihini hatırlamıyorum 2 kez tehdit aldım. Bunlardan biri telefon ile diğeri mesaj yoluyla. “Öleceksin, yanlış yoldasın, peşini bırakmayacağız” dediler. Ardından çok uzun bir süre geçmeden ‘gizli numara’dan birkaç telefon daha aldım. Aldığım mesajlarla numaraları eski telefonumda kaldığı için belirtemiyorum. Ara sıra aldığım tehditlerin sonuncusu instagram üzerinden oldu. “SevilayZ.a” hesabından 28.12.2020 tarihinde gece 02.13 saatinde “ölüm” yazılı mesaj aldım. Onun ardından yine instagram üzerinden “Fatih-DcWings” isimli “fatih1903-vF2002” kullanıcı adlı hesaptan AGB “Devrimci Gençlik Birliğine üye olmak istiyorum” mesajını aldım. 10.01.2021 tarihinde akşam saat 10.04’ten gece 12.02 saatine kadar geçen konuşmanın kayıtlarının hepsi mevcut. Yazdığı yazılar çok şüpheli olduğu için belirtmek istedim. Babamı 10 Ekim 2015 tarihinde kaybettiğimden beri sürekli psikolojik baskı altındayız. Tarihlerini tam olarak belirtemediğim 3 tane baskın daha oldu ve kötü muameleye maruz kaldık. Bugüne kadar yaşadıklarımın bir kısmını yazılı olarak anlatıyorum. Gerekli olduğu vakit sözlü olarak en ince ayrıntısına kadar ifade edeceğim. Canımın tehlikede olduğunu ve hala süren psikolojik baskılardan dolayı iki küçük kardeşimin polislerden korktuğunu ve bunun için dışarı çıkmadığını belirtmek isterim. Gereken neyse yapmaya hazırım. Ama canımın tehlikede olduğunu tekrar söylemek istiyorum ve sözlü olarak kendimi tekrar ifade etmek istiyorum. Olayın takipçisi olmanızı ve gerekenin yapılmasını istiyorum.”

8 Şubat 2021’de Halkın Hukuk Bürosu yaptığı açıklama ile müvekkilleri M. Y.’nin 4 Şubat 2021’de İstanbul’un Sultangazi ilçesinde gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Gazi Karakolu’nda kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan 2 kişinin ajanlık dayatmasına maruz kaldığını, kabul etmemesi üzerine ölümle tehdit edildiğini duyurdu.

12 Şubat 2021’de HDP eski Dersim il yöneticisi K. D.’nin Dersim il merkezine bağlı Kültür köyünde sivil polislerce ajanlık dayatmasına maruz bırakıldığı öğrenildi. K. D.’nin konuya ilişkin basında çıkan açıklamaları şu şekilde: “Kültür köyünde arabadan inen üç sivil polis ‘Gel bizimle çalış’ dedi. Tepki vermem nedeniyle geri adım attılar. Daha sonra vefat eden annemin mezarını yapmak için 18 Mayıs’ta köye gittim. Drone köy üzerinde sabaha kadar gezindi. Amaçları bizi köyümüzden göndermektir. Köyde drone ile merkezde ise beni nerede görseler kornaya basıp gidiyorlar. Başıma bir şey gelecek olursa devlet sorumludur.”

14 Şubat 2021’de basın organlarında yer alan haberlerden edinilen bilgilere göre; 40 yıl önce ayrılmak zorunda kaldığı Mardin’in Midyat ilçesindeki bağlı Kfernas (Çayırlı) köyüne dönmek isteyen 63 yaşındaki ve Êzidî olan S. Ö. isimli yurttaşın, köy korucularının tehdit ve baskısına maruz kaldığı öğrenildi. 1 hafta önce köyde ikamet edeceği evi onardığı sırada, aralarında korucuların da olduğu 6 kişilik bir grubun köyü terk etmesini istediği, karşı çıkması üzerine ise “Devlet biziz” denilerek hakaretlere maruz kaldığı, kafasına silah dayandığı ve darp edildiği, inşa edilen evin duvarının ise kepçe ile yıkıldığı öğrenildi. Olayın ardından Midyat Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu alan Özmen’in saldırganlar hakkında suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi. S. Ö2nün konuya ilişkin basında çıkan açıklamaları şu şekilde: “Yıllardır köyüme yerleşmek için mücadele ediyorum ancak kendilerinin ağa çocukları olduğunu söyleyen kişiler, korucuları da yanlarına alarak, köye girmeme izin vermiyor. Köyde yerimiz olmadığını söylüyorlar. Tapularımız var. Evlerimiz harabe durumda. Evlerimizi onarıp yerleşmek istiyoruz ama izin vermiyorlar.”

16 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanmasını protesto eylemleri ile ilgili olarak 7 Şubat 2021’de gözaltına alınıp tutuklanan ve avukatlarının yaptığı itiraz üzerine 12 Şubat 2021’de tahliye edilen HDP Gençlik Meclisi üyesi M. Ü.’nün gözaltında tutulduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde fiziksel ve psikolojik işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı öğrenildi. M. Ü., basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Emniyette bana Boğaziçi’ne niye geldin, seni buraya kim gönderdi, ne için buradasın, amacın ne, kime çalışıyorsun? Bize yardımcı ol, bizde sana yardımcı olalım’ dediler (…) Yönelttikleri soruların resmi ifade olup olmadığını sorduğumda ise ‘hayır sadece sohbet ediyoruz’ cevabı verdiler. Yaptıklarının suç olduğunu, avukatım gelmeden konuşmayacağımı ve susma hakkımı kullanacağımı söyledim. Bunun üzerine fiziki ve psikolojik şiddet ile işkenceye maruz kaldım.”

18 Şubat 2021’de Ankara’da 3 ayrı olayda Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara il yöneticisi A. A. ile Öğrenci Kolektifleri üyeleri U. B. ve S. B.’nin polis olduğu bildirilen kişiler tarafından GBT uygulaması gerekçesiyle durdurulduktan sonra zorla araçlara bindirilerek kaçırıldığı öğrenildi. Kaçırılma iddialarıyla ilgili olarak Emniyet Müdürlüğü’nü arayan avukatlara polisin “gözaltı ve hastane işleminde gözükmüyor” yanıtı verildiği öğrenildi. Fiziksel şiddete maruz kaldığı bildirilen A. A. aynı gün içinde Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde; tehdit edildiği öğrenilen U. B. aynı gün içinde Ankara’nın Pursaklar ilçesinde; yine tehdit edildiği öğrenilen S. B ise aynı gün içinde Ankara’nın Sincan ilçesinde serbest bırakılı. Konuyla ilgili İnan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında A. A. şunları belirtti: “Birkaç soru soracağız diye arkadaşımdan uzaklaştırdılar. Yaka paça arabaya bindirdiler. İki saat boyunca tehdit ederek, fiziksel şiddet uygulayarak arabayla dolaştırdılar. Bir ara Ankara dışına çıktık. Gölbaşı’nda bir sokakta arabayı yavaşlatıp, durdurmadan ‘defol git’ diyerek arabadan attılar. ‘Arkadaşlarına söyle onları da alacağız. Sokakta dolaşamayacaksınız öldürürüz’ diyerek bizi ölümle tehdit ettiler.”

22 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, A. R. C. (26) isimli bir kişinin 5 Şubat 2021’de Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Kınık beldesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldığı ve götürüldüğü yerde işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı öğrenildi. A. R. C.’nin aynı gün içinde Almus Barajı’nın yakınlarında serbest bırakıldığı bildirildi. A. A. C. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Tokat’ın Almus ilçesi Kınık Beldesi Gevrek Mahallesi Şendere Sokak’tan Görümlü Beldesi’ne gitmek için yaya olarak yola çıktım. (…) Yolda yaya devam ederken yanımda beyaz renkli ‘Renault kangoo’ tipli bir araç durdu. (…) Arka kapılardan ve ön sağ kapıdan yüzleri siyah maskeli üç kişi inerek üzerime saldırdılar. Birisi boğazımı ensemden sıkıp başım aşağı gelecek şekilde araca itelerken diğerleri kollarımı tutarak aracın arka kapısından arabaya girmem için uğraştılar. Ayaklarımı araç koltuğuna dayayarak arabaya girmemek için direnmek istedim fakat o sırada boynumda bir yanma hissederek kendimden geçtim (…) Kendime geldiğimde gözlerim ve kollarım bağlı, üst tarafımdaki elbiselerim çıkartılmış bir şekilde, iki kişi kollarımdan tutmuş karla kaplı bir zeminde yürüdüğümüzü anladım. Yürüme esnasında; ‘Kimsiniz nereye getirdiniz beni?’ diye sordum. Bir tanesi ‘birkaç soru sorup hemen bırakacağız seni, tabii ki sorularımıza doğru cevap verirsen. Yoksa aileni de buraya getirir, burada hepinizi öldürürüz, kimsenin de haberi olmaz’ dedi. Bir iki dakika kadar yürüdükten sonra kapalı bir ortama girdiğimizi kapı açılma sesi ve rüzgarın etkisinin azalması sebebiyle öğrendim. İçeri de sandalye olduğunu düşündüğüm bir şeye oturttular (…) ‘Bize doğruları söyle, söylemezsen seni bırakmayız. Dünya peşine düşse kimse seni bulamaz da kurtaramaz da. Burada bizden başkası yok, burada JİTEM var, burada bin yıllık devlet geleneğini temsil edenler var konuş’ diyerek karnıma vurmaya başladılar. (…) Karın bölgemden, sandalye olduğunu düşünüp sırtımı yasladığım cisme dikenli ince bir metal tel sardılar. Derin nefes aldıkça karnım şişiyor ve teldeki dikenler vücuduma batıp acı veriyordu. Daha sonra bana bazı kişilerin isimlerini sordular. Şahsı tanımadığımı söylediğimde kollarıma naylon olduğunu düşündüğüm cismi damlatmaya başladılar. Konuşmazsam her yerimi delik deşik edeceklerini söyleyerek kollarıma ve omuzlarıma naylon olduğunu düşündüğüm şeyi damlatmaya devam ettiler (…) Karnıma bağladıkları teli biraz daha sıkıp tekrar kollarıma naylon damlattılar. Üzerime soğuk su tuttular, sonrasında tekrar boynumda bir acı hissettim. Gerisini hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde Karadere Köprüsü denen yere yakın Almus Baraj kenarına bırakılmıştım. Kaçırıldığımda üzerime giyinmiş olduğum elbiselerden sadece kazağımı tekrar giydirmişlerdi. Montum ve atletim yoktu. Montumun cebinde cüzdanım; para, kimlik ve banka kartlarım vardı. Hiçbirini bırakmamışlar. Konuyla ilgili Almus Jandarma Karakolu’na şikâyet dilekçesi verdim.”

23 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel’in sosyal medya üzerinden gönderilen mesajlar yoluyla ölümle tehdit edildiği öğrenildi.

24 Şubat 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan X: “…02.2021 Adresinde arabadan indim evime doğru giderken evin sokağının başında 2 kişi benim üzerime geldiler. Polis deyip kafama torba geçirip beyaz bir arabaya koyup 1 saat gittikten sonra başka bir araca geçirdiler. Ondan sonra arabada 1 saat gittik. Arabanın içinde soru sordular, sorularına cevap vermeyince arabanın içinde dövdüler. Ondan sonra arabayı süren kişiye ormana sür deyip ormana doğru gittik. Sonra ıssız bir yere gittik. Diz çök deyip dizlerime vurdular, diz çöktüm. Beni dövmeye başladılar. İlk önce 2 kişiydi sonra 3 kişi olup beni tekrar dövdüler. Sonra bıçağı karnımın üstünden geçirdi. Ajanlık teklif ettiklerinde ben kabul etmedim, tekrar dövdüler. Sonra bana, ajanlığı kabul et seni evine bırakacağız, dediler. Ben de kabul ettim. Beni evin önüne bıraktıktan sonra seslendi “ben seni tekrar rahatsız edeceğim” deyip ben arabadan indiğim gibi basıp gittiler. Zaten 2 aracın plakası yoktu.

26 Şubat 2021’de basında yer alan haberlerden, 23 Şubat 2021’de İzmir’de Halkevleri üyesi 2 kişinin afiş astıkları sırada polis tarafından karakola götürüldüğü ve orada ajanlık dayatmasına maruz kaldıkları öğrenildi.

2 Mart 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan E. G.: “2015 Kobane olaylarından sonra sosyal medya paylaşımlarından dolayı evimize şafak operasyonuyla baskın düzenlendi. Kardeşim 3-4 gün karakolda kaldıktan sonra çıkartıldığı ilk mahkemede beraat ettirildi. Aradan 5 yıl geçtikten sonra 2019 yılında kardeşim tekrar şafak operasyonuyla gözaltına alınırken içeriye giren kolluk kuvvetleri ailedekileri yere yatırıp, evi hukuksuz bir şekilde dağıtmaya çalıştılar. Kardeşime “öldürdüğün çocuğun silahı nerede” deyince kardeşim de “ben kimseyi öldürmedim” demesine rağmen küfür ve hakaretlerle psikolojik işkence yaptılar. Kardeşim 1 seneye yakın cezaevinde kaldıktan sonra çıkarıldığı mahkemede şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Bizim için hayatın kolaylaşacağını beklerken babama kanser teşhisi konması ile vefatının arası 3 ay sürdü. O geçen zamandan sonra sivil şahıslar ne kardeşimi ne de beni rahat bırakmadılar. Tehdit ve psikolojik baskılara maruz bırakıldık. Kardeşim buna dayanamayıp yurt dışına kaçtı. Kardeşim kaçtıktan sonra biz daha çok tehdit ve hakaretlere maruz kaldık. Gecenin geç saatlerinde polis kuvvetleri eve baskın düzenleyip kardeşimin nerede olduğunu sordular. Kardeşim yurt dışına kaçtı dememize rağmen 2019-2021 arasında kardeşimin nerede olduğuyla ilgili evimize baskınlar düzenlendi. “Yalan söylüyorsunuz, kardeşiniz terörist ve onu bulup gereken cezasını çektireceğiz” deyip durdular. Kardeşimin yerini söylemezsek ölüm tehdidiyle kalmayıp ailenizden kim varsa hepsini hapse atarız deyip duruyorlardı. Bu şekilde 2 kez baskın düzenlediler. Kardeşimin evde olmadığını anladılar, bu sefer de sivil görünümlü yüzleri maskeli şahıslar tarafından önüm kesilip araca bindirildim. Aracın içinde psikolojik baskı yetmezmiş gibi işkenceye maruz kaldım. Bir hafta boyunca psikolojik ve fiziksel olarak kendime gelemedim. En son kafamı dağıtmak için işyerinden izin isteyip memlekete gittim. Orada birkaç gün sonra dışarı çıkıp gezeyim dedim. 10.01.2021 gecesi 22,00 civarında eve giderken yanıma beyaz bir araç yanaşıp beni içeri aldılar. Yüzleri maskeli sivil şahıslar beni terörist olmakla suçladılar. “Burada size rahat yok” deyip işkence, şiddet ve küfürlere maruz kaldım. Çölün ortasına beni bırakıp gittiler. Gecenin bir vaktinde yola çıkıp otostopla zar zor kendimi dayımların evine attım. Dayımlar beni öyle görünce sinir krizi geçirdiler. Bu böyle olmaz dedim ve avukata söyledim. Gereken neyse yaparız. 05.09.2019 tarihinde ilkinde siyah araçla oturduğum semtte, evde (Mardin Kızıltepe, Cumhuriyet Mahallesi civarı), oturduğum adreste başıma geldi. Yüzüm yara bere içinde üstüm başım elbiselerim yırtılmıştı. Dayımlar beni evde yaralarımı iyileştirmek için pansuman ve ilaç uyguladılar. Talep: Hak ihlalleriyle hayatımı yaşanılmaz hale getiren kişilerden şikâyetçiyim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

5 Mart 2021’de basında yer alan haberlerden, Ankara’da kaçırılan 3 kişinin Ankara Valiliği’ne dilekçe vermelerinin engellenmesi ile ilgili olarak ABRA Hukuk Bürosu üyesi T. C. isimli avukatın Ankara’da polis tarafından tehdit edildiği öğrenildi. ABRA Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada şöyle denilmiştir: “Bir hafta önce (26 Şubat 2021) öğrenciler yaşananlarla ilgili Ankara Valiliği’ne dilekçe vermek istemişlerdi. Ancak öğrenciler daha Valiliğe ulaşamadan, bindikleri taksi yoldan çevrildi ve gidişleri engellendi. Ankara Valiliği önünde öğrencilerin yaşadığı hak gaspını belgelemek ve hukuka aykırı bu işleme karşı çıkmak için delil toplayan büromuz avukatlarından T. C.’nin etrafı Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sarılmış, telefonuna el konulmaya çalışılmış ve büromuz hedef gösterilerek avukatlığı üzerinden tehdit edilmiştir.”

10 Mart 2021’de İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulanan M. E. şu beyanlarda bulundu: “Mezopotarnya Ajansı’nda Muhabir/Kameraman olarak çalışmaktayım.  Son dönemde cezaevlerinde başlayan açlık grevleriyle alakalı her hafta Çarşamba günü Koşuyolu’nda yapılan basın açıklamasına gazetecilik faaliyetleri dolayısıy1a gitmekteyim. Bugün yine Koşuyolu Parkı’nda yapılan basın açıklaması için, açıklamanın yapılacağı yere ben ve basın çevresinden başka basın çalışanları gelmişti. Konuşmayı yapan grubun çevresi kolluk görevlilerince dairesel biçimde sarılmıştı. Basın çalışanları olarak polis çemberinin dışında, konuşanlara yaklaşık 10 metre mesafeden görüntü çekmeye çalışmaktaydık. Saat 12,30 civarında Milletvekili Remziye Tosun ile konuşurken, polisler yanımıza gelip bölgeden uzaklaşmamızı istediler. Bölgeden daha fazla geriye gitmemiz durumunda çekim yapmamız mümkün değildi. Zaten polislerin amacı da çekim yapmamızı engellemekti. Bizimle konuşan polisler fiziki temas kurarak bize “Uzaklaşın, geriye çekilin, daha geriye çekilin” şeklinde baskı uyguladılar. Biz geri çekildikçe daha fazla uzaklaşmamızı istiyorlardı. Biz yeterince uzaklaştığımızı söyleyince “ne kadar uzaklaşacağını sen karar veremezsin” şeklinde konuştular. “Çekim yapmamızı engelleyemezsiniz” şeklinde itiraz ettiğimizde ise “Sarı basın kartınız yok, çekim yapamazsınız” dediler. Polisin olduğu yerde sarı basın kartının mecburi olduğunu söyleyip, kendilerini çektiğimizi iddia ederek “polisleri çekemezsiniz” dediler. Biz de zaten polisleri çekmediğimizi, gazeteci olarak kamu işi yaptığımızı belirttik. Polisler ise fiziki temasla bizi daha fazla uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Konuşan polis bize karşı bağırarak “daha fazla uzaklaşın, kaldırımın karşı tarafına geçin, bir daha söylemeyeceğim” diyerek tehdit etti. Polislerin tavrı başından itibaren tehditkardı. Bizimle konuşan bir polis vardı, fakat onunla beraber bizi zorla uzaklaştırmaya çalışan başka polisler de mevcuttu. Geriye çekilmeyeceğimiz takdirde, ciddi fiziki müdahaleye maruz kalacağımız belliydi, polis zoru altında çekim yapamayacağımız bir bölgeye kadar geri çekilmeye mecbur kaldık. Biz çekildikten sonra polisler ilk çemberin dışında daha büyük bir çember daha oluşturdular. Polislerce, gazetecilik faaliyetlerimiz engellenerek hak ihlaline sebep olunmuştur. Gazetecilik faaliyetlerimizi engelleyen polislerden şikayetçiyim, derneğinizden hukuki yardım talep etmekteyim.”

12 Mart 2021’de HDP Van İl Örgütü Basın ve Bilgi İşlem Birimi çalışanı S. T’nin, kendilerini “polis” olarak tanıtan kişilerce zorla bir araca bindirildiği ve araç içerisinde darp ve tehditlere maruz kaldığı öğrenildi. S. T’nin konuya ilişkin basında çıkan açıklamaları şu şekilde: “Onları tanımadığımı ve konuşacak bir şeyimin olmadığını söyledim. Zorla araca bindirmek istediler. Yardım çağırmak için bağırınca beni yumruklamaya başladılar. Araca bindirir bindirmez de kapıları kilitlediler. Telefonumu zorla elimden alıp kapattılar. Olay Kanal Yolu üzerinden yaşandı. Belediye Garajı’na kadar götürdüler. İsim yazan yeri kapatarak üzerinde ‘polis’ yazılı kart gösterdiler. ‘Biz seni tanıyoruz, biz devletiz, biz polisiz’ dediler. Yaptıklarının suç olduğunu ve derhal serbest bırakmalarını söylemem üzerine yine hırpalamaya ve tehdit etmeye başladılar. ‘İstersen sana her türlü imkanı sağlarız. Seni memur yaparız’ şeklinde sözler verildi. Hiçbir şey istemediğimi söyledim. Beni bir daha rahatsız etmemelerini söyledim. Bir süre sonra mahalleye yakın bir yerde bıraktılar. Bu sırada Pazartesi gününe kadar bana ‘süre’ verdiklerini söylediler. ‘Ya isteklerimizi kabul edersin ya da senin başına her türlü kötülüğü getirebiliriz. Seni nasıl kaçırdığımız gördün. Biz devletiz, her türlü sana ulaşırız. Ya bizimle çalışırsın ya da seni hep böyle rahatsız ederiz’ dediler”

12 Mart 2021’de, 28 Ocak 2021’de eksik evrak gerekçesiyle çağrıldığı Mardin İl Göç İdaresi Müdürlüğü’nde kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişiler tarafından yapılan ajan olma dayatmasını kabul etmeyen A. E. S. isimli Suriye vatandaşı mültecinin ‘örgütle bağlantısı olduğu’ iddiasıyla gözaltına alındığı ve sınır dışı edilmek üzere Antep’te bulunan Geri Gönderme Merkezi’ne götürüldüğü öğrenildi. Mardin İl Göç İdaresi’nin sınır dışı etme kararını avukatlara vermemesi nedeniyle A. E. S’nin durumuna ilişkin Mardin Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılan başvurunun “eksik evrak” gerekçesiyle reddedildiği öğrenildi. Ret kararı üzerine avukatlarının Anayasa Mahkemesi’ne tedbir karar talebiyle bireysel başvuruda bulunduğu öğrenildi.

