Genel Değerlendirme 

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalayalı 30 yıl, meclisten geçmesinin üzerinden 25 yıl geçmesine karşın halen sözleşme prensiplerinin çocukların yaşamında yeterince yer alamadığı görülmektedir. İmzacı taraf devletin çocuğunun her türlü hakkını korumak zorunda olduğu prensibini hatırlayacak olursak istismar edilen çocukların sayısının bu denli artıyor olması bu durumla bağdaşmamaktadır. 

Çocukta cinsel istismar olgularının yelpazesinin pedofiliden başladığı, ensest, pornografi, çocuk seks turizmi, çocuk fuhuşu ve cinsel sömürüyle devam ettiği görülmektedir. Özellikle 2012 den başlayarak devam eden mülteci sorununun insan kaçakçılığını ve ona bağlı olarak çocuk kaçırma ve seks amaçlı kullanılma olaylarını arttırdığı düşünülmektedir. 

Yapılan çalışmalarda cinsel istismara uğramış olan çocuklarda fiziksel etkilerin olduğu, enfeksiyon ve istenmeyen hamileliklerin gözüktüğü görülmektedir. Bunlara ek olarak ruhsal etkileri de eklemek gerekmektedir. 

TÜİK verilerine göre çocuk mağdur sayısı 2014’te 74.064 iken 2016’da 83.552’ye yükselmiştir. 

Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne göre; Çocuk cinsel istismar hükümlülerinin yüzdesi % 42,5 iken (2006 yılında) % 58,8’e (2016’da) yükselmiştir. 

Cinsel suç mağduru olan çocukların yüzdesi 2014’ten 2016’ya %33 artmıştır

Türkiye’de 27 ilde 30 Çocuk İzlem Merkezi bulunmaktadır. Ocak 2011 – Mayıs 2016 arası ÇİM’lere Türkiye genelinde 21.068 olgu başvurmuştur. Vakaların %85’i kız, %15’i erkek çocuktur

Suça sürüklenen çocuklarda ise, her geçen gün büyüyen bu probleme devletin yaklaşımının 3 boyutta da zayıf kaldığı görülmektedir: 

1-Suçun önlenmesi için alınması gereken çocuğun eğitim zincirinin içinde kalması sağlanamamakta ve eğitimden kopan çocuklar kendilerini önce sokakta sonra da suç çetelerinde bulmaktadırlar. 

2- Suç işlemiş çocukların rehabilitasyonu temel amaç olması gerekirken çocukların erişkinlerle beraber kalmaları ve ceza infaz kurumlarında rehabilitasyona yönelik yapılanların çok zayıf kalması da çok temel sorundur. Adalet bakanlığının bu konuda yetersiz çalışmalar ve kadrolarının bulunması belki de aşılması gereken ilk adım olarak dikkat çekmektedir. 

3- Cezaevinden çıkan çocuğun topluma kazandırılması çok önemlidir. Bu sağlanmadığında çocuğun eski çete yaşamına geri döndüğü ve suç makinasına dönüştüğü çok sayıda örnek bulunmaktadır. Bu konuda çalışan Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı olmak üzere çok sınırlı sivil toplum kuruluşunun bulunduğunun da altını çizmek gerekmektedir. 

Hukuki Değerlendirme 

Hukuki olarak konuya yaklaşılırsa, şu anda tasarı halinde bulunan istismar yasası belli süredir konuşulmakta ve daha da konuşulmaya devam edeceğe benzemektedir. Ancak öncesinde dünya örneklerine bakmakta karşılaştırmanın ve değerlendirmenin daha sağlıklı yapılması için önemlidir. Çocuğun cinsel istismarına yönelik yasal düzenlemelerin dünyada 18 yaşından küçük herkesin çocuk olduğunu prensibini benimseyen ÇHS’yi imzalayan ülkelerde buna rağmen cinsel istismar konusunda belirlenen yaş sınırının genellikle 18 yaşından daha küçük olarak kabul edildiği görülmektedir. Yaş konusunda Avrupa ülkeleri bakımından uygulamalar farklılık içermektedir. Almanya rıza yaşı olarak 14’ü kabul ederken, İspanya 16 yaşını, İsviçre bazı durumlarda 16 bazı durumlarda 18 yaşını benimsemektedir. İngiltere ise rıza yaşını 13 yaşı olarak kabul ederek, yaş kriteri esas alındığında en az koruyan Avrupa ülkesi olarak; Belçika ise rıza yaşını 18 olarak kabul ederek çocukları cinsel istismardan en fazla koruyan Avrupa ülkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Rıza yaşı Çin’de ve Brezilya da 14, Japonya’da ise 13’tür. 

