Ortak Açıklama: FIDH – Yetkililerin Muhalifleri Tacizi Son Bulmalı

Türkiye: Yetkililerin Muhalifleri Tacizi Son Bulmalı

8 Ekim 2020

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerinin meşru siyasi faaliyetlerini hedef alan süreğen saldırılar ile siyasi saiklerle açılan davalar nedeniyle derin kaygılar taşımaktadır. Bu endişe verici saldırıların Türkiye’de hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumun temel unsurlarından olan çoğulculuğu engelleme ve siyasi katılımı etkileme olasılığı bulunmaktadır. Türkiye’deki yetkilileri, muhalefete karşı uygulanan yargı tacizine ve keyfi tutuklamalara derhal son vermeye, muhalefetin görevini herhangi bir engellemeyle karşılaşmaksızın sağlıklı demokrasilerin temelini oluşturan ideolojik çeşitliliğe saygı çerçevesinde yerine getirebilmesini sağlamaya davet ediyoruz.

FIDH’in edindiği bilgilere göre, Kuzey Suriye’de bulunan Kobani’de olası bir katliamı protesto etmek amacıyla 6 Ekim ile 12 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen “Kobani eylemleri”ne ilişkin sürdürülen bir soruşturma kapsamında, 25 Eylül 2020 tarihinde 20 HDP üyesi Türkiye’nin yedi kentinde gözaltına alındı ve evleri basıldı.[1] 2 Ekim 2020 tarihinde mahkeme[2] 17 HDP üyesinin tutuklanmasına karar verirken üç kişiyi denetimli serbestlik şartıyla yurtdışı çıkış yasağı uygulayarak serbest bıraktı. İçlerinde Kars eş belediye başkanının da olduğu 17 HDP üyesinin tutuklanmasının ardından belediyeye kayyum atandı. Tüm Türkiye’de demokratik yollarla seçilen belediye başkanlarınca yönetilen 65 HDP’li belediyenin 59’unu artık hükümet tarafından atanan kayyumlar yönetiyor.

Kars Savcılığı tarafından başlatılan başka bir soruşturma çerçevesinde 21 HDP üyesi daha aradan bir hafta geçmeden gözaltına altındı. Akabinde içlerinde diğer eş belediye başkanı, Kars Belediye Meclisi başkan yardımcısı ile üyelerinin de bulunduğu bu kişilerin yedisi İçişleri Bakanlığı tarafından belediyedeki görevlerinden alındı.

FIDH muhalif siyasetçilere uygulanan yargı tacizini kınamakta olup bu kişilere karşı açılan davaların siyasi saiklere dayandığı ve HDP’nin meşru siyasi faaliyetlerini engelleme amacı taşıdığı görüşündedir. Bu gelişmeler Türkiye’de sarsılan hukukun üstünlüğü ve sivil toplum ile siyasi muhaliflere karşı gittikçe artan saldırılar bağlamında okunmalıdır. Bugüne kadar Kobani eylemleri sırasında yaşanan şiddet olaylarının soruşturulmasına yönelik herhangi bir yasal adım atılmamış olup konunun araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde verilen önergeler reddedilmiştir. Türkiye’deki yetkililer bu protestoları muhalefeti daha da baskı altına almak için kullanmaktansa protestolar esnasında gerçekleşen şiddet olaylarını en kısa sürede, etkili ve kapsamlı bir şekilde soruşturmalıdır.

Türkiye Hükümetini:

  • Siyasi saiklerle kovuşturulan, adil yargılanma haklarına saygı gösterilmeksizin demir parmaklıklar ardında tutulan bütün tutuklu siyasetçileri derhal serbest bırakmaya;
  • HDP’li siyasetçilerin yanısıra diğer bütün muhalifler, insan hakları savunucuları ve sivil toplum aktörlerine karşı uygulanan yargı tacizine son vermeye;
  • Seçilmiş HDP’li belediye başkanlarına karşı mesnetsiz suçlamalar getirilerek görevlerinden almaya yönelik sürdürülen anti-demokratik uygulamaya derhal son vermeye ve bu tip uygulamalar sonucunda görevlerinden alınanları görevlerine iade etmeye;
  • Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumun vazgeçilmez özelliklerinden olan çoğulculuk ile siyasi katılım ve temsil hakkının etkili bir şekilde kullanılabilmesini güvence altına almaya ve muhalif siyasetçiler de dahil olmak üzere siyasetçilerin görevlerini herhangi bir engelle karşılaşmaksızın veya herhangi bir misilleme kaygısı olmadan yerine getirebilmelerini güvence altına almaya;
  • Yargı bağımsızlığı ile adil yargılanma hakkını güvence altına alacak gerçek reformlar yapmak da dahil olmak üzere ülkede hukukun üstünlüğü ile temel haklara saygıyı güvence altına almaya davet ediyoruz.