16 Mart 2021’de Diyarbakır’da Munzur Üniversitesi öğrencisi ve HDP Gençlik Meclisi üyesi Ö. F. K.’nın Dağkapı Meydanı’nda polisler tarafından kaçırılarak alıkonulduğu ve kendisine ajanlık dayatmasında bulunulduğu öğrenildi. Ö. F. K.’nın konuya ilişkin basında çıkan açıklamaları şu şekilde: “Dersim’de bazı siyasi davalarım vardı. Beni durduran bu kişiler, hakkımda savcılığın gözaltı kararı verdiğini söyledi. Bende kararı görmek istedim fakat bana ‘arabada kararı gösteririz” dediler. Avukatıma haber vermeden kendilerine gelmeyeceğimi, dava ile ilgili de daha önce ifade verdiğimi söyledim. Bunun üzerine arabada duran bir kişi araçtan inerek elimdeki telefonu almaya çalıştı. Bunun üzerine diğer bir kişi ‘Tamam sakin ol zaten kaçırmıyoruz, remi olarak gözaltına alacağız’ dedi.  Avukatıma gözaltına alınacağımı söyledim, o da tamam ben de adliyeye geçiyorum dedi. Ben bu kişilerden kimliklerini de istedim ama bana göremeyeceğim bir şekilde uzatıp geri çekti. İsmini bile göremedim. Bu sırada aramızda biraz arbede çıkınca insanlar etrafımıza toplandı. Tartışmayla beraber arabanın yanına kadar gelmiştik. Daha sonra arabaya bindirdiler beni… ‘Ne polisi ne emniyeti, biz devletiz. Devletin gerçek sahibi olan istihbarattanız’ dediler. Bana sorular sormaya başladılar. Ben de cevap vermedim. Şu an dava aşamasında olan dosyalarım üzerinden tehdit ettiler. ‘Burada da dosyaların olabilir, istersen dosyalarını iki dakikada silebiliriz. Üniversiten var, seni istersen hemen mezun edebiliriz. Maddi ve manevi her türlü destek olabiliriz. Devlet olarak çok yetkimiz var. İstediğimiz kişiyi yaşatabiliriz’ dediler.”

17 Mart 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan Ö. Y. “15.12.2009 tarihinde DTP gençlik kollarında çalışma yürütürken tutuklanıp ceza aldım. 11 sene cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldum. Lakin tahliye sonrası yaşam olanaklarım her açıdan (ekonomik, siyasal vs) ciddi bir zorluk içinde geçti, geçiyor. Politik kimliğimi, insani kimliğimi vb hiçbir şekilde rahat, özgür yaşam olanaklarına sahip olamadım. Temmuz 2020’de cezaevinden tahliye olduktan kısa bir süre sonra sivil polisler tarafından ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldım. Yine telefonlarım dinlenmekte olup sürekli sosyal, siyasi, ekonomik açıdan baskı altında tutulmaktayım. Sivil ve yasal bir çalışma olan kadın çalışmasını dahi yürütememekteyim. Keza ben tahliye olduktan 1 hafta kadar sonrasında babama akciğer kanseri teşhisi (3. Derece) konuldu. Aileme ekonomik anlamda da bir yardımda, dayanışmada bulunamadığım gibi yaşadığım baskılar vb onların psikolojilerini ve sağlıklarını daha da kötü yaparak var olanı derinleştirmektedir. Demem o ki hiçbir anlamda özgür olamamakla birlikte ciddi zorluklarla mücadele etmekteyim. Yuvarlak hesapla 11 yıl Bakırköy Cezaevinde, Gebze ve Şakran cezaevlerinde kaldım. Gebze-Kocaeli cezaevindeyken, 2017 yılında, yaşadığım bir rahatsızlıktan ötürü dış hastaneye sevkim yapıldı. Hastaneye götürüldüğüm gün komutanlar tarafından darp edilip, hakarete uğradım. Sebep tabi ki politik kimliğim. Darp edilmem üzerine tedavi olmayı reddedip darp raporunu alarak cezaevine götürülmeyi istedim. Cezaevine gittikten sonra yaşadığım olay üzerine suç duyurusunda bulundum. Lakin sistemin adaletsizliği nedeniyle ceza mağdur olana yani bana kesildi. Hakaret ve tehdit üzerinden verilen ceza Yargıtay tarafından hakaret onandı, tehdit bozularak yerine görevini yaptırmama üzerinden yeni bir dosya açıldı. Şimdi 2 ayrı görülen dava dosyam var. Talep: Başvurumun kayıtlarınıza işlenmesini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

23 Mart 2021’de R. A., İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda “Reşit birey olmasına rağmen usulsüzce polis aramasına maruz kaldığını, yalnızca şahsını değil ailesini de aradıklarını, ailesini aradıklarında; ‘bir göz altısı olduğunu, buna rağmen 8 Mart’a korkmadan katılım sağladığını, şu anlık masun adımlar gibi olsa da kadın mücadelesi adı altında ziyaret ettiği dernek ve örgütlenmelerin kendisini teröre çekeceğini ve kendisinin ailesi tarafından durdurulmasının şart olduğunu’ söylediklerini, daha uzun konuştuklarına emin olduğunu ve ailesinin kendisine anlattıklarının bu çerçevede olduğunu, ailesinin böyle bir durumda tüm hayatını etkileyecek baskılar uygulamaya kalkışabilecek bir durum yaratılabileceğini ve esasen izin verip güçlü durmasa çoktan tüm özgürlüğünün elinden alınabileceğini, ne yazık ki tek aranan tek kişinin kendisi olmadığını, bu aramalar sonucunda oluşabilecek tehlikelerin, aile içi şiddete neden olacak durumların büyüklüğünün de farkında olduğunu” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

24 Mart 2021’de B. İ. İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda “19.03.2021 tarihinde saat 20:00 civarında işten eve döndüğünü, otobüsten eve doğru yürüdüğünü, evinin olduğu Tuzluçayır Mahallesi 299. Sokağın köşesinde bir adamın kendisini çevirdiğini, GBT yapılacağını söyleyerek kimliğini istediğini, kendisinin de kimliğini verdiğini, kendisine ‘aradıkları bir kişiye bezediğini’ söylediklerini, kendisini çeviren kişinin arabadaki kişiye kimliği verdiğini ve sosyal medya ile sorun olduğunu, 5 dakika ifade vermesi gerektiğini söylediklerini, 2 kişi önde 2 kişi de arkada arabayla tren kenarına çektiklerini, götürdükleri yerde ancak bir iki kişinin olduğunu, daha sonra ‘ara ara insanlara böyle şeyler yaptıklarını, kendisini korumak istediklerini’ söylediklerini, akrabalarının ismini, arkadaşlarının ismini, Emek Gençliğinin ve Emek Partisinde bazı kişilerin isimlerini söylediklerini, ‘eğer onları korumak istersen bize ulaşabilirsin’ dediklerini, kendisi ise kabul etmediğini söyledikçe bir kez daha görüşmek için ısrar ettiklerini, ancak kendisi de ısrar edince arabayla aldıkları yere bıraktıklarını” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

25 Mart 2021’de İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulanan A. P., şu beyanlarda bulundu: “18.03.2021’de gündüz saat 13.00-14.00 arasında Cizreden Silopiye gidiyorduk. Araçta arkadaşımla seyahat ediyorduk. Cizre ilçesi çıkışında polis aracımızı durdurdu. Daha önce aracımıza binip inen, benim şahsen tanımadığım bir kadını sordular. “Nerde indirdiniz?” diye sordular.  Ben, tanımadığımı söyledim. Aracı kullanan arkadaşım, arkadaşı olduğunu ziyarete geldiğini, az önce araçtan indiğini söyledi. Daha sonra polisler kimliklerimizi aldılar. Bir süre sonra polislerden biri bana “ifaden var, emniyete gideceğiz” dedi. O esnada benden telefon şifremi istediler. Vermeyeceğimi söyledim. Neden vermediğimi sorduklarında, içinde özel bilgilerimin olduğunu, dolayısıyla vermek istemediğimi belirttim. Arkadaşımla alakalı bir şey demediler. Önce hastaneye götürdüler beni. Ardından beni Cizre TEM şubeye götürdüler.  Beni ilk aldıkları andan itibaren ellerim önden kelepçelendi. Beni binanın giriş kapısının önünde indirdiler. Yaklaşık on polis vardı orada. İçeride telefonumu tekrar getirdiler. Şifremi girmemi istediler. İçinde özel fotoğraflarım var açmam dedim. Bunun üzerine muhatap olan polis bana hakaret edip yüzüme tokat attı. Dizlerimin üstüne zorla çöktürdüler. Ben çöktükten sonra polisler bana tekme, tokat, kafamı duvara vurma şeklinde şiddet uyguladılar. Bunu oradaki tüm polisler yaptı. Sırasıyla vuruyorlardı bana. Yaklaşık 25 dakika boyunca bu şekilde dövdüler beni. Burnum kanamıştı. Burnum ve kafamın şiştiğini farketmiştim. Kendi aralarına, “bunu Ağa’ya götüreceğiz, bu işi Ağa çözecek” diyorlardı. Aşağıda 45 dakika gibi bir süre kaldıktan sonra beni, hatırladığım kadarıyla 2 veya 3 kat yukarı çıkardılar. Orada da neden telefon şifremi vermediğimi sordular. Aynı cevabı verince, içlerinden biri “Onu aşağı götürün tecavüz edin” dedi. Ardından beni bir kat aşağı götürdüler. Orada beni odaya koydukları gibi yere attılar. 5-6 dakika boyunca şifremi istediler, ben her ret ettiğimde yüzüme vurdular. Telefonla örgütle konuştuğumu söylüyorlardı ama ben kesinlikle ret ettim bu ithamları. Sonrasında biri bana soyunmamı söyledi. Ellerim kelepçeli olduğu için onlar beni soydu. Pantolonumu ve iç çamaşırımı ayakkabıma kadar indirdiler. Gömleği de kafama kadar kaldırdılar. Beni soyduktan sonra pet şişedeki suyu üstüme boşalttılar.  Beni dizlerimin üstüne çöktürüp polislerden biri ayağını sırtıma bastırıyordu, doğrulamıyordum. İçlerinden biri “elektriği getirin” dedi. Kulağıma fişin prize takıldığı ses geldi. Çok kısa bir süre çok az etkili bir elektrik akımı hissettim vücudumda. Ardından elektriği kapatıp kabloyu vücudumda dolaştırıyorlardı. İçlerinden biri “soda şişesini getirin, şişeyi sokacağız ona” dedi, başkası “krem getirin” diyordu. Krem bulamadıklarını söylediklerini duydum. “Fotoğraf çekeceğiz, twittera atacağız, adını şişeci koyacağız” diye konuşuyorlardı. Yüzüm yere dönüktü. Gömleğimle de yüzümü kapatmışlardı. Şişeyi anüsüme temas ettirdiler, 10 saniyeden daha fazla süre orada kaldı. Fotoğraf çektirdiklerini zannediyorum. Sonra tekrardan bana vurmaya başladılar. Ardından hepsi odadan çıktı. Ardından biri gelip “kalk ulan üstünü giy” dedi. Giyindikten sonra beni nezarete koydular. Dört gün boyunca gözaltında kaldım. Her gün Cizre Doktor Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesine rapor için beni götürdüler. İlk gün gittiğim doktora ağrılarımı söyledim, yaralarımı gösterdim. Doktor rapora yazmadı. İki ve üçüncü gün de gittiğim farklı doktorların tavırları aynı oldu. Son gün savcılığa çıkmadan önce götürüldüğüm doktor, benimle ilgilendi, şikayetin ve yaran varsa yazacağım dedi. Bu doktor şikayet, ağrı, darp izi ve yaralarımı rapora yazdı. Kaburgamda hala ağrı vardır. Sol omzum, sağ diz kapağımda ağrı vardır.  Başımda şişlik oluşmuştu şu an inmiş durumda, sol kalçamda morluk da vardı. Sağ ve sol el bileklerimde yaralar oluştu. Ve vücudumun birçok yerinde maruz kaldığım işkenceden dolayı hala ağrı ve yaralar mevcuttur. 22.03.2021’de hakimlikçe serbest bırakıldım. Bana işkence uygulayan polislerden şikayetçiyim. Bu hususta derneğinizden hukuki yardım talep etmekteyim.”

25 Mart 2021’de Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan K.H. gardiyanlar tarafından cezaevi müdürü ile görüşme gerçekleştirileceği beyanıyla, bulunduğu koğuştan alınarak götürüldüğü odada kendini istihbaratçı olarak tanıtan üç kişi tarafından ajanlık dayatmasına maruz kaldığı iddia edildi. Tutuklu ailelerinden edinilen bilgilere göre, Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kemal Hüseyin, geçtiğimiz günlerde müdürle görüşüleceği gerekçesiyle gardiyanlar tarafından bir odaya götürülerek, kendini istihbaratçı olarak tanıtan 3 kişi tarafından ajanlık dayatmasına maruz bırakıldı. Söz konusu 3 kişinin, kendilerine yardım etmesi halinde tutuklu Kemal Hüseyin’e “Bizde sana yardımcı oluruz” şeklinde beyanlarda bulunduğu ifade edildi. Ajanlık dayatmasını kabul etmeyen tutuklu K. H.’nin, odayı terk ettiği ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi.

25 Mart 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan A. S.: “22 Şubat 2021 Pazartesi günü Üsküdar’da Capitol AVM’nin önünde saat 11.00-12.00 arası polis yelekli bir sivil polis bana doğru geldi ve ‘kimlik alabilir miyim’ dedi. Ben de kimliğimi verdim ‘buyurun’ dedim. Kimliğimi yanındaki polis arkadaşına verdi. Polis arkadaşı kimliğimi alıp endi arabalarının yanına gitti. Arabanın yanından bana doğru geldi ve elime birden kelepçe taktı ve ‘aranman var, gidiyoruz’ dedi. Ben daha ‘ne araması’ dememe kalmadan arabaya bindik. Araba emniyet şeridinden gidiyordu. Yolda giderken bana Sultanbeyli gençlik çalışanlarının resimlerini gösterdiler. ‘Bunları tanıyor musun’ diye sordular. Ben de HDP İlçe binasında gördüğümü söyledim. Bana ‘sen HDP’ye bunların yanına gidip bize bilgi getireceksin’ dediler. Ben de ‘benim böyle şeylerle işim olmaz’ dedim. Onlar da ‘eğer yapmazsan senin kafana sıkarız, bir yere atarız’ dediler. Ben babamı arayacağımı söyledim ve cebimden telefonumu çıkardım. Telefonu zorla elimden aldılar. Hem sağımda hem solumda oturan polisler beni tokatlamaya başladılar. Sonra ‘maaş veririz, iş buluruz, çay paran var mı, seni biz evlendireceğiz, düğününe geleceğiz’ tarzı şeyler söylediler. Ben de ‘benim işim de var, param da var, bir şeye ihtiyacım yok’ dedim. Sonra tehditkâr bir şekilde polislerden biri şoför polise ‘sür arabayı ormana, sür’ dedi. Arabayı Polonezköy tabelasının olduğu ormanlık bir yere sürdüler. Sürekli ısrar ediyorlardı, ‘sen yapacaksın’ tarzı şeyler söylüyorlardı. Ben de ‘partiye gitmiyorum’ dedim. Polisler de ‘eğer istersen söylersin’ dediler. Onların elinden kurtulmak için ‘söylerim’ dedim. Arabayı geri çevirdiler. Capitol AVM’nin bir arka sokağında beni bıraktılar. Bırakmadan önce kimliğimin fotoğrafını çektiler. Polislerden biri ‘benim adım Poyraz, ben 36 yaşındayım, Mardin Midyatlıyım, seninle iletişime geçeceğim’ dedi. Elimdeki kelepçeyi çıkarıp beni serbest bıraktılar. Bıraktıkları yer Capitol AVM’nin bir arka sokağıydı. Beni aldıktan yaklaşık 1-1,5 saat sonra bıraktılar.”

30 Mart 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyesi Ç. A.’nın 29 Mart 2021’de Diyarbakır’da bir polis aracına bindirilerek ajan olmaya zorlandığı öğrenildi.

12 Nisan 2021’de Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı M. B., muayene sırası almadan Osmaniye Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi Uzmanı Doktor K. G. G.’nin odasına girmiş ve muayene olmak istemişti. Basında yer alan haberlerde, reddedilmesi üzerine M. B.’nin doktoru tehdit ettiği belirtilmişti. Doktor K. G. G. savcının talimatı üzerine hakaret suçlamasıyla savcılıkta ifade vermişti. K. G. G. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Başka bir hastayı muayene ederken kapı şiddetli bir şekilde çalındı (…) ‘Ben başsavcıyım’ diyerek içeri giriş yapmış. Ben hastanın işini bitirdiğimde beni acilden aradılar. Acilden arandıktan sonra tam telefonu kapattığım an ‘Bana bakacak mısın?’ diye biri seslendi. Kendisine dönüp ‘Sorun neydi?’ dedim. Kendisi, başka bir hekim arkadaşımıza daha önce muayene olduğunu, kontrol zamanının olduğunu, kontrolünün yapılmasını istediğini söyledi. Bu işlerde ilk doktorunuz kimse ondan randevu almanız lazım dedim. Durumunuz acil değil diye belirttim. ‘Bana akıl verme, bana bakacaksın’ diye bir girişimde bulundu (…) Sesini yükseltip parmak sallamaya başladı. Normal yolla konuşmama rağmen bana ‘bağırarak konuşma’ demeye başladı. ‘Beyefendi, sizinle diyalog kuramıyorum’ deyip odadan çıkıp gittim. Geri döndüğümde bir baktım ki bizim polikliniğimiz kapanmış. ‘Bakın, diğer hastaların işini yapmamızı engelliyorsunuz, nüfuzunuzu kullanarak diğer hastaların sağlık hakkını işgal ediyorsunuz’ dedik. Sinirlendi, bağırmaya, parmak sallamaya başladı. Hastalara bakarken öğrendim ki mevcutlu bir şekilde karakoldan isteniyormuşum (…) ters kelepçeyle sorguya götürülmem gerekiyormuş. Ben hastanede bu arada nöbetçiydim. Hastanede nöbetimi bırakıp gitmek zorunda bırakıldım.” Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı ise yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Cumhuriyet Savcısı M. B.’nin kendisini tanıtarak randevusunu hatırlatmasına rağmen nöbetçi doktorun muayene odasından ayrılarak tedaviden kaçınıp güvenlik görevlilerine aşağılayıcı şekilde M. B.’nin dışarı çıkarılması talimatını verdiği, tedavi olmaksızın hastaneden ayrılan Cumhuriyet Savcısı M. B.’nin şikayeti üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızca nöbetçi doktor hakkında hakaret suçundan soruşturmaya başlanılmıştır. Nöbetçi doktor, aynı gün Başsavcılığımızca şüpheli sıfatıyla ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır. “Savcı M. B. hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından inceleme başlattığı öğrenildi.

15 Nisan 2021’de basında yer alan haberlerden, Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Zorova kırsal mahallesinde duvara yazılan “Yaşamı uğruna ölecek kadar çok seviyoruz” yazısı nedeniyle jandarmanın köydeki gençleri köy meydanında topladığı öğrenildi. Haberde jandarmanın bir kişiye fiziksel şiddet uyguladığı ve buna tepki gösterenlerin de hakaret ve tehditlere maruz kaldığı belirtildi. Jandarmanın 10 kişiyi ilçe merkezine götürdüğü, daha sonra onları kırsal mahalleye geri getirdiği ve bu süre içinde bu kişilerin tehdit ve hakaretlere maruz kaldığı bildirildi.

15 Nisan 2021’de Diyarbakır’ın Lice ilçesi kırsal alanında başlatılan askeri operasyon sırasında Karahasan kırsal mahallesine bağlı Eminoğlu mezrasında yapılan ev baskınlarında evde bulunanların fiziksel şiddete maruz kaldığı öğrenildi. Mezrada yapılan ev baskınlarında 4 kişinin fiziksel şiddet kullanılarak gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler: B. A. Ve E. Ö. Eminoğlu mezrasında yaşayan bir kişi basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Evimize baskınlar yapılıp arama yapıldı. ‘Burada tek bir askerimize bile bir şey olursa gerisini siz düşünün’ diye tehdit edildik. Yanımızda çobanlık yapan 18 yaşındaki B. A. hiçbir gerekçe gösterilmeden kelepçelenerek gözaltına alındı. Bu sırada darp edildi.”