  • İngiltere’de; bir kişi cinsel organını kasten 13 yaşından küçük bir çocuğun cinsel organına, anüsüne veya ağzına sokarsa veya vücudunun başka biri organını veya başka bir cismi cinsel amaçlı olarak 13 yaşından küçük bir çocuğun ağzına veya anüsüne sokarsa bu kişi ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. 
  • Almanya’da; 14 yaşından küçük bir çocuğa yönelik cinsel istismarda bulunan kişi 6 aydan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. 
  • Fransa’da; cinsel ilişkiye rıza yaşı 15 ve bir yetişkin tarafından 15 yaşından küçük bir çocuğa şiddet, zorlama, tehdit içermeksizin cinsel davranışta bulunmak 5 yıl hapis cezası ve 75.000 Euro para cezası ile cezalandırılmaktadır. 
  • ABD’de; rıza duruma göre 16 ve 18 yaşları arasında değişkenlik göstermektedir. ABD’de prensip olarak her bir eyalet kendi yerel düzenlemeleri kapsamında ceza vermekte olup hapis cezaları 15 ila 30 yıl arasında değişmektedir. 

Türk Ceza Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören tasarı daki (istismarı da içermektedir) yenilikler özetle şunlardır: 

  • Çocukların cinsel istismarından mahkum olmama hali devlet memuru atanma şartları arasına alınmıştır. Bu düzenleme olumlu bir düzenlemedir. 
  • Çocukların Cinsel İstismarı” başlıklı 103. Maddesinde yapılan değişiklikler ile çocuğun cinsel istismarı suçunun nitelikli hali için öngörülen hapis cezasının üst sınırı 20 yıldan 40 yıla çıkarılmaktadır. Suçun 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmiş olması halinde 30 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmektedir. 
  • Tasarı’ya göre, cinsel istismar suçunun nitelikli halinin 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmesi ve ağırlaştırıcı nedenlerden herhangi birinin bulunması durumunda fail hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilecektir. 
  • Suçun nitelikli halinin 12 yaşını tamamlamış çocuklara ancak karşı cebir veya tehditle işlenmesi halinde fail hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilecektir. 
  • Cinsel istismar suçunun nitelikli halinin çocuklara karşı silah kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde fail hakkında müebbet hapis cezası verilecek. 
  • Tasarı fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde müebbet hapis cezası yerine verilecek 25 yıl hapis cezasını 40 yıla çıkarmaktadır. 

Araştırma Sonuçları 

İMDAT ve ASUMA tarafından hali hazırda yürütülmekte olan 2 çalışma bulunmaktadır: 

  • Çocuk Hakları Farkındalık Çalışması 
  • Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması 

Çalışmaların ön sonuçları kısaca aşağıdaki gibidir: 

Çocuk Hakları Farkındalık Çalışması 

  • 700 kişiye ulaşıldı 
  • 700 kişinin %69’u kadın, %30’u erkek. %1’i diğer seçeceğini tercih etti. 
  • Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (BM ÇHS)’den haberdar olanların oranı %67 iken içeriğini bilme oranı %47’dir. 
  • %50’si Türkiye’nin bu sözleşmeyi imzalamadığı görüşündedir. 
  • Katılanların %83’ü erkek çocukların ileride aile reisi olacağı için eğitimlerine daha çok önem verilmesi gerektiğini düşünmektedir. 
  • En çok akla gelen çocuk hakları 

o Yaşam Hakkı o Birey Olma Hakkı o Eğitim Hakkı o Sağlık Hakkıdır. 

  • En çok akla gelen çocuk hakkı kavramı ise 

o Çocuğun Korunması o Eğitim Hakkı o Çocuğun Önemli Olduğu o Demokrasidir. 

  • ALO 183 hattını bilenler oranı ise %24’tür. 

Suça Sürüklenmiş Çocuklara Toplumun Bakış Açısı Araştırması 

  • 696 kişiye ulaşıldı. 
  • Katılanların %42,5’i erkek, %57,5’i kadındır. 
  • %89’u ceza adalet sisteminin suça sürüklenen çocukların geri kazandırılmasında yardımcı olmadığı görüşünde olsa da %85’i onarıcı hukuk sisteminin çocuğu topluma kazandıracağı görüşünde, 
  • %62,6’sı küçük bir çocuğun (12 yaş) hırsızlık yapması durumunda adli süreçten önce başka yollar aranması taraftarı
  • Sosyal yaşantılarında ilişki kurdukları birinin çocukken suç işlemiş olması %66 oranında insanların bakış açısını değiştirmeyecek olsa da, işveren konumunda olduklarında huzursuz olmam diyenlerin oranı %24,7’dir. (%63,7 kararsız). Eğer kişi müdür (işverenden ziyade üst yönetici) seviyesinde ise çocukken işlediği suçu ön planda tutmam diyenlerin oranı şahsi hayatla karşılaştırıldığında %55,2’ye düşmektedir. Görülen odur ki şahsi yaşantı, kendi işinin sahibi olmak ve yönetici pozisyonunda bulunmak kişilerin bakış açısını ve davranışlarını etkilemektedir. 
  • İdam cezasının uygulanmasını isteyenlerin oranı %38,4; uygulanmasını istemeyenlerin oranı ise %61,6’dır. 
  • Suça sürüklenmiş bir çocuğa idam cezası uygulanmalı mı sorusuna ise hayır uygulanmamalı diyenlerin oranı %85’tir. 

Devamı için: Türkiye’de Çocuk İstismarı Raporu – 2018