Uluslararası toplumu:

Türkiye Hükümetini ikili ve çok taraflı forumlarda HDP’li belediye başkanlarının görevden alınması da dahil olmak üzere muhalefete karşı gerçekleştirilmekte olan anti-demokratik uygulamalara acilen son vermeye, Türkiye’de çoğulculuğun yanısıra siyasi katılım ve temsil hakkının etkili bir şekilde kullanılabilmesini sağlamaya teşvik etmeye;

  • Türkiye Hükümetini ikili ve çok taraflı forumlarda muhaliflerin yanısıra sivil toplum üyelerine, insan hakları savunucularına ve gazetecilere karşı uygulanan yargı tacizi ile keyfi tutuklamalara son vermeye ve keyfi bir şekilde tutuklananları derhal serbest bırakmaya teşvik etmeye davet ediyoruz.

Ne olmuştu?

“Kobani eylemleri”ne ilişkin sürdürülen bir soruşturma çerçevesinde 25 Eylül 2020 tarihinde 20 HDP’li Türkiye’nin yedi kentinde gözaltına alındı ve evleri basıldı. Bu HDP’liler arasında insan hakları örgütü Mazlum-Der’in eski genel başkanı, FIDH üyesi İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) eski yöneticisi ve Kars’ın seçilmiş belediye eş başkanı Ayhan Bilgen; İHD eski üyesi ve yöneticisi ve Diyarbakır’da faaliyet gösteren çeşitli kadın hakları örgütlerinin ve inisiyatiflerinin kurucu üyesi Ayla Akat Aka ile eski İHD üyesi ve yöneticisi Nazmi Gür gibi insan hakları savunucuları ve eski HDP milletvekilleri de bulunuyor.

Soruşturmayı Ankara Savcılığı yürütüyor. Dosyaya gizlilik kararı getirildi ve ayrıntıları hâlen bilinmiyor. Savcılık ve mahkeme önünde yapılan sorgulamalara dayanarak, suçlamaların HDP hesabı üzerinden IŞİD’in Kobani’de olası bir katliam gerçekleştirmesine karşı halkı protestoya çağıran bir tweet paylaşılmasıyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Grup Ankara’da gözaltında tutulmuş ve mahkeme Kars eş belediye başkanının da içlerinde olduğu 17 HDP üyesi hakkında tutuklama kararı vermiş, üç kişiyi ise denetimli serbestlik şartıyla yurtdışı çıkış yasağı koyarak serbest bırakmıştır.

Ayrıca, Kars Savcılığı tarafından başlatılan başka bir soruşturma çerçevesinde içlerinde Kars’ın diğer eş belediye başkanı, başkan yardımcısı ve Kars belediye meclisi üyelerinin de bulunduğu 21 HDP’li daha 1 Ekim 2020’de gözaltına altındı. Bu dosya hakkında da gizlilik kararı verildi ve davanın ayrıntıları kamuoyuyla hâlen paylaşılmadı. Savcılıkta yapılan sorgulamalara dayanarak, dosyanın ikisi gizli tanık olmak üzere üç tanığın ifadelerine dayandığı anlaşılmaktadır. Dosya HDP üyelerinin altta yer alanlar da dahil olmak üzere çeşitli faaliyetleri ile ilgilidir:

  • 2014 ile 2015 yıllarında basın açıklamaları ve basın toplantıları yapmak;
  • Dünya Kadınlar Günü etkinliklerine katılmak;
  • HDP yerel yönetim komisyonu toplantılarına katılmak;
  • COVID-19 pandemisi sırasında ihtiyaç sahibi aileler için yardım kampanyası düzenlemek;
  • PKK (Kürdistan İşçi Partisi) üyelerinin cenaze törenlerine katılmak;
  • Yerelde toplumsal cinsiyet temelli şiddet ile kan davası gibi suç teşkil eden fiillerin barışçıl yollarla çözülmesi için arabulucu olarak hareket etmek.

5 HDP’li sorgulama için hâlen Kars’ta gözaltında tutulmakta olup mahkeme 12 kişi hakkında hâlihazırda tutuklama kararı vermiş, dört kişiyi ise denetimli serbestlik şartıyla serbest bırakmıştır.

[1] IŞİD’in Kuzey Suriye’deki Kobani’yi işgal etmesinin ardından binlerce kişi 6-12 Ekim 2014 tarihleri arasında Ankara ve İstanbul’un yanısıra Türkiye’nin yoğunlukla Kürtlerin yaşadığı illerinde protestolar düzenledi. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre protestocularla polis ve paramiliter gruplar arasında çıkan çatışmalarda 46 kişi hayatını kaybetti. Ayrıntılı bilgi için bkz. İHD’nin 14 Ekim 2014 tarihli özel raporu: https://www.ihd.org.tr/kobane-direnisi-ile-dayanisma-kapsaminda-yapilan-eylem-ve-etkinliklere-mudahale-sonucu-meydana-gelen-hak-ihlalleri-raporu-2-12-ekim-2014/

[2] Ankara Sulh Ceza Hâkimliği.