15 Nisan 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan F.G. “Bursa İnegöl’de mobilya sektöründe işçiyim. Bu sabah ben işteyken evime resmi polisler gelmiş. Babamın telefonundan beni aradılar ve “ifaden var, İnegöl TEM’e git” dediler. Ben işten çıkıp eve geldim. Bu arada barodan bir avukat ayarladım birlikte gidip ifade vermek için. Eve gelince bu sefer de 0432 388 35 25 numaralı telefondan arayarak “ifaden yok, gitme” dediler ve ev adresimi, ne iş yaptığımı, iş adresimi sordular. Bu numaranın altında zaten Van Emniyet diye çıkıyor. Zaten 3-4 yıldır sürekli rahatsız ediliyorum. Daha önce Zonguldak’ta çalışırken de takip ediliyordum, telefonumu arayıp baskı yapıyorlardı. Erciş’ten bazı avukatlarla görüşmüştüm, bu durumu takip etsinler diye. Ama onlar bu tarz davalara bakmıyoruz diye kabul etmediler. Ne yapacağımı bilmiyorum. Yarın savcılığa gidip hakkımda soruşturma var mı diye dilekçe vermeyi düşünüyorum. Bana bir yol gösterin” şeklinde beyanda bulunmuştur.

21 Nisan 2021’de basında yer alan haberlerden, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasını protesto etmek için yapılan eylemler sırasında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan bir kişinin, adli kontrol şartı kapsamında imza vermek için gittiği İstanbul’un Sarıyer ilçesindeki Fatih Sultan Mehmet Karakolu’nda polisin fiziksel şiddetine maruz kaldığı ve tehdit edildiği öğrenildi. İsmini açıklamak istemeyen bu kişi basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Binaya girerken sırtımda çantam vardı. İçeri girerken bir polis çantamı tuttu ve geriye doğru itti. Kim olduğumu sordu, ‘Çantanı çıkar’ dedi. Ben de corona nedeniyle dokunmaması gerektiğini söyledim. Sonra çok sinirlendiler ve bütün polisler dışarı çıkmaya başladı. Yaklaşık 10 polis üzerime geldi, boynumdan tutup ittiler. Yaka paça sağa sola çekiştirdiler. Sonra başka bir polis geldi, uzun namlulu silahıyla karnıma vurarak itti ve sol yanağıma çok sert bir tokat attı. Tokat o kadar sertti ki savruldum. Arkadaşım araya girmeye çalıştığında onu kenara çekip ‘Burada kimse kimseye tokat atmadı’ diyerek onu tembihlediler. Amirleri geldi sonra. O da beni daha önce kulağımda kulaklıkla karakola girdiğim için vurmakla tehdit etmişti. Amir beni tanıdı ve ‘Seni duvara yaslarım, arkanı döndürürüm ve her tarafını ararım’ dedi. Daha sonra da yaka paça beni binadan attılar.” Söz konusu kişinin hastaneden şiddet gördüğüne dair rapor aldığı ve savcılığa suç duyurusunda bulunacağı öğrenildi.

24 Nisan 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan H. G.: “Uzun zamandır HDP içinde çalışıyorum. Şu anda da Sancaktepe HDP’de çalışıyorum. 2019’da tutuklanmıştım, 3,5 ay kadar hapishanede kaldıktan sonra tahliye oldum ve tekrar HDP’de çalışmaya başladım. Geçen hafta Salı ya da Çarşamba günü cep telefonumdan, adının Emre olduğunu, polis memuru olduğunu söyleyen biri aradı. Bir tebligat olduğunu, emniyete gidip bir imza vermem gerektiğini söyledi. Öğleden sonra saatleriydi, çünkü bana telefonda, şu an yemekteyiz saat bir buçukta gel dedi. Kızıma haber verdim. Kızımla birlikte Sancaktepe emniyete gittik. Kızımı içeri almadılar. Beni, 3 kişinin bulunduğu bir odaya aldılar. Beni önce tehdit ettiler. Beni tekrar tutuklayabileceklerini söylediler. En üst düzey polis olduklarını, onlardan üstte kimse olmadığını söylediler. Devlete yardımcı olursam onların da bana yardım edeceklerini, HDP’de konuşulanları, yapılanları bildirirsem bana yüksek miktarda ( 10 bin, 20 bin lira gibi) para ödemeleri yapacaklarını söylediler. Kızımın, çocuklarımın, torunlarımın da rahat edeceğini söylediler. Ben, böyle bir şeyi kabul etmeyeceğimi söyleyince, seni tekrar arayacağız dediler. Beni aramayın, arasanız da gelmem dedim. Sen biraz düşün dediler. Ben, düşünecek bir şey yok, aramayın dedim ve oradan çıktım. Talep: Şikâyetçiyim, suç duyurusu ve basın açıklaması talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

27 Nisan 2020 tarihinde Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesinde Yeni Yaşam Gazetesi dağıtımcısı M. B. isimli yurttaşın, sivil giyimli polisler tarafından tehdit ve ajanlık dayatmalarına maruz kaldığı öğrenildi. Bağlar ilçesinde bulunan bir alışveriş merkezinin otoparkına götürülen M. B.’nin basında çıkan açıklamaları şu şekilde: “Otoparkta polisler bana ‘neden gazete dağıtıyorsun? Kim sana bu gazeteleri veriyor? Nereden ve kimlerden temin ediyorsun?’ dedi. Ben de yasal bir gazete, işe ihtiyacım var ve dağıtımı da ekonomik kaygılarla yaptığımı söyledim. Bu söylemim ardından başka yollardan da iş yapabilirsin, bize çalışabilirsin dediler.”

27 Nisan 2021’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Ermeni Soykırımı ile ilgili sosyal medya paylaşımı nedeniyle İstanbul bağımsız milletvekili Ü. Ö. tarafından “Çok memnun değilsen çek git cehennemin dibine. Talat Paşa vatansever Ermenileri değil senin gibi arkadan vuranları sürdü. Sen de zamanı gelince bir Talat Paşa deneyimi yaşayacaksın ve yaşamalısın” şeklindeki sözlerle sosyal medya üzerinden tehdit edildi. Basında yer alan haberlerden, Ü. Ö. hakkında tehdit, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve ayrımcılık iddialarıyla suç duyurusunda bulunulduğu öğrenildi.

29 Nisan 2021’de Emek Partisi (EMEP) Malatya İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, partinin Battalgazi ilçe yöneticisi B. G.’nin katıldığı 1 Mayıs çalışmaları sırasında tehdit edildiği duyuruldu. Açıklamada, polisler tarafından B. G.’ye “EMEP’ te seni en önde koşturuyorlar. Başına çok iş gelir. Böyle şeylerde Valiliğe izin yaz. Geçenlerde de Şerif beyle beraberken sana ceza yazmadık. Faaliyet yürütürken yanında başka kimler vardı” denildiği belirtildi. 

30 Nisan 2021’de basında yer alan haberlerden, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutulan R. B. isimli mahpusun infaz koruma memurları tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi.

2 Mayıs 2021’de Bingöl’ün Karlıova ilçesinde R. Ö. isimli bir kişinin çocuğunu kovaladığı gerekçesiyle tartıştığı Uzman Çavuş F. K.’nin fiziksel şiddetine maruz kaldığı ve ölümle tehdit edildiği öğrenildi. R. Ö.’nün maruz kaldığı şiddet sonucu yüzünden yaralandığı bildirildi. R. Ö. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Komşularımızla birlikte evimizin önünde oturuyorduk (…) Birden apartmanın içinde bağırma sesini duyduk. Çocukları kovalayan biri vardı. Çocukların hepsi kaçınca benim çocuğum da koşarak yanıma geldi. Uzman çavuş F.  K., çocukları ‘sizi burada görürsem hepinizi öldürürüm’ diye tehdit ediyordu. Ben de ‘oğluma bağıramazsın, kızamazsın’ deyince Ferhat K, ‘Oruçlu oruçlu asabımı bozmayın öldürürüm sizi’ diyerek üzerime yürüdü. Üzerime saldırdı ve boğazımdan tutup ‘seni öldürürüm’ demeye ve bana vurmaya başladı (…) Burnuma aldığım darbeyle kan gelmeye başladı.” Basında yer alan haberlerde, hastaneden maruz kaldığı fiziksel şiddeti belgeleyen bir rapor aldıktan sonra F. K. ile ilgili uzaklaştırma kararı aldıran R. Ö.’ye gittiği polis karakolunda polisin “Elimizden bir şey gelmez. Eve gelmesini engelleyemezsiniz” dediği belirtildi. 3 Mayıs 2021’de F. K.’nin gözaltına alındığı öğrenildi.

7 Mayıs 2021’de Urfa’nın Suruç ilçesinde gözaltına alınan F. B. isimli bir kişinin götürüldüğü Urfa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı öğrenildi. F. B. maruz kaldığı işkence ve diğer kötü muameleye ilişkin avukatına şunları belirtti: “7 Mayıs 2021’de sabah saatlerinde evimden gözaltına alındım. TEM şubeye getirildim. TEM’in ikinci katına çıkarıldım. Bir bez parçası ile gözlerim bağlanarak bir odaya alındım. Seslerden anladığım kadarıyla odada 3-4 kişi vardı. Dizlerimin üstüne çökmemi istediler, iddia edilen suçları kabul etmem için sözlü ve fiziki şiddet uyguladılar. İz bırakmayacak şekilde kafa ve diğer bölgelere tekme tokat şeklinde fiziki şiddet uyguladılar. Onur kırıcı, ağza alınmayacak küfürler ettiler. Hepsi aynı anda konuştuğu için kimin küfür ettiğini anlayamadım. ‘Suçu kabul etmezsen burada çürüyeceksin’ şeklinde tehditlerde bulundular. Daha sonra gözlerim açıp nezarethaneye götürdüler. 9 Mayıs’ta da aynı odaya götürüldüm. Kapının önünde gözerimi bağlayıp içeri aldılar. Odada sadece bir kişinin sesini duydum. Gözlerimi açıp bana bir fotoğraf gösterdi. Gösterilen kişiyi tanımıyorum dememe rağmen ‘tanıyorsun kabul et yoksa burada çürüyeceksin’ dediler. Şiddet uygulamakla, eşim ve çocuklarımla tehdit ettiler. Suçu kabul etmem adına ikna edici konuşmalarda bulundular. Sonra tekrar nezarethaneye götürdüler.” 12 Mayıs 2021’de mahkemeye sevk edilen F. B.’nin Urfa 3. Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgusu sırasında avukatının işkence ve diğer kötü muamele iddialarına ilişkin Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulması talebinin reddedildiği öğrenildi. F. B. mahkeme tarafından tutuklandı.

20 Mayıs 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyesi C. A.’nın 18 Mayıs 2021’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından tehdit edildiği ve ajan olmaya zorlandığı öğrenildi. Kendisini kargocu olarak arayan ve bulunduğu otobüs durağına gelen kişilerin, daha sonra emniyetten geldiklerini söylediklerini belirten C. A. basında yer alan açıklamalarında şunları ifade etti: “Bir nevi beni tehdit ettiler. ‘Bir gün bizimle işbirliği içerisine girebilirsin, o zaman yine arkadaşlarınla görüşebilirsin. Ama bunu bize bildirmelisin. Sana maddi manevi her şekilde yardım edebiliriz’ dediler. (…) Bunları kabul etmeyince ‘Böyle devam edersen bir gece ansızın evinden alınırsın’ diyerek tehdit ettiler”.

27 Mayıs 2021’de İHD Genel Merkezi’ne başvuruda bulunan Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri L. T. Şu beyanlarda bulunmuştur: 24 Mayıs 2021 tarihinde ailemi ziyaret için Ankara’ya geldim. Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminalinde (AŞTİ) kendilerini “istihbarat” olarak tanıtan 5 kişi tarafından plakasız bir araca bindirilerek 2 saat boyunca zorla alıkonuldum. Araçta bana “bizimle çalış seni örgütte üst kademelere taşıyalım, seni daha saygın bir insan haline getirelim” diyerek ajanlık teklif ettiler.”

25 Mayıs 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan M. Ş. U.: “20 Mayıs 2021 Perşembe günü Filistin’deki katliamlara yönelik Sarıgazi Demokrasi Caddesinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklaması sonrasında keyfi kimlik uygulaması yapmak istediler. Basın açıklamasının yasal olmadığını dile getirilerek anında konuya müdahil olamadan işkenceyle gözaltına alındık. Karakola girdiğimizde ilk etapta kaba dayakla başlayıp sonrasında cinsel içerikli küfürlerle taciz etmeye başladılar. Hastaneye kadar bu süreç işledi. Hastaneden sonra kalekola götürüldük. Avukatımızla görüşürken arkadaşımın telefonunu elinden alarak incelerken tepki göstermemiz üzerine bizi bir odaya götürerek yarım saat aralıksız kaba dayak uyguladılar. Yarım saatin sonunda bizi yere yatırarak “sizi öldürürüm, tecavüz ederim” diyerek kaba dayağa devam ettiler. Bizi bir saat boyunca ellerimiz kelepçeli yerde bekletildik. Sonra kalekoldan çıkartılarak Sancaktepe İlçe Emniyete götürüldük. Orada kendilerini TEM ci olarak adlandıran bir grup bizleri aynı anda farklı odalara sokarak ajanlaştırmaya yönelik iletişim kurmaya çalıştılar. Odaya ilk girdiğimde “nasılsın iyi misin” dediler. Cevap vermeyince “ dilini mi yuttun” dediler. Bizleri tanıyor musun dediler. Cevap vermeyince senin kim olduğunu biliyoruz, neden konuşmuyorsun, kedi gibi kuyruğunu içine sokmuşsun dediler. Odada benim dışında 3 şahıs vardı. Şahıslardan biri “bence savunduğun ideolojinin altı boş” dedi. Bir diğeri bak dedi devletin iki yüzü var. Bizler iyi olan yüzüyüz, bizimle konuşmazsan kalekoldaki yüzüyle sizleri baş başa bırakacağım diyerek devam ettiler. Konuşmayacak mısın dediler. Cevap vermeyince son olarak yaşımı sordular. Yaşını söylemeyecek kadar aciz misin dediler. Cevap vermediğim için çık buradan dediler ve iyi düşün dediler.  Bir gün nezarette kaldıktan sonra savcılığın kapısına kadar kelepçelerimiz sökülmedi ve savcılıkta serbest bırakıldık.

25 Mayıs 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan H. T.: “1 Mayıs günü toplanma hakkımı kullanmak üzere Sarıgazi’deydim. Polis bir uyarıda bulunmadan kitleye saldırdı ve beni yere yatırarak ters kelepçe ile gözaltına aldı. Sonra havaya ateş açtı, kalekola kadar akrep tipi polis aracında kaba dayak ve hakaretlere maruz kaldım. Kalekolda kaba dayak devam etti. Sonra gözlerimi kapatarak bilmediğim bir yere götürdüler. Orada kendini TEM ci olarak tanıtan 3 kişi kaba dayak ve psikolojik işkence uyguladı. Beni ajanlaştırmaya çalıştılar. Kaçırma şantajı ile tehdit ettiler. Susmaya devam ettiğim için kaba dayak devam etti. Ve kendilerinin istediği şekilde ifade vermeye zorladılar. Sonra kalekola geri getirip ilçe emniyete götürdüler. Bir gün sonra savcılıkta serbest bırakıldım. Götürdükleri yerde ajan olmam için zorladılar. Özel hayatımı ifşa etme, eğer kabul etmezsem beni kaçıracaklarını söylediler. Avukatım … ile birlikte suç duyurusunda bulundum. Talep: Hukuki destek ve basın açıklaması talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

25 Mayıs 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan M. O.: “20 Mayıs 2021 Perşembe günü İsrail’in Filistin’e yönelik işgal saldırısına dair Sarıgazi Demokrasi Caddesinde yaptığımız basın açıklaması sonrası GBT bahanesiyle üçümüze direkt uyarıda bulunmadan tekmelerle gözaltına aldılar. Yerde ters kelepçe yaparak kalekola götürdüler. Kalekolada keyfi şekilde avukat yasağı getirildi. Birçok gerekçeyle tekme ve tokat attılar. Bu kadar ihlalin yanında psikolojik işkenceye başladılar ve sizin kafanıza sıkmaya gidiyoruz tarzında muameleye maruz kaldık. Hastaneye götürülürken işkence devam etti. Arabada dahi. Hastaneye geldiğimizde gerekli prosedürlerin uygulanması polislerce zorlaştırıldı. Keyfi dilekçeler dolduruldu. Kalekola tekrar götürüldüğümüzde keyfi tavırlarla ters kelepçeyi tekrar takarak 2 saat boyunca yerde uzatılarak ters kelepçeyle bekletildik. Yerdeyken tekmelemeye devam ettiler ve kulağımıza uzanıp tecavüz ve kaçırma tehditleri edildi. Işık kapatılıp açıldı. Uzanmışken üzerimize basıldı. Ardından 2 saat sonra kaldırılıp Yenidoğan emniyete götürüldük. Orada polisler gelip dost olduklarını söylediler. Anlaşabileceklerini söylediler. Ajanlaştırmaya çalıştılar. Seni tanıyoruz, ne yaptığını biliyoruz, eğer bizimle anlaşmazsan 2 sene sonra leş olacaksın tarzına baskı yaptılar. Nezaret sürecinden savcılığa kadar ters kelepçe devam etti.

26 Mayıs 2021’de basında yer alan haberlerden, 18 Mayıs 2021’de İstanbul’da gözaltına alınan S. K. isimli kişinin gözaltında ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. S.K. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında şunları belirti: “Pankartı astıktan sonra, sivil polisler geldi, gözaltına aldılar. İfade alıp serbest bırakılacağımızı söylediler. Diğer arkadaşı bir buçuk saat sonra bıraktılar, bana gelince ‘sistemde arıza oldu, bekleteceğiz’ dediler. TEM’den iki sivil polis geldi. İçeride yattığımı, çocuklarımın geleceğini çöpe atmamam gerektiğini söylediler. Onlarla çalışmamı istediler. Bunun olmayacağını söyledim. Dışarıda çay içmek istediklerini söylediler. Ajanlaştırma dayatmaları oldu. İki saate yakın tuttular beni.”

26 Mayıs 2021’de İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulanan K. D. şu beyanlarda bulundu: “Ben 18 Mayıs 2021’de saat 17.00 sıralarında işten yukarıda belirttiğim adresteki evime geldim. Evde yemek yerken saat 18.00 sıralarında bir bağırma sesi duydum. Bunun üzerine ne olduğunu anlamak için merdivenlere çıktım; merdivenlerden indim ve o anda oğlum S.D.’nin “anne öldürdüler beni, kurtar beni” dediğini duydum.  Oğlumun sesini duymakla oğlumun yanına indim. Oğlumun yanına geldiğimde 3 polis memuru oğlumu darp ediyordu. Bende “Allah için oğluma karışmayın, suçu neyse karakola götürün” dedim. Bunu söylememle bir polis memuru saçımdan tutarak beni yere attı. Polis memuru beni yere attıktan sonra yerde de tekmelemeye başladı. Bu sırada kızım F. D. yanıma gelerek beni korumaya çalıştı. Kızım beni yerden kaldırarak eve götürmeye çalıştı ancak kızım da bu polis memuru tarafından darp edildi. Kızımın kollarında da morluklar vardı. Bu polis memuru kızım ve bana ağza alınmayacak küfürler etti. Kızım beni yukarı katta bulunan eve götürmeye çalıştı. Ancak bu polis memuru peşimizden yukarıya geldi. Bizim peşimizden gelen polis memuru dairemizin kapısında yumrukla karnıma vurdu. Ben bu sırada sırt üstü yere düştüm. Bu esnada diğer polis memuru, beni darp eden polis memurunu engellemeye çalışıyordu. Beni darp eden polis memurunu engellemeye çalışan diğer polis memuru bana dönerek “anne, ben senin bir evladınım şikâyetçi ve davacı olma” dedi. Polis memuru, beni darp eden polis memurunu kastederek “ eğer o benim üstüm olmasaydı, ben onu şimdi gözaltına alırdım” dedi. Beni döven polis memuru sürekli olarak “ ben eski boksörüm, vurdum mu yıkarım” gibi sözler söyledi. Bu yaşadıklarım yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Oğlumu polisler karakola götürdükten sonra; vücudumda ağrılar hissettim. Saat 19.30 gibi Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi aciline gittim. Acilde muayene edildim ve tetkiklerim yapıldı. Kolumda kırık olduğu tespit edildi. Kolum doktorlar tarafından alçıya alındı. Hastane polisleri, Bağlar Karakolunu arayarak adli vaka olduğunu bildirdiler. Bağlar Karakolundan polis memurları gelerek beni karakola götürdüler. Karakolda bana bazı polis memurlarının fotoğraflarını gösterdiler. Ben fotoğraftan yaptığım teşhiste beni darp eden polis memurunu tanıdım. Karakolda bu yaşadıklarıma ilişkin ifade verdim ve beni darp eden polis memurundan şikâyetçi oldum. 24.05.2021’de beni darp eden polis memuru plakasını hatırlayamadığım bir sivil araçla evimizin önüne tekrar geldi. Evimizin önüne gelen polis memuru, biz balkonda otururken bize hitaben araç camından kafasını çıkartarak “ eroinciler, eroinciler sizden üç kişi daha götüreceğim” dedi. Ben, yukarıda belirttiğim gibi beni darp eden ve daha sonra evimizin önüne gelerek ailemizi tehdit eden polis memurundan şikâyetçiyim. Derneğinizden bu konuda hukuki destek talep ediyorum.”

26 Mayıs 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan S. K.: “18.05.2021 tarihinde saat 20.10 da evden çöp atmak için evimin en yakınındaki çöpe çıktım. O esnada Sarıgazi’den arkadaşım ve oğlumun kirvesini gördüm. Kendisi sosyalist meclisler federasyonuna ait 18 Mayıs İbrahim Kaypakkaya anması ile ilgili idi. Yasadışı herhangi bir şey yoktu. Kirvem o pankartı asarken ben de yardımcı oldum. Pankart astıktan sonra giderken Sarıgazi sivil polisleri bizleri gözaltına aldılar. Karakola gittikten sonra tutanak tutulacağını ve ifadelerimizi alıp bırakacaklarını belirttiler. Bizler ifadelerimizi verdik, benim karakoldaki ifademde olay saati olarak 19.10 gibi yanlışlıkla belirtmiş oldum ve bu şekilde tutanağa imza attım. İfadeden sonra kirvemi bıraktılar ve benim için sistemde arıza olduğunu ve kirvemin çıkmasını beni de bekleteceklerini söylediler. Daha sonradan ötemden 2 sivil polis gelip benimle sohbet etmek istediklerini söyleyip beni odaya aldılar. Sonra Yargıtay da dosyamın olması sebebiyle ben bir an önce oradan çıkmak istediğimden bana, bizim penceremizden bak, devletin yanında olmam, gençlerin ne yapmak istediklerini iletmemi istediler ve bunun hep çocuklarımın önüne engel olarak çıkacağını söylediler. Ben de belirttiğim gibi Yargıtay da dosyam olmasından dolayı bir an önce çıkmak istediğimden hafta sonuna kadar süre istedim. Pazartesi tam emin olmamakla beraber 531 205 49 64 numara beni dört defa aradı. Ama ben cevap vermedim. Numaradan emin olmamakla beraber başıma bir şey gelmesi durumunda bu numara üzerinden takip edilmesini isterim.

1 Haziran 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan A. E.: “Yaklaşık 2 aydır Bahçelievler Şirinevler Mahallesinde 3 kişi sivil polis olduklarını belirterek “çok konuşuyorsun, senin dilini keseceğiz, teröristlerle görüşüyorsun, Kürtleri savunmak sana mı kaldı, seni de Kürtlerin cehennemine göndereceğiz” şeklinde tehditlerde bulundular. Olayın dün itibariyle tekrarı üzerine başvurumu yapmış bulunmaktayım. Olay, genelde yalnız başıma kaldığım ara sokaklarda gerçekleşti. Görünümleri, ülkücü bıyıkları olan, ortalama boylu, açık tenlidirler.

3 Haziran 2021’de basında yer alan haberlerden, 20 Aralık 2020 tarihinde İstanbul’un Esenyurt ilçesinde G. Y. isimli kadının sokakta polisin işkence ve diğer kötü muamelesine maruz kaldığı öğrenildi. Basına yansıyan video görüntülerinde G. Y.’nin yere yatırıldıktan sonra üzerine çıkan bir polis tarafından sürekli yüzüne ve başına vurulduğu görüldü. Olayla ilgili olarak polis memuru A. C. Y.’nin görev yerinin değiştirildiği öğrenildi. Haberlerde G. Y.’nin ifadesinde şunları belirttiği öğrenildi: “Site içerisinde evime giderken polis otosu önümde durup ‘nereye gidiyorsun lan’ dedi. ‘Üslubunuzu düzeltir misiniz’ dediğimde ‘Kes lan sesini sana mı soracağım’ deyip kimliğimi istemiştir. Üzerimde olmadığını söyleyip eve gidip beraber alabileceğimizi söylediğimde ‘kes lan’ deyip beni darp etmeye başlamıştır. Daha sonra yerde ters kelepçe yapıp ‘o… senin hakkından ben gelirim’ diye küfürlerine devam etmiştir. Ekip otosuna bindirip araç içerisinde de tekme ve yumruk atmaya devam edip araçta ‘seni bebek gibi yetiştirmişler şımartmışlar, s… s… ben her gün siteye giriyorum evini de biliyorum her gün bunu yaparım’ deyip tehdit etmiştir. Darp raporu almaya gittiğimiz Esenyurt Devlet Hastanesi’nde doktorun ‘bu sefer az benzetmişsin’ deyip üzerine gülüp peşimi bırakmayacağını söylemiştir.”

9 Haziran 2021’de basın organlarında yer alan haberlerden edinilen bilgilere göre; Mardin’in Kızıltepe ilçesinde HDP Gençlik Meclisi üyesi M. S. S. isimli gencin, kendilerini Mardin Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube polisleri olarak tanıtan kişilerce telefonla aranarak ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. 2 Haziran 2021’de Çarşamba günü akşam saatlerinde yarım saat arayla 2 farklı numaradan signal uygulaması üzerinden aranan Sırdaş’ın emniyete çağrıldığı, ancak ifade için değil ‘sohbet etmek’ amacıyla çağrıldığı, daveti kabul etmemesi üzerine ise “Kendine dikkat et başına iyi şeyler gelmez” “iyi bir şey yapmadın” şeklinde tehdit edildiği öğrenildi.

17 Haziran 2021’de İHD Diyarbakır Şubesine başvuruda bulanan Ş. H., şu beyanlarda bulundu: “Ben Diyarbakır’ın Lice ilçesinde ikamet etmekteyim. Bundan yaklaşık 2 ay önce 2 kişi Diyarbakır’ın Lice ilçesi merkezine gelerek beni arayarak Lice Emniyet Müdürlüğü’ne gelmemi söylediler. Bende Lice Emniyet Müdürlüğüne gittim. Bana emniyet müdürlüğünde hapishanede olan oğlum R. H .’yi sordular. Bana nerde kaldığımı ne yiyip içtiğimi emniyette sordular. Ailemle aramda sorunlar olduğunu bildiklerinden; ailemle barışıp barışmadığımı da sordular. Bana bir polis memuru 0536….. telefon numarasını verdi. Herhangi bir şekilde benden ifade almadan emniyet müdürlüğünden serbest bırakıldım. Bundan 1 ay önce kadar Irak ülkesinde çalışıyordum. Türkiye’ye 1 ay önce dönüş yaptıktan sonra bayramın 3. Günü yukarıda belirttiğim polis memurları tarafından bana verilen telefon numarasından arandım. Bana telefonda, “nasılsın, ne yapıyorsun, ailen ile barıştın barışmadın mı” gibi sorular sordular. 1 hafta önce de Diyarbakır’da daha önce beni Lice Emniyet Müdürlüğü’nde benimle görüşen polis memurları benimle görüştüler. Bana örgütle ilgili bilgin var mı yok mu? diye sorular sordular. Bende herhangi bir örgütle ilişkim yoktur; kimseyi de örgüt içinde tanımam dedim. Bunun üzerine görüşmeyi sonlandırıp yanımdan ayrıldılar. Ben sürekli beni tehdit eden ve benimle herhangi bir ifade işlemi olmadan emniyete çağıran kendilerini polis olarak tanıtan kişilerden şikayetçiyim. Gerekli yasal işlemlerin başlatılmasını derneğinizden talep ediyorum.”

27 Haziran 2021’de Devrimci Parti ve Gençliğin Devrimci Güçleri (Dev-Güç) üyelerine yönelik bir soruşturma kapsamında 22 Haziran 2021’de İstanbul’da yapılan ev baskınları sırasında 5 kişinin işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı öğrenildi. Ev baskını sonucu gözaltına alınan Y. T. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “4 arkadaşımla birlikte Sarıgazi’de kaldığımız ev jandarma ve polis tarafından basıldı (…) Polis bize arama izni göstermeden ‘Kafanıza sıkarız, ellerinizi kaldırın’ diyerek eve girdi (…) Telefon şifrelerini söylememiz için baskı gördük (…) Ellerimiz başımızda yüz üstü yatırdılar. Tek kadın bendim ve bana sürekli cinsiyetçi küfürler edip, tecavüzle tehdit ettiler. Başka bir polisin saatlerce süren sözlü tacizine maruz kaldım (…) Beni ilk darp eden Y. isimli polis ile tehdit edildim. Bana ‘İstiyorsan Y.’yi çağıralım. Normalde kadınlara öyle davranmaz, daha sevecen davranır ama sinirini senden çıkarttı’ dediler. Sorularına yanıt vermediğinde de, ‘Sen Y.’yi özledin herhalde, buradan çıkmadan önce bir dayak daha yemen gerekiyor’ dediler (…) Yerde yatar halde olmamıza rağmen bizi tekmeliyorlardı. Arama dışında da kamera açmadılar. Saatlerce bu şekilde işkence görmemize rağmen hastaneye götürüldüğümüzde, muayene odasına bizimle birlikte girmeye çalıştılar. Doktorun uyarısıyla çıkmak zorunda kaldılar.”

29 Haziran 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan İ. K.: “08.04.2021 tarihinde evime kurye şeklinde gelen şahıs tarafından kargo paketi aldım. Kargo paketini aldığım zaman benden teslim ettiğine dair imza alması lazımdı ama almadan paketi bırakıp gitti. Ben de arkasından seslendim ama beni dinlemeden hızlıca kaçar gibi hızlıca uzaklaştı. Paketi açtığımda içinden kitap çıktı. Kitabı kurcaladığımda arka iç kapağına not kâğıdına yazılmış bir telefon numarası vardı. Ben telefon numarasını aradığımda kimse açmadı. Akşam saatlerine doğru telefon numarası beni aradı, ben telefonu açtım, kim olduğunu sordum ama bir cevap alamadım. Bana beni tanıdığını söyleyerek “bir çay içelim mi müsait olduğun zaman ya da sen çalışmıyorsan senin bildiğin bir yer varsa çay içelim mi” dedi. Ben “çay içelim ama ben seni tanımıyorum sesinden de çıkartamadım, kim olduğunu bileyim önce” dedim. O “meraklanma ben tanıyorum bir yerlere oturup çay içelim sen de tanışmış olursun” dedi, işim var benim kapatmak lazım deyip kapattı. 09.04.2021 tarihinde sabah beni tekrar arayıp saat 19.00 da Çorlu’nun girişinde Ömerler’e bağlı Piknik Restorana çağırdı. Belirttiği yere geleceğimi, kimseye söylemememi ve benim taksiyle gelmemi, param yoksa onların ödeyeceğini söyledi. Ben taksiyle gitmeyi kabul etmedim belediye otobüsüyle geleceğimi söyleyip kapattım. Çağırdıkları yere gittiğimde beni kapıda biri karşıladı. Bir kişi de beni görünce uzaklaştı. Beni kapıda karşılayan doğu cephesi arkalara yakın cam tarafına yakın bir masaya götürdü. Masaya oturduğumuzda ben polis misiniz dedim. Onlar kafalarıyla onayladılar. Peki terörle mücadeleden mi dedim, tekrar onayladılar. Benden ne istediklerini sordular, onlar, önce bir şeyler yiyelim o arada konuşuruz dediler. Ben tok olduğumu, beni enden buraya çağırdıklarını sordum. Onlar, sakin ol sinirlenmene gerek yok biz seni tanımıyorum, sen felsefeye meraklısın, çok kitap okuyorsun, senin gibi çok okuyan var mı mahallede, diye sordular. Ben olduğumu bilmediğimi ama beni neden çağırdıklarını bilmediğimi söyledim. Onlar tekrar, sakin ol biz sadece dost olmak istiyoruz, gerilmene gerek yok deyip, sen gitar çalıyormuşsun dediler. Ben öyle bir yeteneğim yok dedim. Onlar, hangi müzik aletini çalıp çalmadığımı sorarak hangi şarkıcıları dinlersin dediler. Ben, kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim dedim. Onlar, grup yorumu da dinliyor musun dediler. Ben de, Tarkan’ı da dinliyorum, grup yorumu da neden dinlememem gerekiyor dedim. Onlar, yo dinlersin dediler. Hangi kitapları okuduğumu sordular. Ben, Spinoza da okuyorum Marx da. Onlar, peki Mao’yu da okuyor musun dediler. Ben, Lenin de Mao da okuyorum, neden okumamalıyım dedim. Onlar, yo okuyabilirsin dediler. Ben, siz beni neden çağırdığınızı söylemeyecek misiniz dedim. Sakin ol, sohbet ediyoruz, gerilme, sen çalışmıyorsun, neden çalışmıyorsun, sana ailen mi bakıyor dediler. Ben, çalışmak istemiyorum, ailem bana bakıyor, dedim. Onlar, peki nereye kadar bakacaklar, onlar bir gün ölecek, o zaman ne yapacaksın dediler. Ben, onu o gün düşünürüm, bence sizin beni neden çağırdığınızı söyleyeceğinize inancım kalmadı size. Bana sabahtan beri sakin ol diyorsunuz, bu bana yolladığınız kitap, dedim ve masadan kalkıp gittim. Gün boyunca da beni takip ettiler. 

1 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden B. Ç. isimli bir kişinin 24 Haziran 2021’de İstanbul’un Esenyurt ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe binasından çıktıktan sonra maske takmadığı gerekçesiyle sivil polisler tarafından zorla bir araca bindirildiği ve araçta işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldığı öğrenildi. Araca bindirilirken “Siz kimsiniz, eşkıya mısınız böyle insan kaçırıyorsunuz?” dediği gerekçesiyle, hakkında polise hakaretten soruşturma açılan Barış Çetin’in götürüldüğü Kıraç Karakolu’nda ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. Barış Çetin basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Dışarı çıkar çıkmaz sivil görünümlü kişiler ‘Buraya gel lan!’ şeklinde bağırdı. Üniformalı polisler de ileride duruyordu (…) Kolumdan tutup ite kaka ve herkesin gözü önünde yaka paça gözaltına almaya çalıştılar (…) Direnmem üzerine ‘gel sana maske takmamaktan ceza yazacağız’ dediler. Gerçekten de maskem yoktu. Maskemi HDP içerisinde unutmuştum (…) Fakat beni Toros benzeri mavi bir araca bindirmeye çalıştılar (…) Bundan dolayı polis olmadıklarını düşündüm ve ‘siz kimsiniz, eşkıya mısınız böyle insan kaçırıyorsunuz?’ diye sordum. Böyle sorduğum için darp ettiler ve bundan dolayı da polise hakaretten soruşturma açtılar (…) Kıraç Karakolu’na götürüldüm. Bir tutanak tutuldu ve imzalattırdılar. Ardından iki kişinin burada beni beklediği ve bunlarla görüşmek mecburiyetinde olduğumu söylediler. Beni bir odaya aldılar ve o iki kişi geldi. Birkaç soru sormak istediklerini ifade ettiler. Bunun yasal olmadığını ve avukatım olmadan konuşmayacağımı belirttim. ‘Biz konuşalım sen dinle’ şeklinde karşılık verdiler. Kim olduklarını sorunca Milli İstihbarat Teşkilatından (MİT) geldiklerini ifade ettiler. Bana birkaç kişinin ismini söylediler ve tanıyıp tanımadığımı sordular. Tanımadığımı ifade ettim. Ardından benimle ‘ağabey-kardeş’ olmak istediklerini, dışarıda çay içmek istediklerini ifade ettiler.”

5 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Birecik İlçe Eş Başkanı Ö. K.’nin polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. Ö. K. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Fotoğrafım çekildi, tepki gösterdim. ‘Ben ilçe eş başkanıyım beni tanıyorsunuz, fotoğrafımı çekerek beni kime öldürteceksiniz?’ diye sordum. Polisler ilçe binasının içine kadar gelerek beni tehdit etti. Gelen polisler ‘Buraya kim geliyor gidiyor, ne yapıyorsunuz hepsini bize bildireceksin’ diyerek ajanlık dayatmasında bulundu. Buna karşı çıktığımda ‘sana nefes aldırtmayacağız, biz olmadan rahat hareket edemezsin’ tehdidinde bulundular.”

5 Temmuz 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan E. N.: “25 Haziran tarihinde polis tarafından ailem arandı, görüşmek istediklerini söylediler. Dışarıya davet edip görüşmek istediklerini söylediler. Biz kabul etmeyince Beylikdüzü karakolunda bahçede bizimle görüşme sağladılar. Babama ayrı sorular sorup bana ayrı ajanlık dayatması gerçekleştirdiler. Maddi manevi her türlü destek olabileceklerini söylediler. İlçeden bazı arkadaşları sorup onların herhangi bir etkinliğe çağırıp davet edip etmediklerini sordular. Babam bu sefer sizinle oturup konuştuk fakat bir dahaki sefere böyle olmayacağını söyleyip tehditkâr konuşmalar yaptılar. Benden iki gün sonra kuzenimi çağırıp ailesiyle birlikte aynı şeyleri dayattılar ve bundan bir hafta sonra semt pazarına gittiğimde eşkâlimin verildiğini bu yüzden de GBT araması yapacaklarını söylediler. Bu bir tesadüf değildir. Daha önce hiç yaşanmayan şeyler o olaydan sonra tesadüf olamaz. Burada bir mesaj vermeye çalıştıkları apaçık belli oluyor. Her adımınızı kontrol ve takip altındayız demek oluyor diye düşünüyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

14 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden, Öğrenci Kolektifleri üyesi bir kişinin 12 Haziran 2021’de İzmir’de Karşıyaka İskelesi’nde kendisini durduran polis tarafından ajanlığa zorlandığı öğrenildi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde konuyla ilgili olarak yapılan basın açıklamasında, polisin söz konusu kişiyi Genel Bilgi Taramasından (GBT) geçirdikten sonra telefonunu alıp incelediği, arkadaşları ve faaliyetlerine ilişkin soru sorduğu, daha sonra aynı kişiyi telefonla arayarak ajan olmaya zorladığı aktarıldı.

15 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden, Mardin’in Mazıdağı ilçesinin yerine kayyım atanmış olan Belediye Eş Başkanı N. Ö ile avukatı M. A.’nın, 14 Temmuz 2021’de Artuklu ilçesinde kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtan kişilerin tehdit ve sözlü tacizine maruz kaldıkları öğrenildi.

16 Temmuz 2021’de F. S. Ö., İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda “14.07.2021 tarihinde Ankara/Altındağ Karapürçek mahallesi 308. Sokak 28/10 numarada olan evinden saat 13.00-13.30 arası markete gitmek için çıktığını, geçtiği boş arsada siyah bir minibüs ve içinde 4 kişi olduğunu, içlerinden birisinin kendisini durdurduğunu ve polis kimliğini gösterdiğini, gözleri bozuk olduğu için isim ve soy isimlerini okuyamadığını, daha sonra minibüse yaklaştıklarını minibüsün yanında birilerini aradıklarını ve GBT yaptıklarını, daha sonra anne ismi istediklerini, telefonla konuşurken ‘bu pankartı taşıyor musun?’ diye sorduklarını, minibüse binmesini istediklerini, kendisi de ‘zamanının olmadığını, binmeyeceğini’ söylediğini, ısrarları devam edince ve ittirince bindiğini, aracın içinde de ‘pankart taşıyıp taşımadığını sorduklarını, ‘taşımadım’ diye cevap verince kendi gözleri ile gördüklerini söylediklerini, daha sonra annesi ve basının mesleğini, kardeşlerinin okudukları okulları, kendisini günlerdir takip ettiklerini söylediklerini; iki günlük çalıştığı işten oturduğu kantine kadar her şeyi anlattıklarını, sonra partiden isim vererek ‘seni bu mu partiye aldı, bununla ne zaman tanıştınız?’ gibi sorular sorduklarını, kendisinin de ‘partiye yeni üye olduğunu, kimseyi tanımadığını’ söylediğini; daha sonra kendisinde parti hakkında bilgi vermesi, ajanlık yapması halinde kendisini maddi olarak fonlayacaklarını, gelecekte üniversite ve iş bulma konusunda yardım edeceklerini söylediklerini; kendisinin de etik bulmadığı için kabul etmediğini söylediğinde ise ‘sık sık görüşeceklerini, kestirip atamasını istediklerini’ söyleyerek kendisini arsanın yanındaki Karapürçek Eyüp Camisinin altındaki marketin önünde bıraktıklarını, bırakırken de ‘saat 19.00 gibi tekrar arayacaklarını’ söylediklerini” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

17 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Y. G. isimli mahpusun, infaz koruma memurlarının fiziksel şiddetine maruz kaldığı, belirsiz sürelerle tek kişilik hücrede tutulduğu ve infaz koruma memurları tarafından ‘Seni idam ederiz’ denilerek ölümle tehdit edildiği öğrenildi.

19 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi A. A.’nın 14 Temmuz 2021’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde kimliği belirsiz kişilerin fiziksel şiddetine ve tehdidine maruz kaldığı öğrenildi. Konuyla ilgili olarak insan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın açıklamasında yüzünü görmediği, beyaz eldiven takmış kişilerin telefonunu şiddet uygulayarak elinden aldıklarını ifade eden A. A. şunları belirtti: “Bana söyledikleri şundan ibaretti: ‘Biz senin ne iş yaptığını biliyoruz. Kimlerle görüştüğünü biliyoruz. Boyundan büyük işlere kalkışıyorsun, eğer iki hafta içerisinde ülkeyi terk etmezsen ailenle yaşadığın sokakta seni titreteceğiz’. Bu kişi ve kişiler ilk başka belime elleyip bir şey taşıyıp taşımadığıma baktılar. Daha sonra belime bilmediğim bir cisim dayadılar. Sesimi çıkarttığım takdirde beni indireceklerini söylediler. Ardından bir dakika boyunca kafamı kaldırmadığım takdirde gideceklerini söylediler.”

25 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden Düzce T Tipi Cezaevi’nde siyasi mahpusların cezaevi idaresi tarafından “Sesinizi çıkarmayın. Durmazsanız, ses çıkarırsanız sizi adli suçluların koğuşunun içine atarız, onlar sizi paramparça edecekler” denilerek tehdit edildiği öğrenildi.

28 Temmuz 2021’de basında yer alan haberlerden, Yeni Yaşam gazetesi dağıtıcısı R. D.’nin Mersin’de “O gazeteyi dağıttığın sürece başına bir şeyler gelecek” ve “ daha önce 3 defa tutuklandın. Sen uslu durmuyorsun. Yeni bir dosya açılmasını ve tekrar cezaevine gitmek mi istiyorsun” denilerek polis tarafından iki ayrı tarihte tehdit edildiği öğrenildi.

28 Temmuz 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran M.A., 01.07.2021’de saat:06.05’te evime geldiler. Her sabah 05.30’da işe gitmek için uyanırım. O gün de öyle oldu. Ben hazırlıklarımı yapıp işe gitmek için kapıya yöneldim. Zil çaldı. Kapıyı ben açtım. Evimizin sağ ve sol yanı ve bahçemiz ful sivil TEM şubeden olduklarını sandığım polislerce doluydu. Sadece bir ekip resmi polis vardı. Kapıyı açtığımda “M.A. ve F. A. siz misiniz” dediler. Ben de “evet M. A. benim” dedim. Kardeşim yoktu. “Hakkınızda ihbar var. Evi arayacağız” dediler. Ablamın evi yukarı kattaydı. Eş zamanlı olarak ona gitmişlerdi. Benim adresim ablamda görünüyor. Ama ben 2 alt katta babamla oturuyorum. Her 2 daireye de 2’şer komşu getirerek arama yaptılar. Arama emrini sordum gösterdiler. Üst katın arama emriydi. Ben alt katta çıktığım için burayı da aradılar. Eve ayaklarına galoş takarak girdiler. 11 kişi 1’i kadın arama yaptılar. Aramayı üstünkörü yaptılar. Tam o anda bahçeye baktım 3 kişi oralarda arama yapıyordu. Onların yanında bizden ya da komşulardan kimse yoktu. Ben bu duruma itiraz ettim. Bana “sen karışma biz işimizi biliyoruz.” Dediler. Evden sadece benim telefonumu aldılar. Tutanak tuttuk ve imzaladık. Beni kelepçe takmadan götürdüler. 1 Transit servis ve 6 ticari araçla gelmişlerdi. Alsancak Devlet hastanesine götürürlerken benimle sohbet etmeye çalışıyorlardı. Gözaltında iken avukatımı çağırdım. Avukat Fuat Şengül’ün gelmesini beklerken. Saat 11.50’de Adımı çağırarak dışarı çıkardılar. Ben avukatla görüşeceğimi düşünüyordum. Beni avukat görüşme odasına götürdüler. Beni götürürken koridorlarda kameralar vardı. Odaya girdim. Masada 2 kişi oturuyordu. Birisi (benimle sürekli konuşan kişi) 1.75 boylarında, kilolu, başının üstü kel arka tarafı kısa saçlı, kahverengi gözlü, büyük beyaz (yapılmış) dişli, alt dudağı dolgun, yuvarlak yüzlü; polo yaka lacivert bir tişört, siyaha yakın, koyu mavi de olabilir, kot pantolonlu idi. Yaşı tahminen 42- 43 civarındadır. Diksiyonu düzgün birisiydi ve ince sesliydi.  Diğeri benim arkamda çok net kendini göstermedi. Telefonu ile uğraşıyordu. Görebildiğim kadarıyla 1.80 boylarında, beyaz tenli, kirli sakallı, saçları kaba ve geriye doğru taranmıştı. Yaşı 36-37 civarında idi. Ela, hafif çekik gözlü idi. Onun da üzerinde pembe, mor, turuncu çizgili polo yaka tişört vardı. Altında mavi kot vardı.  Ben lisanslı kickbox sporcusu ve eğitmeniyim. Atanamamış beden eğitimi öğretmeniyim. 2. Tarif ettiğim kişi sadece bir ara “demek dövüşçüsün sen.” Dedi. Onunla başka diyaloğum olmadı. Görüşme yaklaşık yarım saat- 45 dakika sürdü. Sohbet edeceğimizi söylediler. “Bu konuşma kayıt dışıdır.” Dedi. Önünde çaprazlama boynuna asılı kahverengi deri bir çanta vardı. Yan tarafları açıktı. Sanki bir kablo var gibiydi. Çanta önünde sürekli sabit bir şekilde kalkana kadar durdu. Ben “sen kimsin diye sordum.” Bana” M., ulaşamayacağın birisiyim ve polis değilim.” Dedi. Ben “tamam ne istiyorsunuz ve neden buradayım.” Dedim. “Senden bilgi almak istiyoruz” dedi. “Neyin bilgisi.” Dedim. “İsmimin 1 yerde talimat alan kişi olarak geçtiğini” söyledi. İsmimin de DGH yapılanmasında geçtiğini, onların beni tanıdığını söyleyip aranan 2 kişinin fotoğrafını gösterdi. Fotoğraftaki şahıslardan birinin adı T. ‘imiş. Ben onları tanımadığımı söyledim. Sohbetin devamında benden bu yapılanmanın mutlaka üyesi olduğum noktasında ısrarcı oldular.  Bana “bu yapılanmanın yapacağı zararlı eylemleri önceden kendisine söylememi” istediler. Ben yine “onlarla hiçbir şekilde alakam olmadığını söyleyip itiraz ettim.  Hatta beni tanıdığını iddia eden kişiyi buraya getirin beni tanımadığını göreceksiniz. Ben onun boynunu koparırım.” Dedim. Sinirlenmiştim. Bunun üzerine bana “örgüt seni öldürür” dediler. “öldürürse öldürür “ dedim. Sonra bana “Mardin / Nusaybin’de kendi adamı olduğunu iddia ettiği bir muhtar olduğunu ve sürekli devlet yararı için kendisine bilgi verdiğini.” Söyledi. Bana da “o muhtar gibi onlar için, ülkenin bekası için, kan dökülmemesi için bilgi verirsen iyi olur.” Dedi. Ben ona cevaben “kendisinin resmiyette ne iş yaptığını bilmediğimi, bana böyle bir bilgi gelmeyecek çünkü böyle şeylerle işim yok.” Dedim. Uzun bir süre sustu. Bu kadar mı cevabın.” Dedi. Ben de “herhangi bir olumsuzluk olursa bu ülkenin normal bir vatandaşı gibi bu ülkenin polisine, savcısına giderim, sana niye geleyim?” dedim.  O da bana “polisler bu işi bilmez, anlık reaksiyon gösteremezler. Biz bileceğiz ki önceden önlemimizi alacağız.” Dedi. Daha sonra bir ara benimle konuşan, masada oturan kişi dışarı çıktı. Bir süre sonra geldiğinde 2- 3 dakika kadar sustu. Konuşmaya “M. ablan ne yapıyor? Çalışıyor mu? Hali keyfi nasıl?” diye sordu. “iyi olduğunu, evde oturduğunu” söyledim. “Sence ablanı işe alırlar mı?” dedi. Ben “ne olacağı belli olmaz. Dönen de var dönmeyende, mahkemede her şey” dedim. “Ablanın Erdoğan ve AKP gitmeden dönemeyeceğini biliyorsun değil mi?” dedi. Ben de “Allah’ın dediği olur. Almazlarsa üzülmeyiz.” Dedim. 5 dakika suskunluktan sonra “kalkalım, seninle bir ara bir yerde bir çay içelim. “Dedi. “Senin buraya getirileceğini bilmiyordum. Bilseydim daha hazırlıklı gelirdim.” Dedi. “Senin gözaltına alınma sebebin boş muhabbet, biz seninle mutlaka bir çay içelim.” Dedi. Ben de kabul etmedim. O da “yaparız yaparız, sormam gereken daha birçok şey var.” Dedi ve gitti. Daha sonra ifadem alındı ve polisten bırakıldım. 19 Haziran saat 11.00’da 0 552 …..  nolu telefondan arandım. Arayan kişi gözaltında iken benimle sohbet eden kişiydi. “Gel bir çay içelim. Konuşmamız gereken şeyler var. Bak ismin geçmiş diyorum sana, gel konuşalım.” Ben de “ismimin hiçbir yerde geçmediğini, kendi halimde bir antrenör olduğumu, herhangi bir durum olursa ülkenin resmi, yasal kurumlarına başvururum. Sizinle işim olmaz.” Dedim. Bana bir daha “bak ismin geçmiş emin misin? “dedi. Ben aynı şeyi tekrarladım ve “ben bu durumu aileme anlatayım bakayım ne diyecekler?” dedim. Bunun üzerine telefonu kapattı. Bu zamana kadar tekrar aranmadım. Bu durumdan bilginizin olmasını diliyorum

29 Temmuz 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan Y. D.: “1,5 yıldır sürekli baskı altındayım. Son olarak da 24.06.2021 günü saat 00.26’da sivil ekipler tarafından zorla bir arabaya bindirilip tehditler aldım. Benim sonumu da abilerim gibi yapacaklarını ve parti çalışmasını bırakmazsam öldüreceklerini, hapse atacaklarını söylediler. Kişilerden biri, sarışın, mavi gözlü, uzun boylu, mavi gömlek, kot pantolon giyimli. Diğeri esmer, uzun boylu, sarkık bıyıkları olan biri. Sürekli evime geliyorlardı. 3 gün önce işyerinden de kovuldum. Hayatımdan endişe ediyorum. İşten kovulmamdaki sebep ise polislerin işyerime gelip işverenle konuşup benim işime son verildi. 

2 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, Jinnews Diyarbakır muhabiri G.A.’nın 28 Temmuz 2021’de Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 2 kişi tarafından zorla sivil bir araca bindirildiği öğrenildi. Araçta tutulduğu süre boyunca kendini istihbaratçı olarak tanıtan kişilerin ajanlık dayatmasına maruz kalan G.A.’nın daha sonra serbest bırakıldığı bildirildi.

2 Ağustos 2021’de D. B. İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda; “İki yıl önce Ballıbaba caddesinden sabah saatlerinde iş yerine giderken yolunu kesen ve polis kimliğini gösteren bir şahsın çay içmeye çağırdığını ancak tepkisi üzerine uzaklaştığını ve arayacağını söylediğini; bunun üzerine o zaman aralığında Çağdaş Hukukçular Derneğine başvurduğunu; iki yıl sonra 29 Temmuz 2021 tarihinde ‘0543 ……’ GSM numarasından Hakan isminde birinin mesaj attığını; ‘Van’daki arkadaşların selamıyla yazıyorum’ gibi bir cümle kullanan Hakan isimli şahsın ‘sen kimsin?’ sorusunun üzerine ‘seninle Ankara’da Uzunköprü’de konuşmuştuk, çay içelim’ ifadeler kullandığını ve bu kişinin iki yıl önce önünü kesen ve polis kimliği gösteren şahıs olduğunu tahmin ettiğini; Hakan isimli şahsı Whatsapp’tan engelledikten sonra normalden özel numarayla iki defa arandığını” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

5 Ağustos 2021’de Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi D. T. E.’nin Ankara’da kendilerini polis olarak tanıtan 3 kişi tarafından zorla bir araca bindirildiği ve bir otoparkta birkaç saat alıkonulduğu ve daha sonra serbest bırakıldığı öğrenildi.

5 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, tiyatro sanatçısı A. D.’nin 2 Ağustos 2021’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. A. D. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Saat 14,00 civarında Hasanpaşa karakolunun yakınlarında bir simitçinin önünde üç polisçe durduruldum, polislere kimliğimi gösterdiğimde kalın bir dosya gösterdiler bana. Konuşmak istediklerini ve birtakım bilgiler vermemi isteyen polisler, tiyatro yaptığım Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) eş başkanlarının da isminin geçtiği bir konuşma yaparak bilgi istediler benden. Konuşma sırasında gözaltına almakla tehdit ettiler. Gece üçte ev baskını olur, bize bilgi vermezsen seni de alırız diye tehdit ettiler. Polisler özel hayatıma ilişkin bilgilere sahip olduğunu ima eden ifadeler kullandılar.”

5 Ağustos 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran D. A., Celal Bayar Üniversitesi Beden Eğitimi öğrencisiyim.  Çiğli Balatçıkta ailem ile birlikte ikamet etmekteyim. 2020 yılında Çiğli Güzeltepe mahallesinde 2 Temmuz Sivas anması sonrası evimize resmi kıyafetli polisler gelmiştir. O sırada evde bulunan anneme oğlun illegal örgütlerle görüşüyor diyerek uyarıda bulunmuşlar ve telefon numarasını alarak gitmişlerdir. Bundan sonra uzun süre herhangi bir şe y olmamış ancak 26 Temmuz 2021 tarihinde Karşıyaka Yunuslarda iki erkek bir kadın sivil polis adımı seslenerek beni durdurdular. Bana sosyal medya hesaplarımı takip ettiklerini, emniyetin dayanışma derneği olduğunu ve bana ayda 500 TL burs verebileceklerini söylediler. Ailemden çevremden birçok kişinin ismini söylediler babamın çok değerli bir kişi olduğunu söylediler. Kısa bir yürüyüş yaptık ve ayrılırken daha sonra tekrar görüşeceğimizi söylediler. Kendimin ve ailemin bir kez daha bu şekilde rahatsız edilmemesi için gerekli desteğin verilmesini talep ediyorum.  

10 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, gazeteci Murat Ağırel’in Emrah Çelik isimli bir kişi tarafından sosyal medya üzerinden tehdit edildiği öğrenildi.

12 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, M. K. (18) isimli kişinin 3 farklı tarihte polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. M. K. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “Polisler tarafından farklı tarihlerde iki kez Şafak mahallesinin arka sokaklarında durdurulup alıkonuldum ve bana ‘Bize yardım et, biz de sana yardım edelim’ dediler Tekliflerini reddedince bana ‘Seninle daha çok görüşeceğiz’ tehdidinde bulundular. Aynı polisler bir süre sonra çalıştığım işyerine geldiler. Ellerinde telsizlerle içeri girdiler. Sonra herkesin içerisinde beni bir köşeye çektiler. Beni daha önce hiçbir şekilde görmediğim insanlar hakkında ifade vermemi istediler.”

12 Ağustos 2021’de basında yer alan haberlerden, Diyarbakır T Tipi Cezaevi’nde tutulan K. Ö. isimli mahpusun infaz koruma memurlarının işkence ve diğer kötü muamelesine maruz kaldığı ve vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı öğrenildi. Haberde ayrıca K. Ö.’nün tek kişilik hücrede tutulduğu ve infaz koruma memurları tarafından ‘Buradan sağ çıkmayacaksın’ denilerek ölümle tehdit edildiğini belirtti. K. Ö.’nün annesi G. Ö, basında yer alan açılamasında şunları belirtti: “Gardiyanlar ve cezaevi idaresinde görevli kişiler oğlumu coplarla, tekmeyle dövmüş. Vücudunun birçok yerinde yara oluşmuş ve 25 dikiş atılmış. Gardiyanlar ve cezaevi idaresinde görevli kişiler oğlumu cezaevinin içinde dolaştırıp, sonra tek kişilik hücreye atmışlar. Gardiyan ve göreviler, oğluma ‘Buradan sağ çıkmayacaksın, cenazen çıkacak’ demiş.” Basının konuyla ilgili sorularını yanıtlayan bir cezaevi yetkilisi “Kendisinin sunduğu bir tane somut delil yok. Bu konuda yapılan soruşturmalarda personelin bu iddialar konusunda almış bir disiplin cezası yok. Kendisi sık sık bu iddiaları gündeme getiriyor. Mesnetsiz iddialardır” diyerek iddiaları reddetti.

12 Ağustos 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran S. G. Ben liseyi açıktan okuyan bir öğrenciyim. Aynı zamanda İzmir HDP Gençlik Meclisi çalışanıyım. Verdiğim adresimde ve İzmir’de kaldığım sürelerde gizli- açık polis takibine uğruyorum.  Beni sürekli takip ediyorlardı. Ama Deniz Poyraz’ın öldürülmesinden sonra düzenlediğimiz futbol turnuvasından sonra takip daha bir yakına dönüştü ve taciz boyutuna vardı. Bana sürekli silahlarını gösteriyorlar, Belediye Otobüslerinde yanıma oturuyorlar, parklarda karşıma geçip duruyorlardı. Araçlarla beni takip ediyorlar, bu araçların bazıları kiralık araçlardı, bu araçların hatırlayabildiğim kadarıyla plakaları şunlardır: 35 ……. (kiralık) fort focus/ 35 …..HYUNDAİ 35……CLİO / 35 ……FIAT EGEA / ….. BUNLARIN İÇİNDE 35 …. PLAKALI ARAÇTI. Beni 31 temmuzda takip eden kişinin tipi şöyleydi: 1.78 boyunda, hafif kel kalıplı biri, yuvarlak tombul yüzlü, kumral tenli  01.08 2021’de saat 18.00 da arkadaşlarım ile Bucada bir kafede otururken 2 araç kafe kapısında bekliyorlardı. 35 ……- 35 …… Plakalı araçlardı. Sürekli içeriye girip çıkıyorlardı ama tiplerini hatırlamıyorum. Kafeden arkadaşlarımla çıkıp Buca HDP İlçe örgütünün aracıyla eve geldim o sırada her 2 araçla da takip devam etti. İlçe örgütünün aracını eve bıraktık sonra takip kesildi. 28 Temmuz’da saat 17.00’da konak iskelede vapurdan indim. Yürüyorken 2-3 sivil kişi benim koluma girip sağ taraftaki tenha, ağaçlık bir yere beni çekmeye çalıştılar. Bu şahısların bazılarının tipi şöyleydi: 1 – Gömlekli, kilolu, güneş gözlüklü, yaşı 33 civarıydı. 1,83 civarında iri biriydi, tombul yüzlüydü. 2- Cılız, kısa boylu, esmer tenli, 33-35 yaşlarında, bele takılan bir çantası vardı. 1.70 boyluydu. Siyah gömlekli biriydi. 3- Kısa kollu dar bir elbise giymişti, saçını hafiften kaldırmıştı, tedirgin biriydı. 1.73 boylarındaydı. Diğert kişileri hatırlamıyorum. Ben götürülmeme karşı çıktım. İtiraz ettim.    Ses tonumu yükselttim. Sonra tehdit etmeye başladılar. “Senin İzmir’de ne işin var? İzmiri 3 gün içinde terk etmezsen kemiklerini kırarız. 1 Hafta içerisinde tutuklanacaksın.” Dediler. GBT yaptıktan sonra beni bıraktılar. Ben “Sizi teşhir edeceğim.” Dedim. Bana “İHD’ ye gidip başvurabilirsin” dediler. Benim ikametim belli olmasına rağmen daha önce 1 kez gittiğim bir eve baskın yapılmış ve ben sorulmuşum.02. Ağustos pazartesi günü Buca eski cezaevi önünde ben ve R. Ş. S. ile beraber yürürken bir anda sivil 1 kadın 2 erkek 3 araç yanımıza geldiler. “R. deyip kimliğini gösterdi. Telefonumdan hes kodunu açmasını istedi.” Bizi arabaya götürdüler. Gözaltı savcılık kararını gösterdiler. PKK-KCK adına eylem ve faaliyet yapmaktan gözaltı yapılmıştı. Prosedür işletildi.  Çankaya TEM’ de bekletildim. Avukatın gelip ifade almak için beklerken. “Gel S. seninle 2 dakika işimiz var.” Dediler. Ben “ne işi “diye sordum. “Beni çağıran nezaret memuru idi. Gelip götürdüler. Avukat görüşme odasına gittim. Odada 2 kişi vardı. Ben odaya girmeyi reddettim. “Niye çağrıldığımı biliyorum. Avukatsız gelmiyorum. Dedim.” Bana “Ya sadece sohbet edeceğiz dediler.” Kapıyı suratlarına çarptım. Beni getiren yoktu. Bana “ne kadar örgütsel duruyorsun” dediler. Nezarete geri döndüm. Adli kontrol talebinden sonra koşulsuz bırakıldım. Gerekli yazışmaların yapılmasını ve gerekli desteğin verilmesini talep ediyorum.  

13 Ağustos 2021’de İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde 3 kişinin gözaltı kararı olmadan zorla bindirildikleri zırhlı polis aracında işkence ve diğer kötü muameleye ve ayrıca ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. İşkence ve diğer kötü muameleye maruz kalan bir kişi basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “2 arkadaşımla Sancaktepe’ye gittik. Saat 23.00 sıralarında zırhlı polis aracı önümüzü keserek kimlik sordu. Kimlik sorgusu yapılmadan zorla iki arkadaşımla birlikte zırhlı araca bindirildik. Aracın içinde yüzüstü yatırıldık. Bu sırada hakaret ve küfürlere maruz kaldık. Araç içinde cop ve tekmelerle darp edildik. Zırhlı araç daha sonra Sarıgazi’de bulunan bir ormanlık alana girdi. Burada da bize işkence uygulandı. Daha sonra ‘çay içme’ bahanesiyle bizlere ajanlık dayatıldı. Ormanda 25 dakika aracın içinde bekletildik. Daha sonra serbest bırakıldık.”

14 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan M. Y.: “13.08.2021 saat 21.00 civarı 3 arkadaş geziyorduk. Sancaktepe Sarıgazi 1. Mezarlığın orada zırhlı bir araçtan 4 sivil polis kimlik sorup (çıkarmaya zaman vermeden) fiziksel şiddet uygulayıp zorla çantamı açtılar. Düğünümüz için aldığım havai fişek vardı. Bunu görünce şiddetin dozunu artırdılar. Araçta yatırıp, yaklaşık 30 dakika gezdirip bilmediğim ormanlık bir alana götürdüler. Araçta bekletip etraftakileri dağıttılar. Sonrasında beni indirip dışarıda şiddet uyguladılar. Yere düştüm. Sonra beni bıraktılar. Kendime geldiğimde saat 22.30 civarıydı. Peyami Safa Ortaokulu’nun önünde buldum kendimi. HDP Gençlik Meclislerinde çalışma yürütmekteyim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

14 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan M. Ç.: “İşten çıkarken arkadaşlarım M ve Ö nün yanına gittim. Sancaktepe’ye saat 8’de arkadaşlarımın yanına geldim, Sancaktepe’de buluştum. 22.30’da arkadaşlarımla evimize giderken merkeze yakın bir yerde zırhlı araç karşımızdan geldi, bizi durdurdu. Kimlik istedi, verdik. Kimliğimizi verdiğimiz anda direkt zırhlı araca bindirdiler. Bizi 30 dk. Sancaktepe içinde dolaştırırken aracın içinde bizi işkence ve hakarete maruz bıraktılar. Daha sonra Sarıgazi dışına çıkarıldık, mezarlığın yanına götürüldük. Araçtan indirildik. Ajanlık dayatıldı bize. Kabul etmediğimiz her seferinde cop vuruyordu. Daha sonra bizimle tek tek görüşüldü. Tekrar ajanlık teklifinde bulundular, kabul etmedik. Bu sefer bir arkadaşla ayrı görüşüldü. Beni de bir arkadaşla sohbet ettiler. Yanımdaki arkadaşıma “seninle bir gün çay içeriz” teklifinde bulundular ve beni gönderdiler. Benim yanımdaki arkadaşı daha sonra gönderdi. Ö, M arkadaşlarımla araçtan inerken, HDP’ye bir daha gidersek ailemizle birlikte bizi ölümle tehdit ettiler. 2020 yılından beri HDK gençlik üyesiyim. 2019’dan bu yana birçok kez kaçırmaya çalıştılar. Dün, 13.08.2021’de kaçırıldım.

14 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan Ö. G.: “12.08.2021 tarihinde telefonum çaldı ve terörle mücadele tarafından arandım. 2019’a dair bir dosyam olduğunu söylediler. Ben, hiç böyle bir dosyanın olmadığını dile getirdim. Telefonun diğer ucundaki şahıs bana sadece imza atmamın yeterli olduğunu söyledi. Ben avukatımı arayıp durumu anlattım. Avukatım, git ifadeni ver, dedi. İfade alınırsa da beni arayıp bilgi ver, dedi. Ben de M. P adlı kişiyi arayıp benimle birlikte karakola gelmesini istedim. M. P bana, Küçükçekmece Sefaköy Borusan Durağı karşısında durmamı istedi. Ben de beklemeye başladım. Beklediğim durağın karşısında beyaz bir Clio arabanın yanıma yaklaşmasıyla polis olduklarını fark ettim. O sırada “dur kıpırdama, polis” deyip kollarıma girip arabaya attılar ve “üstünde kesici, delici bir alet var mı” diye sordular. Üstümdeki kimliğimi cüzdandan aldılar, cüzdanımı kurcaladılar. Ben o esnada onlara “siz beni çağırdınız, geldim, siz şu an beni kaçırıyorsunuz” dedim. “Sus konuşma” deyip ellerimi kelepçelediler, gözlerimi maskeyle bağladılar. Alındığım saati 14.30 diye hatırlıyorum. Yaklaşık 1 saate yakın bir yolculuk sürdü. Sonra beni başka bir araca bindirip gözlerimi açtılar. Gözlerimi açtığımda karşımda 3 kişi vardı. Karşımdaki polis “seni ben aradım, seni şu neden ile getirdik; biz devletiz, seni evinden alabilirdik ama biz seni biliyoruz, S. S. nın kim olduğunu, ailesinin kim olduğunu biliyoruz, senin neyin oluyor” dedi. Ben, akrabam oluyor, dedim. “Biz seninle bir çay içmek isteriz” deyip “seni başka bir numaradan arayacağım, oradan görüş” ifadesini kullandı. Polis, bizim işimiz PKK ile, illegal ile, dediler. Ben de beni alakadar etmiyor, dedim. Ben legal yasal faaliyet çalışmalar yaptım, dedim. Sonra beni araçtan indirdiler. Ben can havliyle bulunduğum konum güzergâh yanım Burgaz’dı. Oradan ayrıldım ve bir dolmuş durdurup olay yerinden ayrıldım. 4.15’de yaşamış olduğum mahalleye geldim. O esnada M. P adlı kişiyi aradım. O, neden açmadın, merak ettim seni, dedi. Karakolu gezdim, Kanarya Karakoluna Ö. G. adlı kişi gelmedi, demişler, dedi. Sonra 13.08.2021 tarihinde başka bir telefon üzerinden whatsapptan polis bana yazdı; “merhaba Ö, ben Ali abin, nasılsın” dedi. Polis o günün akşamı 19.10’da bir kez daha başka bir numaradan iletişime geçmeye çalıştılar” şeklinde beyanda bulunmuştur.

18 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan S. S. P.: “12 Ağustos gecesinde 12.00 saatlerinde plakasız iki araç Sarıgazi’de önüme kırdı. Araçtan inen 8-10 kişi kollarımı tutup ağzımı kapatarak “buralardan git, seni buralarda yaşatmayacağız, bir dahakine seni alırız yoksa” şeklinde tehditlerde bulundular. Bu süre zarfında biri göğsüme silah tutuyordu. Sonra araca binip gittiler. Önceki gün de takip ediliyordum. Bu olay ara sokakta gerçekleşti. Sokağın ismini hatırlamıyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

21 Ağustos 2021’de KHK ile işinden ihraç edilen mimar A. Ş., sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile, Ankara’da bulunan evinin yakınlarında kendilerini polis olarak tanıtan 6 kişi tarafından bir araca bindirilerek kaçırılmak istendiğini duyurdu. Alev Şahin açıklamasında şunları belirtti: “Bana ifade eksiğim olduğunu söyleyerek birlikte karakola gitmemiz gerektiğini söylediler. Ben de avukatımla kendim gelirim dedim. Ardından 34 ….. plakalı siyah panelvan yaklaştı. Bu araçla kendileri ile gitmemde ısrar ettiler. Ben de gözaltı kararı olmadan hiçbir araca binmeyeceğimi, bu araçlarla insan kaçırdıklarını söyledim. Araca binmeyeceksem parkta sohbet edebileceğimizi söylediler. (…) Avukatıma ulaşınca ve durumu anlatınca araca binip uzaklaştılar.”

26 Ağustos 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan C. Y.: “25.08.2021 saat 16.00’da Birleşik Mücadele Güçlerinin İstanbul Sancaktepe ilçesinde bir bildiri dağıtımına dâhil oldum. Sonrasında Sancaktepe ilçesine gittim. Orada işim bittikten sonra İETT’ye binerek Fabrikalar durağında inerek Levent Metro istasyonuna doğru yürüdüm. Metro istasyonunun basamaklarından inerken bir kişi kolumdan tutarak beni çekti. Polis rozetini gösterip hakkımda gözaltı kararı olduğunu söyleyerek Metro girişinde bulunan sivil bir araca başım eğilerek konuldum. Araçta maskeyle gözüm kapatılarak ters kelepçelendim. Hakkımdaki gözaltı kararını görmek istedim, emniyette görebileceğim söylendi. Daha sonra araçla 1 saate yakın bir mesafe gittikten sonra bir yerde duruldu ve yanımıza yanaşan başka bir araca bindirilerek 3saat süren bir yolculuk gerçekleşti. Yaptıklarının hukuksuz bir kaçırma olduğunu söylediğimde “bizim kanunlarımız ayrı, bizi kimse tanımaz, biz kimseye hesap vermeyiz” şeklinde bir cevap aldım. Araç içerisinde, bir yere gideceğimiz ve abilerinin bazı sorular soracağı söylendi. 3 saatlik yolculuktan sonra orman içerisinde bir orman evine götürüldüm. Burada yüzüstü yatırılıp el ve ayaklarım açılarak ayak ve kol bileklerim sıkı bir şekilde bağlandı. Pantolonum ve iç çamaşırlarım, tişörtüm çıkarılarak kemerle sırt, kalça ve kafama saatlerce darbe alarak işkenceye maruz bırakıldım. Aç olmadığımı söylediğim halde 3 kere yağlı ve yoğun tuza bastırılmış köfte ağzıma sokuldu, yere atmama rağmen zorla ağzıma tıkıldı. Daha sonrasında odada yalnız bırakıldım ve kapıya çıktılar. Dışarıdaki konuşmalarını rahatça duyabiliyordum. Aralarında şu konuşmayı yapıyorlardı; kişiyi çözme konuşturma işkencelerinden birinin de tuzla suya muhtaç bırakma olduğunu söylüyorlardı. Eğer bu da olmazsa tecavüz edip kafasına sıkarız diyorlardı. Tekrar odaya geldiklerinde beni bir şartla çözeceklerini söylediler. Eğer bize yardım edersen biz de sana yardımcı oluruz, dediler. İstanbul’da yürütülen illegal faaliyetlerle ilgili bilgi istediler. Buna karşın, benim Parti Meclisi olduğumu, tüm çalışmalarımın legal bir siyasi parti kapsamında olduğunu söyledim. Bu cevabı verdikten sonra tekrardan tekme, kemer ile işkenceye devam edildi. Sonrasında, biz buna en iyisi tecavüz edip bir de kısırlaştıralım, denildi. Makatıma bir yönelme yaparak beni buradan korkutmaya çalıştılar. Daha sonra bir mum yakılarak yarım saat boyunca sırtıma mum damlatıldı. Ardından kollarım çözülerek, sırt üstü yatırılarak göğüs ve böbreklerime, kafama yönelik bir işkence gerçekleşti. Sonrasında, şimdi biz seni bırakırsak diğer arkadaşların gibi yarın İHD’ye mi başvuracaksın, denildi. Ayaklarımı da çözdükten sonra üstüm çıplak bir şekilde duvara yaslatıldım. Yumurtalıklarım sıkılarak İstiklal Marşı söylemem istendi. Sonrasında, götürün artık bir yere atın, dendi. Sonrasında evden çıkmamız ve bırakılan yere gelmemiz 1,5 saat sürdü. Bu sırada gözlerim kapalı bir şekilde araçtan indirilerek çalılıkların arasına götürüldüm. Burada, iç çamaşırım kalacak şekilde diz üstü yatırılarak Kelime-i Şahadet getirmemi söyleyip silahı namluya sürüp kafama dayadı. Biraz bekledikten sonra bana son bir şans verdiklerini ve hemen İstanbul’u terk etmemi, terk etmediğim takdirde bu kurşunu sıkacaklarını söylediler. Beni çalıların arasında bıraktıktan sonra olay yerinden hemen uzaklaştılar. 2 saat yol üzerinde otostop çektim, bir İETT aracı beni Tuzla Akfırat’a bıraktı. Oranın Tuzla olduğunu orada öğrendim. Saat 7 sularıydı. Sonrasında bir akrabamı arayarak gelip beni almasını söyledim. Olayın geçtiği saatlerde telefonuma, cüzdanıma, üzerimdeki paraya ve her şeyime el koydular. İkinci araca bindirilirken gözlerim kapalıydı. Aracın kapısının büyük olması ve açılış sesinden Ford Panelvan tarzı olduğunu tahmin ediyorum. Talep: Hukuki destek, tıbbi destek ve basın açıklaması yapmak ve açıklamaya kurumdan katılım talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

27 Ağustos 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran E. Y., Ben ESP Üyesi ve aktivistiyim. 26. 08.2021 saat: 10.50 civarında Buca Şirinyer’de misafir olduğum evden çıktığımda fark ettiğim 2 kişi tarafından takip edilmeye başlandım. İzban’a bindim. Alsancak’ta izbandan indiğimde bu kişilerin hala peşimde olduklarını fark ettim.  O 2 kişi harici başka 2 kişi daha vardı. İzban gardan çıktıktan sonra 2 kişi yanıma gelip (saat 11.20 idi) “E., beni tanıdın mı “ dedi. Ben “tanımadım” dedim. O “Biz tem” şubeden polisiz.” dediler.  “sana birkaç sorumuz olacak. Sen yıllardır yapı içerisindesin. “ben” sizinle konuşmayacağım.” Dedim. Kendi aralarında benimle yürüme kararı aldılar. O sırada “geleceksin oğlum. Geri çekil” gibi laflar ettiler. Bu arada Bornova sokağına ( Alsancakta) gelmiştik. Ben onların isteğini reddettiğim gibi, bağırarak “ katilsiniz, kanla besleniyorsunuz, utanmanız yok mu” gibi şeyler söyledim. Onlar “ bunun sonu gözaltı ya da tutuklama olmayacak “ gibi tehditte bulundular. hemen yanımdan uzaklaşıp ara sokağa girdiler. Kıbrıs Şehitlerine girdiğimde Halkbank’asının oralarda başka 2 kişi tarafından takibe devam ettiler. Türkan Saylan’ın oradaki Aras Kafeye gidip oturdum. Onlar da uzakta, köşede beklediler 1-2 saat kadar sonra ayrıldılar.Alsancak Gar’da yanıma gelip benimle konuşa konuşa Alsancak Bornova sokağına kadar gelen ve beni tehdit eden kişilerin görünümü şu şekildedir:  1. maskeli oldukları için yüzlerini göremedim. Kalın ses tonlu 40’lı yaşlarda biri idi. 2.            Kişi: Sarışın, kısa saçlı, kirli sakallı, Yaklaşık 1.80 boyunda, 70 kilo civarında, ince sesli yaşı 35 civarında olabilir. Gözlüklü ve maskeli oldukları için yüzlerini göremedim.  3.           Diğer takip eden kişilerden biri, kilolu, kısa boylu, eylemlerde daha önce gördüğüm biri, genellikle şapka takıyor. Ben daha önce 2017 ve 2018 yıllarında da takip ve ajanlaştırma teklifine uğramıştım. Uzun zamandır takip ediliyordum. İlk kez benimle konuştular. Başıma gelebilecek her türlü olumsuzluktan İzmir TEM Şubesi sorumludur.

8 Eylül 2021’de M. B., İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda; “Ankara’da 1.5 yıldır Kampüs Cadıları faaliyeti yürüten kendisine yönelik sistematik polis tacizi ve şiddetine maruz kaldığını, Ankara’da Kampüs Cadılarının atölyelerine katılmaya başladığı günden beri polis tarafından takip edildiğini, takip edilirken psikolojik şiddet ve baskıya maruz kaldığını, öncelikli olarak Kampüs Cadıları olarak yaptıkları etkinlik ve atölyelerde kendisini arayarak taciz etmeye başladıklarını, sonrasında atölyeleri yaptıkları yerlere gelerek orada olan herkesi terörize ettiklerini, bunları yapmaya devam ederlerken, 1 Ağustos 2021 Pazar günü gece saat 04.30 gibi kendisini arayarak (açık bir numaradan) tecavüz ve ailesi ile tehdit ettikten sonra ‘siz terör örgütüsünüz, kampüs cadılarının hesabı sorulacak’ şeklinde bir telefon aldığını, şahıs açık numaradan kendisini arayarak hayatı ve bedeni üzerinden tehdit ettiğini, bir yandan bu tehditlere devam ederken Ankara Emniyeti tarafından hiçbir yasal gereği olmadan ve kendisinin 24 yaşında bir kişi olmasına rağmen babası ile iletişime geçerek yüz yüze görüşmek istemiş ve ‘kendisinin terör örgütü faaliyeti içinde olduğunu, devleti bölen ve yıkan faaliyetler içinde olduğunu’ söyleyerek 2 yıl önce kalp ameliyatı olan babasını korkuttuklarını ve Terörle Mücadele de aile ile görüşme, bilgilendirme gibi bir birime çağırarak açık açık ‘Ankara’da kadın hakları üzerinden örgütlene ve bunu savunan bir örgüt değil, arkasında devrimci-komünist bir parti olan Toplumsal Özgürlük Partisinin olduğunu ve partiyle sınırlı kalmayan DHKPC vs. örgütlerle bağlantısının olduğunu söyleyerek kendisini ve içinde olduğu örgütlü yapıyı manüpülatif söylemlerle kriminalize etmeye çalıştıklarını; bunu yapmakla kalmayıp Kampüs Cadıları üzerinden kendisinin iletişime geçtiği her kadını gecenin bir yarısı evlerinden alarak şubeye götürüp aleyhinde beyanda bulunmalarını sağlayarak ve doğru olmayan tutanaklarla kendisini gözaltına alabileceklerini açık açık söyleyip tehdit ettiklerini, kendisinin bilinçsiz olduğunu, aile koruması altında olması gerektiğini söyleyerek rıza oluşturmaya çalıştıklarını; kendisini 1 yıldır yediği, içtiği, özel hayatının her alanında takip ettiklerini söyleyerek yasal olmayan süreç işlettiklerini açıkça belirtmiş ve işin ucunda aile üyelerine dokunacağını söyleyerek tehdit ettiklerini, bu arama ve görüşmenin 5 Eylül 2021’de gerçekleştiğini; bu durumun 1.5 yıldır devam ettiğini ve kendisinin hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kalmasının yanı sıra ailesinin de sağlık koşullarından kaynaklı olumsuz bir durum yaşanmasından sorumlu olduklarını; 1 Ağustos 2021 Pazar günü kendisini arayan kişinin ‘amına koyacağım, seni öldüreceğim, ananı, bacını sikeceğim, hepiniz orospusunuz, Kampüs cadıları bir terör örgütüdür, PKK’nin köpeklerisiniz’ gibi cümleler kurduğunu; ek olarak sadece Kampüs Cadıları değil, Mor Dayanışma’nın bir etkinliğinde 5-6 kişilik park buluşmasında Ankara Emniyetinden sivil-resmi polis memurlarının araçlarıyla yaklaşık 30-35 kişilik bir grupla gelerek kendilerini rahatsız ve terörize ettiklerini ” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

11 Eylül 2021’de basında yer alan haberlerden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sincan İlçe Eş Başkanı F. K.’nin 8 Eylül 2021’de Ankara’da kendini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldığı öğrenildi. Kaçırıldığı sırada tehdit edilen F. K.  aynı gün içinde serbest bırakıldı. F. K.  olayla ilgili düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti: “8 Eylül’de evime gitmek için işten çıktım. Biraz ilerledikten sonra beyaz bir araç önümüze kırdı, polis olduklarını ve ifade için beni karakola götüreceklerini söylediler. Ben avukatımı aramak istediğimde telefonuma el koyup beni arabaya bindirmeye çalıştılar. Ben yardım isteyince, etraftaki esnaflar yardıma geldi. Bir esnaf arabaya binip anahtarı aldı aracı harekete geçiremesinler diye. O kişiyi de darp etti polis. Ardından beni kaçıranlar bana yardıma gelenlere polis kimliklerini gösterdi. Ardından yardıma gelen insanları dağıtıp beni arabaya bindirdiler. Bu kişiler yaklaşık 45 dakika boyunca beni arabada alıkoydu (…) Kendilerinin polis olduklarını söyleyen kişiler ‘Bundan sonra Ankara’yı sana dar edeceğiz. Bir dahaki sefere gözünü Cerablus’ta açarsın, bir dağ başında kendini çırılçıplak bulursun’ sözleriyle tehdit ettiler.”

15 Eylül 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran A. T.: Ben turizm sektöründe çalışan biriyim. Politik olarak ESPliyim. Pandemi sürecinde Kemalpaşa’da kapalı olan bir restaurantın 29 dönümlük bahçesinde bahçıvanlık yapıyordum. Mayıs- Haziran gibi bir öğlen vaktinde sonradan polis olduklarını söyleyen 2 kişi çalıştığım yere geldi. Selam verdiler, çay olup olmadığını sordular. Ben de “kapalıyız ama isterseniz size çay yapabilirim.” Dedim. Çay demledim. Oturup gündeme dair konuştuk. Buraların güzel olduğunu, yaşanabilecek yerler olduğunu söylediler. Konuşma yaklaşık 2 saat sürdü. Çay bittikten sonra kalktılar. Giderken “ biz polisiz.” Dediler. Ben de “ polisseniz polissiniz ne yapayım. Dedim. Ben Kemalpaşadaki işten ayrıldım. Turizm Sezonunun açılması ile beraber, Akçay Altınkum’da bulunan C.’de işbaşı yaptım.  Mutfakta çalışıyordum. Müşteri ile patron arasında çıkan bir tartışmada silah çekilmesi üzerine burası hoşuma gitmedi. Oradan ayrıldım. İzmir’e geldim. 2 gün sonra gidip geldiğim bir kahveye gittiğimde (13.09.2021), Kemalpaşa’da yanıma gelen 2 kişi orada oturuyordu. Beni çağırdılar. Ben onları tanımadım. Onlar kendilerini hatırlattılar. Benimle çay içmek ve sohbet etmek istediklerini söylediler. Ben kabul etmedim ama ısrarcı oldukları için oturdum. 2- 3 saat süren bir konuşma yaptık. Gene gündeme dair konuştuk. Bana “ biz de ESP’liyiz. Ama son zamanlardaki ESP’li gençlerin yaşattıkları sorunlar bizim hoşumuza gitmiyor. “ dedikten sonra bana bazı isimler verip tanıyıp tanımadığımı sordular.  Ben de söyledikleri isimler içinde Ş. başkanı tanıdığımı söyledim. Onu çok sevdiğimi de ilave ettim. Ayrıca bana,” buraya niye ve nereden geldiğimi sordular.” Ben de “ Akçay’dan çalışmaktan geldiğimi. İş aradığımı ve burada çalışacağımı söyledim. Şu anda otellerde kalıyorum.” Dedim. Ayrılırken benimle yemek yemek ve içmek istediklerini söylediler. Ben de “ Sizinle işim olmaz. Sizinle yemek yemem.” Dedim. Bana, biz görünmeyiz, biz iyi insanlarız, bizden çekinme bizden zarar gelmez. Bizi TEM’e benzetme, bizden zarar gelmez.” Dediler. Ayrıldık. Ertesi günü ( 14.09.2021 saat 12.20 gibi 0 531 ….. numaralı telefondan isminin Taner olduğunu söyleyen ve benimle daha önce konuşan polis ile 1 dakika 20 saniye süren bir konuşma yaptım. Bana” Müsaitsen yemek yiyelim.” Dedi. Ben de “ Seninle işim olmaz.” Dedim.  Size gelmek için yola çıktığımda peşimden daha önce görmediğim bir sivil kişinin geldiğini gördüm. Bu kişi, siyah tişörtlü, yaklaşık 35- 40 yaşlarında, hafif kilolu, bıyıklı, 1.75 boyu civarında idi. Kemalpaşa’ya gelen ve kahvede benimle konuşan insanlar: 1.     Kişi: Siyah uzun saçlı, çok uzun sakallı, 1.73 boylarında, gayet düzgün konuşan, buğday tenli, siyah tişört, kot pantolon, spor ayakkabılı, çok şey bildiğini sanan birisiydi. Benimle sürekli konuşan, sürekli soru soran bu kişiydi. Adının Taner olduğunu söyledi. 2.        Kişi: İsminin Hüseyin olduğunu ve Balıkesirli olduğunu söyledi. O hiç konuşmuyordu. Yuvarlak kafalı, hafif kıvırcık saçlı, 1.70 boylarında,75 kilo civarında, beyaz tenli, kareli gömlek, kot pantolon ve spor ayakkabı giyiyordu.Başıma gelecek herhangi bir olumsuzluktan bu kişiler sorumludur.

20 Eylül 2021’de B. Y. isimli kişinin Esenyurt Polis Merkezi’nde yaşamını yitirmesi ile ilgili davanın görülen duruşmasını takip eden gazeteci Canan Coşkun’un polis tarafından “İnşallah sizin de başınıza gelir” denilerek tehdit edildiği öğrenildi.

25 Eylül 2021’de basında yer alan haberlerden, Tunceli’de S. K. isimli bir kişinin polisin ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. S. K. İnsan Hakları Derneği (İHD) Tunceli Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları belirtti: “16 Ekim 2021’de arayanlar beni Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne çağırdı. Emniyete gittiğimde 2 polis beni beyaz renkli 62 ….. plakalı arabaya bindirdi ve beni araçla Pülümür Vadisi’nde bulunan Kutu Dere mevkiine götürdü. Polis bana birkaç kişinin ismini sordu (…) Herhangi bir siyasi parti üyeliğimin olup olmadığını sordular ama onlara herhangi bir siyasi partiye üye olmadığımı söyledim. Daha sonra bana ajanlık dayatmasında bulundular (…) Daha sonra ‘bir daha çay içmeye çağırsam gelir misin’ diye sordular ve beni arayacaklarını söylediler (…) Daha sonra beni Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler.”

25 Eylül 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan E. T.: “24.09.2021 tarihinde saat 12.00 civarı evden çıktıktan sonra Ataşehir 3001. Caddede otobüs beklerken yanıma gelen ve kendilerini polis olarak tanıtan 3 kişi tarafından plakasını alamadığım metalik gri bir araca bindirildim. Bindirildiğim araçta yaklaşık 45 dakika dolaştırıldım. Ardından Acıbadem Mahallesinde indirildim. Araçta bulunduğum süre boyunca psikolojik şiddete uğradım. Sürekli kardeşimden, ailemden ve özel hayatımdan bahsederek üzerimde basınç kurmaya çalıştılar. Yürttüğüm faaliyetleri kastederek “bu işleri bırak, biz sana daha iyi bir yaşam sunarız, seni yurt dışına çıkarırız, burayı bırakmak istemiyorsan bize gittiğin yerlerden bilgi verebilirsin” şeklinde ajanlık teklif edildi. Yaptıklarının suç olduğunu söylediğimde şoföre “Belgrad ormanına sür” diyerek korkutmaya çalıştılar. “Seni Belgrad’a götürürüz kimsenin ruhu duymaz” dediler. Beni alıkoyan polisler; bizi uzun boylu, esme, kirli sakallı, 40 yaşlarında, diğeri daha kısa boylu, sakallı ve şapka takıyordu. Olay gündüz saatinde oldu. Beni aldıkları yerde esnaflar vardı. Yine aynı yerde A-101 marketi ve eczanenin kameraları araca bindirildiğim yeri görüyordu. Talep: 1-Konu ile ilgili hukuki destek. 2-Basın toplantısı yaparak kamuoyuna duyurmak. Açıklamaya dernekten birinin de katılmasını talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

26 Eylül 2021’de basında yer alan haberlerden, Batman’da gazeteci İ. Y.’nin kimliği belirsiz kişilerce telefonla aranarak tehdit edildiği ve evinin önünde silahla havaya ateş edildiği öğrenildi. İ. Y. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “3 Eylül’de saat 01.45’te Yunanistan’a ait telefon koduyla arandım. Önce mesaj attılar. Daha sonra Whatsapp üzerinden aradılar. Aradıklarında ‘eleştiriniz nedir?’ diye sordum. Ama kendilerini hakaret ve tehdit için hazırlamışlardı. Haberlere son vermemizi istediler. Sonrasında tehdit yağdırmaya başladılar. ‘Kulaklarını kesip seni öldüreceğiz. Leşini de sokağa atacağız. Gazeteyi kapat, kendine sıradan bir iş yap, otur oturduğun yerde’ diye tehdit ettiler. Yapılan tehdidin ardından aynı gece evimin önünde 5 el silah sesi duyulması üzerine balkona çıktım. Balkona çıktığımda kimseyi görmedim. Sabah komşularım iki kişinin evimin önünde havaya ateş açtığını ve siyah bir araca binip kaçtığını söylediler.”

26 Eylül 2021’de basında yer alan haberlerden, 11 Eylül 2021’de Hatay’ın Arsuz ilçesinde aracı polis tarafından durdurulan M. G. ile İ. K. isimli 2 kişinin haklarında gözaltı kararı olmamasına rağmen bekletildikleri, buna itiraz etmeleri üzerine B. Ö. isimli polis memuru tarafından fiziksel şiddet kullanılarak polis aracına bindirildikleri ve maruz kaldıkları fiziksel ve sözlü şiddete araçta da devam edildiği öğrenildi. M. G.’nin avukatı H. G. basında yer alan açıklamasında şunları belirtti: “M. G. yaklaşık 40 dakika bekletildi, alkol ve plaka kontrolü yapıldı ve soruna rastlanmadı. ‘Herkesi kimlik kontrolü yapıp bıraktınız bizi burada hangi şüphe ile beklettiniz, öğrenebilir miyim?’ sorusuna, polis memuru ‘Sana hesap mı vereceğim, sen kimsin lan?’ dedikten sonra müvekkilimin boğazına sarılıp, gömleğini yırttı. Müvekkilim kalp hastası olduğunu söylemesine rağmen İ. K. ile tartaklanarak polis aracına bindirildi. B. Ö.’nün dışında araçta iki polis daha vardı.  Aracın karakol güzergâhı dışında bir yöne gitmesi üzerine müvekkilim nereye gidildiğini sordu. Ancak polis B. Ö. buna daha da sinirlenerek, müvekkilime hakaret etmeye başladı. Hakaretamiz konuşmaların ardından B. Ö. belindeki silahını çıkartarak, ‘Devlet bu silahı boşuna vermedi bana, istersem şarjörü üzerinize boşaltırım’ diyerek müvekkilime yönelik tuttuğu silahının ağzına mermiyi sürmüştür. Müvekkilim M. G. ve arkadaşı İ. K. karakolda bir süre bekletildi ve kendilerinden özür ve af dilemeleri dikte edildi. Serbest bırakmaları karşılığında müvekkilime okutulmayan bir kâğıt imzalatıldı. M. G.’nin imzalatılan kağıdın suretini istemesine ‘S..tir git, ne sureti’ diye bir cevap verildi. Karakoldan ayrılmak üzere olan müvekkilim M. G. ve arkadaşı İ. K.’ye kimlikleri verilmedi. Polis B. Ö. ‘Size kimliklerinizi vermiyorum, ben bu kimlikleri nerede kullanacağımı bilirim, sizin gibi çok insan yaktım’ tarzında cümlelerle tehdide devam etti. Müvekkilim savcılığa başvuracağını söylediğinde ise polis B. Ö., ‘Git istediğin yere başvur, istediğin savcı gelsin buradan alsın’ dedi.”

28 Eylül 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran M. K., İzmir Öğrenci Dayanışması’nın Barınamıyoruz Nöbeti’nin 6. Günüydü. Her gün belirlediğimiz alan olan Hasanağa Parkı’na gittik. Planladığımız atölyeler vardı, atölyelerimizi gerçekleştirdik. Saat 28/09/2021 tarihinde gece 00.30 civarı gruplarla sohbet ediyorduk. Etraftaki polis sayısının arttığını fark ettik. Sonra alana gözaltı araçları gelmeye başladı. Polisler kalabalık bir şekilde ellerinde yeleklerle Hasanağa Parkı içerisinde bulunan karakola doğru gittiler. Yarım saat sonra yanımıza gelip etrafımızı sardılar. Amirleri olarak bildiğimiz kişi bize 5 dk içerisinde alanı terk etmemizi yoksa müdahale edeceklerini söyledi. Biz de yaptıklarının yasal olmadığını, bize herhangi bir yasal gerekçe sunmalarını istedik. Kendisinin herhangi bir gerekçeye ihtiyacı olmadığını dile getirdi ve bize yüksek sesle seslenerek Valiliğin yurt açtığını ve aramızda kalacak yeri olmayanların kendisiyle iletişime geçip kimlik bilgilerini vermesini ve o kişileri oraya yerleştireceğini beyan etti. Aksi takdirde sert bir şekilde müdahale edeceğini söyledi. Daha sonra arka tarafımıza doğru geçip saatine bakıp Güvenlik Şube polislerine müdahale ederek bağırarak emir verdi. Güvenlik Şube Polisleri sert bir şekilde bize müdahale etmeye başladı. Arkadaşlarımızı yere yatırıp boyunlarına ayakları ile bastılar, hepsine ters kelepçe yaptılar. Çevik Kuvvet Polisleri de etrafımızı sarmaya başladı. Ters kelepçe yapılan arkadaşlarımızı araçlara çoğunu yerde sürükleyerek götürürlerken Çevik Kuvvet de alanımızı daraltıyordu. Çevik Kuvvet Polisleri kalkanlarla sırtlarımıza vurarak bizi ortada toparlamaya çalıştı. Güvenlik Şube polisleri de bize çok sert müdahale ederek, yerlere yatırarak sırtlarımıza ayaklarıyla da basarak ters kelepçe takarak gözaltına aldılar. Benim kendilerine mukavemet gösterecek durumum olmadı. En son alanda 4 kişi kaldık. Bizi de 4’er 5’er polis yöneldi ve bizi çemberin içerisinden çekiştirerek çıkardılar ve bana 4-5 defa çelme takmaya çalıştılar yere düşürmek için, en son amirleri bağırdı ters kelepçe yapıp arabaya atın diye. Beni ters kelepçe yaptılar ve arabaya doğru götürülürken bazı arkadaşlarımın arabaya yaslatılıp polisler tarafından kafalarına vurulduğunu gördüm. Gözaltı aracının içerisinde birçok arkadaşıma müdahale diliyordu, darp ediliyorlardı. Beni de aracın ön kapısından araca bindirdiler. Arka kapıdan bir başka arkadaşımızın araçtan indirildiğini gördük. Araçtakilerle hep birlikte arkadaşımızın geri getirilmesini söyledik ve nereye götürüldüğünü sormaya başladık. Bunu sormamızla beraber Güvenlik Şube Polislerinden bize karşı saldırı başladı. Direk ismimle hitap ederek beni de arkadaşımın ismini söyleyerek onun yanına götüreceğini söylediler. Beni 3 polis çekiştirerek araçtan çıkarmaya çalıştılar. Arkadaşlarım da buna izin vermek istemiyorlardı. Polislerin beni çekiştirdiği sırada aracın ön camına çarptım, yaka paça aracın merdivenlerinden indirilip yerde aracın ön tekerleğinin önünde beni tekmelemeye başladılar. Gözaltı aracının önünde çok kalabalık polis kitlesi vardı. Daha önce ismimle hitap eden amirleri olarak bildiğim kişi (kilolu olan, üzerinde beyaz veya krem rengini tam bilemediğim ama açık renkli kıyafet giymiş olan, yaklaşık 1.90 boylarında, saçları hafif açık Güvenlik Şube’den olduğunu bildiğim polis) ayağa kalksana lan, o kadar bağırmasını biliyorsun, ayağa kalksana lan şeklinde bağırıyordu bana, o sırada bir başka polis memuru da sırtıma ayağıyla basıyordu. Ben doğrulmaya çalışırken 4-5 polis tarafından ayağa kaldırılıp gözaltı aracına sert bir şekilde yaslandırıldım. Bir tanesi ağzımı ve burnumu kapatıp, kafamı sol tarafa çevirmişti, diğeri kafamı sert bir şekilde araca bastırıyordu, o sırada 1 veya 1’den fazla kişi aşağıdan tekme atıyorlardı. Araç içerisinde iken nasıl açıldığını bilmediğim şekilde ters kelepçem çözülmüştü. Yine aynı amir ters kelepçe yapın diye bağırdı. Daha sonra bir polis memuru sağ kolunu arkaya doğru çevirirken diğer polis memuru karın boşluğuma vurdu. O an nefessiz kaldım. Bir diğeri de sol kolumu yaklaşık 90 derece kadar arkaya doğru çevirerek serçe parmağımı geriye doğru çekmeye başladı. Serçe parmağımdan ses gelene kadar geriye doğru büktü. Ses geldikten sonra ters kelepçe yapılıp başka bir gözaltı aracına götürüldüm. Gözaltı aracında iken kimliğim istendi. Ters kelepçeyi çıkarmayana kadar kimliğimi vermeyeceğimi söyledim. Benim bulunduğum araçta 7 arkadaşım vardı hepsi benim gibi ters kelepçeli haldeydi. Güvenlik Şube amirleri tarafından (isminin Vural olarak bildiğim) ismimle bana hitap ederek prosedürü biliyorsun vermezsen zorla alacağız dedi. Bende vermeyeceğimi cebimden bir şey alamayacağını söyledim. Beni daha sonra ters çevirerek cüzdanımı çıkartıp kimliğimi aldılar. Sonrasında Yeşilyurt Devlet Hastanesi’ne getirildik ancak ters kelepçelerimiz açılmadı. O sırada İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel araca geldi ve bizi ters kelepçeli olarak görmesi üzerine ters kelepçelerin açılmasını söyledi polislere. Baro başkanına ters kelepçelerin açılmayacağını kendisinin de oradan gitmesini söyledi polisler tarafından. Baro başkanı aracın kapısının önünde durarak ters kelepçelerin açılmasını söyledi. Baro başkanının araç kapısı önünde durduğu sırada sert bir şekilde kapıyı kapatarak baro başkanını çekiştirmeye başladılar. Biz de bunun üzerinde avukatımıza böyle davranamazsınız dedik ve polisler bize tekrar saldırmaya başladı. Tekme ve yumruk attılar bizlere, geriye doğru sert bir şekilde beni ittiler o sırada camların olduğu taraftaki demir kaplamalara kafamı çarptım. Birden fazla polis tarafından aracın içerisinde ben ve tüm arkadaşlarım tehdit edildik. “Burada siz bize dokunamazsınız ama biz size istediğimizi yaparız. Kafanızı gözünüzü mü kıralım istiyorsunuz onu da yaparız. Bir daha sesini çıkarak olursa kafasını kıracağım onun” şeklinde tehditlerde bulundu polisler bize. Muayene için sırayla araçtan indirilmeye başlandık. Muayeneye giderken hastane kapısında ters kelepçelerimiz açıldı. Muayeneden getirildikten sonra aracın önünde ilk gelen arkadaşımız yere yatırılarak ters kelepçe yapılmaya çalışıldı ve arkadaşımızı yerde tekmelemeye başladılar. Bunun üzerine biz tepki gösterdik ve polisler bizi tekrar darp etmeye başladı. Tekme ve yumruk atıp, çekiştiriyorlardı. Ben muayeneye götürüldükten sonra parmağım için MR çekilmesi istendi grafik çekildikten sonra elim ve dirseğime yakın bir şekilde yaklaşık 20 cm alçıya alındı parmağım. Parmağım kırık olduğu alçı olduğu için bana ters kelepçe yapmadılar ama diğer tüm arkadaşlarımla ters kelepçeli bir halde Güvenlik Şube’ye getirildik. Güvenlik Şubeye getirildiğimizde orada bulunan başka bir avukatın bizi ters kelepçe ile görmesi üzerine ve bunun çıkarılmasını polislere söylemesi üzerine avukatımız 4-5 polis tarafından zorla başka bir birimine götürüldü. Bu durum tekrar araba içerisinde polislerin bize saldırmasına neden oldu. Daha sonra 3’er kişilik gruplar halinde Güvenlik Şube’de 4. Katta ifade vermeye çıktık. İfadelerimiz alındıktan sonra muayene olmak için Alsancak Devlet Hastanesi’ne getirildik ve oradan serbest bırakıldık. Kurumunuzdan gerekli yazışmaların yapılmasını ve olayın takipçisi olmanızı talep ediyorum.

29 Eylül 2021’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi üyesi E. O. Ankara’nın Çankaya ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldı. Basında yer alan haberlerde, E. O.  ve yanında bulunan 2 kişinin yolunun kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kesildiği, yapılan GBT uygulamasından sonra E. O.’nun hakkında yakalama kararı olduğu iddiasıyla zorla sivil bir araca bindirildiği, buna karşı çıkan 2 kişinin fiziksel şiddete maruz kaldığı belirtildi.  Kaçırılma ile ilgili polise yapılan başvuru sonrasında polisin E. O. ‘nun kaçırıldığı araca ait plakanın kaydının bulunmadığını söylediği öğrenildi. Kaçırıldıktan 3 saat sonra E. O.’nun Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında olduğu öğrenildi.

30 Eylül 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan Y. A.: “20.09.2021 tarihinde kolluk kuvvetlerinin evime gelip ifade vermem gerektiğini söylemeleri üzerine ifade vermeye gittiğimde, sohbet odasına alınıp psikolojik şiddete ve ajanlaştırmaya maruz kaldım. Olayın üzerinden birkaç gün geçmesi üzerine fiziki takibe alındım ve telefonla aranıp çay içmeye davet edildim. İfadeye Sancaktepe Karakoluna gittim. Sonrasında Sarıgazi Kalekoluna çağrıldım. 4 sivil polis “sözde” iyi niyet gösterip beni kendilerine yakın hissetmemi sağlamaya çalıştılar. Sonrasında, eğer istediklerini yapmazsam bir dahakine abi kardeş olarak konuşmayacaklarını, bunun bir uyarı olduğunu söylediler. 0531 ….. numaralı telefon 3 kere ısrarla arayıp çay içmeye davet etti. O günün akşamında gittiğim her yerde beni rahatsız edecek şekilde karşıma çıktı. Konuşmamızda isminin Ahmet olduğunu ve Sancaktepe emniyetinde görüştüğümüzü dile getirdi. Babamı da arayıp benzer şeyler söyleyerek, yılbaşına kadar hakkımda delil toplandığı, tutuklanabileceğim söylenmiş. O tarihten bu yana fiziki takip devam ediyor. Talep: Suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Hukuki destek istiyorum. Basın açıklaması yapmak istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

1 Ekim 2021’de basında yer alan haberlerden, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Tunceli eski İl Eş Başkanı A. K. ‘ya ait aracın 26 Eylül 2021’de Pertek ilçesine bağlı Dorutay köyü çıkışında korucu V. K. tarafından durdurulduğu ve A. K.’ye silah doğrultulduğu öğrenildi.

5 Ekim 2021’de İHD İstanbul şubemize e-mail yoluyla başvuruda bulunan D. S.: “27 Nisan günü eski çalışmış olduğum … fabrikanın önünde direniş yaptığımızdan kaynaklı fabrika önünde 1 Mayıs açıklaması gerçekleştirdik ve polis saldırısı sonucunda gözaltına alındık.  Yaklaşık iki hafta önce Vatan Emniyetinden beni aradılar 27 Nisan günü gözaltına alınmamla alakalı evrakım olduğunu söylediler. Ve bana en yakın karakola gidip evrak göndereceklerini ve almam gerektiğini söylediler. Şahsi telefonumu arayarak karakola gittiğimde vatan emniyetinden geldiğini söyleyen iki polis beni odaya kapatarak baskı oluşturarak sorular sordular.  Sorularda Armutlu cemevine neden gittiğimi ve İbrahim Gökçek ve Helin Bölek’i neden ziyaret ettin. Sonrasında tarafım arkadaş olalım, birlikte gezelim ve çay içelim gibi ithamda bulundular. Ben de kabul etmediğimi buradan çıkmak istediğimi söylediğimde beni zorla tutmaya çalıştılar. Ayrıca başka insanlarla da görüşme yapacaklarını söyleyerek, bana gözdağı vermeye çalıştılar. Karakola gittiğimde hiçbir evrak olmadığını anlamış oldum. Beni çağırarak tehdit ederek anlamış ve yaşamış oldum.

6 Ekim 2021’de basında yer alan haberlerden S. Y. ve B. Y. isimli 2 kişinin İstanbul’da kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldığı ve götürüldükleri yerde işkence ve diğer kötü muamele ile ajanlık dayatmasına maruz kaldığı öğrenildi. B. Y. İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) düzenlenen basın toplantısında şunları belirtti: “Götürdükleri boş alanda polis olduklarını söylediler. Sorular sormaya başladılar (…) Polisler de bizi tehdit etmeye başladı ve ajanlık dayatmasında bulunarak, bir şeyler bilip bilmediğimizi sordular. Kimlerle irtibatta olduğumuzu sordular. Bir saat polisler tarafından şiddette maruz kaldık. Hakaret ettiler. Tehditler savurdular.” S. Y. ise şunları belirtti: “Ağabeyim iş çıkışı beni almaya gelirken, o sırada polisler tarafından önümüz kesildi. Belli bir süre araçlarında sorguya aldılar. Ailemiz üzerinden, babamız üzerinden sorular sordular. Bir şey bilmediğimizi söylediğimizde de ‘öğreneceksiniz bize haber vereceksiniz. Eğer haber vermezseniz yine gelir alırız’ diye tehdit ediyorlardı bizi.”

10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için 10 Ekim 2021’de Ankara’da yapılan etkinliğe yönelik polis müdahalesi sırasında haber takibi yapan ANKA muhabiri T. A. E. ‘nin polisin engellemesine maruz kaldığı ve polis tarafından “dörde bölerim seni” denilerek tehdit edildiği öğrenildi.

15 Ekim 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan B. Ç: 22 Eylül günü, Esenlerde bulunan evinin önünden zorla bir otomobile bindirilmiş. Bir saat boyunca çevrede dolaştırmış kendilerini emniyetten diye tanıtan sivil kişiler. Bir ay öce İstanbul’a taşınan mağdura Devrimci Parti ile ilişki kur ve bize bilgi aktar denmiş. Sonra araçtan indirilmiş. Durumu arkadaşlarına ve ailesine bildirmiş. 22 Eylül günü saat 23.30 civarı markete indiğinde yine zorla bir arabaya bindirilerek kaçırılmış. Yine aynı taleplerde bulunulmuş ve tehdit edilmiş. Eve geri dönmemesi üzerine arkadaşlarının ısrarlı aramalarından rahatsız olup yaklaşık yarım saat sonra arabadan indirmişler.

15 Ekim 2021’de İHD İstanbul şubemize gelerek yazılı başvuruda bulunan T. K: “3 Nisan 2021 tarihinde gözaltına alındım. 3 günlük gözaltından sonra tutuklandım. 17 Mayıs 2021 tarihinde mahkemeye çıkarıldım. 24 ay ceza kesilerek tahliye edildim. Çıktıktan bir hafta sonra telefonuma bir mesaj geldi. Kendini partili olarak tanıtan bir kişi benden kardeşimi sordu ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de kardeşimin köyde olduğunu, denetimli serbestlikte olduğunu ve her hafta imzaya gittiğini söyledim ve görüşmeyi reddettim. 15-20 gün böyle sürdü, hiç cevap yazmadım. Daha sonra meyve ve sebze sattığım yerde defalarca araçla taciz edildim. Sonra benim evimin etrafında durmaya, gezmeye başladılar. Eşimi takip ettiler günlerce. Kamyonetimin lastiklerini patlattılar. Kim olduklarını bilmiyorum. Sonra bir kadın beni aradı. Birine borcum var, bana bu numarayı verdiler, dedi. Ben böyle bir kişiyi tanımadığımı söyledim. Kadın ısrarla mesaj atmaya başladı ve benimle yüz yüze görüşmek istediğini söyledi. Çok önemli olduğunu söyleyince konum attığı yere gittim. Kartal Soğanlık’ta bir otelin önünde birkaç kişi duruyordu. Yukarı çıkmam söylendi. İçeri geçtim, yukarı çıktım. Kadının yukarıda olduğunu gördüm. Odada 10-15 dakika kaldım ve çıktım. Odaya girdiğimde beni niçin çağırdınız dedim. Beni cinsel ilişkiye zorladı. Bunun üzerine odadan çıktım. Daha sonra aradım, beni nereden tanıyorsun, kim benim numaramı size verdi diye sordum. Sizi düşürmek için yaptım, dedi. Bu olay bir ay önce oldu. Bu olayı hem eşimle hem de Kartal HDP ile paylaştım. Çünkü bu olay beni çok rahatsız etti ve bunalıma girdim. İntiharı bile düşünmüştüm. Sonra eşim durumu fark etti ve bana, ben senin arkandayım, ne gerekiyorsa yap, dedi. Bu olaydan 15 gün sonra bana bir telefon geldi. Kendini İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünden aradığını söyleyen bir şahıs benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de kendisine çalıştığımı söyledim. Cuma ve Pazar günleri çalışmadığımı, istedikleri karakola ya da savcılığa gelebileceğimi söyledim. O da bana, hayır biz seninle özel olarak görüşmek istiyoruz dedi. Ben de, beni bir sıkıntım yok, eve gelin ne soracaksanız cevap vereyim dedim. Kabul etmedi. Kartal sınırları dışında bir yerde görüşeceğiz, size konum atacağız, dedi. Ertesi gün saat 11.00 gibi konum attı bana, Pendik marina kenarında sahilde. Ben de gittim yanlarına. Birisi 40-45 yaşlarında, diğeri daha gençti. Kendilerini, devletin içinde özel bir birim olarak tanıttılar. Benim için Ankara’dan geldiklerini söylediler. 10 senedir seni takip ediyoruz, devlet sana şimdi dokunmamızı istedi, sen cezaevinden çıktın biliyoruz. Çıktın ama dosyanı yeniden açarız. Yine girersen eşini, kızını düşün, sen içerideyken başlarına ne gelir bir düşün. Sen popüler birisin o yüzden bizimle çalışacaksın. HDP’ye gir ama bizim adamımız olarak. Orada ne oluyor kim gelip gidiyor bize bilgi vereceksin. Sen ne istersen devlet sana verecek, çalışmana gerek kalmayacak. Ben de bu isteklerini asla yapamayacağımı söyledim. İki görüşmeden sonra kabul edeceğini biliyoruz dediler. 0531 964 86 81 isminin Mert olduğunu söyleyen birisi, sürekli seni arayacağız. İstediğimiz yere geleceksin dediler. Ben de kabul etmedim ve kalktım işime gittim. Geçen hafta Cuma günü bu numara mesaj attı. Başkan seninle görüşmek istiyoruz, yazıyordu. Hayır gelemeyeceğim diye mesaj attım. Bugün tekrar mesaj yazdı, biz numarayı değiştireceğiz, yeni numarayı da sana atacağız, diye. Ben cevap vermedim. Avukatımı aradım durumu anlattım. Suç duyurusunda bulunacağını söyledi ve beni İHD’ye yönlendirdi. Şu anda (saat: 15.00) yeni numarayı attılar, 0531 ……. “Başkan yeni numaramız” yazıyor.

8 Kasım 2021’de V. K., İHD Ankara Şubesi’ne yaptığı başvuruda; “25/07/2021 tarihinde kardeşi T. K.’nin evden çıkıp Mamak’ta bulunan İmam Alim Sultan caddesi İstanbul Pazarı’nın 150 m yukarısında geldiğinde, 2 kişinin yaklaşarak önünü kestiğini, sonrasında polis kimliklerini göstererek polis olduklarını ve kendisiyle konuşmak istediklerini söylediklerini; önünü kesen polislerden birinin uzun saçlı 1,90 metre boylarında esmer tenli, 35 yaşlarında diğerinin ise kısa saçlı 1.80 boylarında 27 yaş civarlarında olduğunu; kardeşi T. K.’nin  ise ne hakkında kendisiyle konuşmak istediklerini sorduğunda ‘abileri olan S. K.’nın nerede olduğu ve kendilerini arayıp aramadıkları’ yönünde bir takıp sorular sormalarının ardından ‘eğer kendileri için çalışır ve Türközü Mahallesi’nde yaşayan ve siyasetle ilgilenen gençler hakkında istihbari bilgi taşıması karşılığında abileri S. K.’nın aldığı hapis cezalarını silebileceklerini ve Türkiye’ye getirebileceklerini’ teklif ettiklerini ve son olarak da tüm ailelerinin telefon numaralarının kendilerinde olduğunu ve kendisine tekrar ulaşacaklarını belirterek gittiklerini; olayın üzerinden 1 hafta geçtikten sonra aynı polislerin 0 537 ….. numaralı telefon numarasından kardeşi T. K’yı arayarak kendileriyle Emniyet binası yerine dışarıda bir yerde gayri resmi bir şekilde buluşmaları ve sohbet etmeleri yönünde baskı kurup ve bu yönünde ısrar ettiklerini, oysa abileri S. K. ile yıllardır görüşmediklerini ve nerde yaşadığını ve ne yaptığı hakkında bir bilgilerinin bulunmadığını, kendisinin yıllardır kendilerine hiçbir şekilde ulaşamadığını, kardeşi T. K.’nın bu durumu belirtmesine rağmen belirtilen numara üzerinden kardeşinin günlerce ısrarlı bir şekilde aranmaya devam edildiğini; tarihini tam hatırlamamakla birlikte 8 Ağustos tarihinde yine evlerinin istikametinde bulunan İmam Alim Sultan Caddesi İstanbul Pazarı’nın 200 metre ilerisinde Mutlu Sağlık Ocağı’nın tam karşısında aynı polislerin, kardeşi T. K.’nın önünü tekrar keserek ‘kendilerinin devlet olduğunu ve istedikleri zaman istedikleri kişiye ulaşabileceklerini, bu kişilerin de cevap vermek zorunda olduğunu’ belirterek kardeşinin üzerinde psikolojik baskı kurduklarını ve zorladıklarını, kardeşi T. K.’dan ajan olarak polisler için çalışmalarını, çeşitli partilerde demokratik siyaset yürüten akrabaları hakkında polise bilgi taşımasını istediklerini, abileri S. K.’nın başına bir şey gelmesini istemiyorsa tekliflerini kabul etmesi yönünde kardeşi T. K’yı tehdit ettiklerini, 20 yaşlarında olan kardeşi T. K.’nın bu olaylar sebebiyle psikolojisinin bozulmuş olup evden çıkarken yoğun korku yaşadığını ve sürekli takip edildiği endişesiyle dershaneye bile gitmek istemediğini; 27.10.2021 tarihi akşam saat 01.00 civarlarında Mutlu Mahallesi 713. Sokaktan geçerken daha önce görmediği ancak kendilerini polis olarak tanıtan iki kişinin bu sefer kendi önünü keserek abileri S. K. hakkında nerede ve ne yaptığına ilişkin sorular sorduklarını, bilgisinin olmadığını söylemesi üzerine ‘kendileri için çalışmasını istediklerini eğer kendileri için çalışırsa artık para derdinin olmayacağını ancak karşılığında Hakkari’de ve Ankara’da yaşayan akraba üyeleri hakkında bilgi taşıması gerektiğini, siyaset yapan ve sendikal faaliyet yürüten akrabaları hakkında istihbari bilgi toplamasını istediklerini, abileri S. K.’nın kaçtığını ancak devlet olarak artık kendisine ve kardeşlerine bakacaklarını, başlarına kötü bir şey gelmesini önleyeceklerini söylediklerini ancak bunu yapmaması halinde başına kötülük getireceklerini’ belirttiklerini, kötülükten kasıt olarak ise ‘gözaltına alınma, suçlanma ve cezaevine girme olarak’ belirttiklerini, ajanlık yapması yönünde üzerinde oluşturdukları yoğun baskı sebebiyle kendisinin de yoğun korku duyduğunu, anneleri ve babaları başta olmak üzere tüm ailesinin yaşam dengesinin bozulduğunu, korkmuş ve tedirgin bir halde olduklarını; geçtiğimiz aylarda ise HDP Genel Merkez’de bir zamanlar çaycılık yapan ancak şu an kağıt toplayıcılığı yapan enişteleri F. Y.’nin da kendisini polis olarak tanıtan ve polis kimliğini gösteren, polis olduğunu düşündükleri kişilerce bir arabaya zorla konularak kaçırıldığını, bir kaç saatin ardından bırakıldığını, eniştesi F. Y.’nin da kafasına silah doğrultarak ajanlık teklif edildiğini ve kabul etmezse öldürüleceğinin belirtildiğini, eniştesinin de yaşadığı olaya ilişkin suç duyurusunda bulunduğunu; aile üyelerinin hepsinin sabit ikametgahı bulunmasına rağmen hiçbiri bilgisine başvurulmak üzere ifade işlemi için resmi yollarla Emniyet Şube’ye çağırılmadığını ve ifadesinin alınmadığını, abileri Suat Karaman ve diğer aile bireyleri hakkında bilgi istenilmesi halinde, hukuka uygun olarak tebligat çıkarılması halinde ifade işlemi için Emniyet’e gelebilecek olmalarına rağmen hukuka aykırı şekilde baskı, tehdit ve ajanlaştırma teklifleriyle görevlerini kötüye kullanarak huzur ve sükunetlerini bozan, kendilerini hedef haline getiren, tehdit eden, kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarını ihlal eden polis memurlarından kardeşi T. K.’nın ve kendisinin şikayetçi olduğunu” belirterek kurumumuzdan yardım talep etmiştir.

9 Kasım 2021’de İHD Van şubemize başvuran V. E., Gürpınara bağlı Dikbıyık köyü Mühür mezrasın da oturuyorum köyde kendi işlerimle uğraşırken merkez ile köy arasında bulunan kırk geçit karakolu komutanı A. tarafından çağrılarak tarafımıza bilgi ve istihbarat toplanmasının ve bunların bize bildirilmesini dayatmak da olup daha sonra kimlikleri gizli olan  (Hacı ve İbrahim) adlı kişiler tarafından ajanlık dayatılarak eğer bunları yapmazsan köye gidiş ve gelişlerin de zorluk çıkaracaklarını ve daha sonra arabamı sürekli arama yapıp beni karakola götürüyorlardı. Kendilerine ait telefon numaralarını vererek (0539 …… İ., 0538 A.) bizi istediğin zaman arayabilirsin bize yardımcı ol gibi dayatmalarda bulundular. Bu olaylar ve dayatmalar 09.10.2020-08.11. 2021 tarihleri süresi boyunca taciz ve tehdit, uyarıda bulundular 07.11.2021 tarihi gece saatlerinde evimin önünde park halinde bulunan aracımın ön camına kurşunlanmış şekilde gördüm. Olay günü polis merkezini aradım. Gelen ekip görevlileri olay yeri incelemesi yaptılar. Aracın fotoğraflarını çekerek kurşun çekirdeğini alıp gittiler. Bundan sonra ki süreçlerde başıma ve ailemin başına herhangi bir olay ve kaza gelirse bu karakol komutanı A.. ve H.. İ. isimlerini kullanan kişilerden şüphelenmekteyim. Derneğinizden insani ve hukuki yardım talep ediyorum.

13 Kasım 2021’de İHD Van şubemize başvuran B. H., 12/11/2021 tarihinde saat 13:06 civarında 0536 ….. numaralı telefon hattından arandım. Arayan kişi benim adim ve soyadımla hitap ederek karakoldan aradığını, polis memuru olduğunu, benimle görüşmek istediğini sordu. Daha sonra erkek ses tonlu olan şahsa kim olduğunu ve niçin aradığını sordum. Kendisini Ö. A. olarak tanıtarak yurt ile ilgili sıkıntı olduğunu bu konuda görüşmek istediğini belirtti. Sıkıntının telefon üzerinden aktarılmasını belirtsem de YYÜ kampüs içerisindeki karakol binasına gelip görüşmemi istedi. Kendilerine böyle aranmam yasal olmadığını, herhangi bir yazılı evrak gelmesi halinde geleceğimi bildirdim. Ancak ısrarlı kampüste bulunan görev yerlerine gelmemi belirttiler. Bunun üzerine 13:30’da YYÜ kampüs içerisinde İİB fakültesinin yanındaki camiinin karşısındaki binaya gittim. Vardığımda sivil giyimli kişi beni karşıladı. Yalnız bir odaya alınarak 3 sivil giyimli erkek, polis olduğunu tahmin ettiğim kişi ile alindim. Bu 3 kişiden biri beni telefonla arayıp kendini tanıtan Ö. A. isimli polisti. Bu şahıs hiç benimle hiç konuşmadı. Diğer iki polis memuru konuşmaya başladı. Yurttaki soruşturmanın konusu sordular. Daha sonra YYÜ’de öğrenci olan iki kişinin ismini sorup tanıyıp tanımadığımı sordular, ben de tanımadığımı belirttim. Beni buraya iyi niyetle çağırdıklarını, benimle arkadaş olmak istediklerini belirtti. Ben de ne için arkadaş olayım ben burada öğrenciyim okumak için geliyorum. Arkadaş olursak sana yardımcı olabiliriz, okulda hocalarınla problem yaşarsan biz çözebiliriz dediler. Bizimle arkadaş olursan yurttan atılmazsın dediler. Maddi manevi her türlü yardımcı olabiliriz dediler. Ben de reddettim. Buna rağmen sürekli arkadaş olmak istediklerini yinelediler. Bu görüşme sırasında kapılar kapalıydı. Çıkmak istesem çıkamazdım. Ayrıca etrafımı hilal şeklinde saracak duruda oturmuşlardı. Derneğinizden hukuki yârdim talebim bulunmaktadır.

22 Kasım 2021’de İHD İzmir şubemize başvuran E. A., 20.09.2021 tarihinde ifade için gittiğim Bozyaka Emniyet Müdürlüğü’nde ifadem bittikten sonra metroya doğru giderken kendilerini polis olarak tanıtan iki kişi tarafından durduruldum.  Bu kişilerden birisi sarışın, kısa boylu, Karadeniz şivesiyle konuşan diğeri ondan biraz daha uzun, esmer, zayıf birisiydi. İkisinin de yüzlerinde tıbbi maske vardı. Amaçlarımın sohbet etmek olduğunu söyleyen bu kişiler bir kafede benimle 5 dakika oturmaya davet ettiler. Ben bu teklifi reddedip yürümeme rağmen benimle birlikte yürümeye devam ettiler. Yol boyunca sürekli benimle konuşmaya çalıştılar. Başka arkadaşlarımın da telefon ve Whatsapp konuşmalarını bana söylediler. Benim başka bir yere örgütlenmem gerektiğini söylediler. Yol boyu yürümeye devam ederken bu konuşma sürekli devam etti. Defalarca bu bir yerlerde onlarla oturmam istendi.  Bu kişiler önce ailemi arayan kişilerin kendileri olduklarını söyleyip, “istersen git İHD’de açıklama yap” dediler. Basın toplantısını daha önce de gülerek izlediklerini şimdi de gülerek izleyeceklerini söylediler. Hatta İHD’nin numarasını kendilerinin de verebileceğini söylediler. Eğer istersen bizde 8 ÇHD’li (Çağdaş Hukukçular Derneği) avukatın numarası var onları da sana veririz dediler. Bu konuşmalardan sonra ben otobüse binerek onların bulunduğu bölgeden ayrıldım. Hala takip ediliyorum.


[1] https://www.ihd.org.tr/baski-ve-tehdit-yontemleriyle-ifade-alma-mulakat-yapma-ajanlastirma-ve-kacirma-olaylariyla-ilgili-ozel-rapor/

[2] https://www.ihd.org.tr/2019-yili-baski-ve-tehdit-yontemleriyle-ifade-alma-mulakat-yapma-ajanlastirma-ve-kacirma-olaylariyla-ilgili-ozel-rapor/

[3] https://www.ihd.org.tr/2020-yili-baski-ve-tehdit-yontemleriyle-ifade-alma-mulakat-yapma-ajanlastirma-ve-kacirma-olaylariyla-ilgili-ozel-rapor/

Raporun pdf ya da word versiyonunu okumak için: