İşimi Geri İstiyorum Diyen Kamu Emekçileri Serbest Bırakılsınlar

“İşimi Geri İstiyorum” diyerek protesto eylemi yapan ve bu eylemlerde polis müdahalesine uğradıkları için yaşadıkları ihlaller nedeniyle İHD ve TİHV’ e başvuran çok sayıda kişi bulunmaktadır. 13 Ağustos 2020 tarihinde gözaltına alınan kamu emekçileri, Anayasa ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan ve ifade özgürlüğü ile birlikte demokratik bir toplumun temelinin oluşturan toplanma ve gösteri yapma özgülüklerini kullanmaktadırlar. Barışçıl yöntemler ile en temel hak ve özgürlüklerini kullanan bu kişilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.   

15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünün bastırmasını takiben darbecilerin yakalanması ve iktidara tüm kesimlerin desteğini açıklamasına rağmen iktidar, adeta karşı darbe yaparak 20 Temmuz 2016 tarihinde OHAL ilan etmiştir. Bu uygulama kesintisiz olarak 2 yıl süreyle sürdürülmüştür. Bu da yetmemiş, 7145 sayılı kanunla OHAL yetkileri kurumlara ve valilere tanınarak OHAL 3 yıl için sürekli hale getirilmiştir.

OHAL dönemi içerisinde çıkarılan çok sayıda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 135 bin kamu emekçisi kamu görevinden çıkarılmış ve adeta medeni ölüme terk edilmiştir.[1] İktidarın bu hukuk tanımaz ve Anayasa dışı uygulamasına karşı başlangıçta binlerce kamu emekçisi sendika ve konfederasyonları öncülüğünde protesto eylemleri yapmış ve iktidarı Anayasa’ya uygun davranmaya davet etmişlerdir. Halen sendika ve konfederasyonların bu tarz eylem ve etkinlikleri belirli zamanlarda yapılmaya devam etmektedir.

Bunun yanı sıra onlarca kamu emekçisi başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde her gün yinelenen şekilde ve sadece “İşimi Geri İstiyorum” pankartı açarak barışçıl protesto etkinliği yapmış ve yapmaya devam etmektedirler.

Bu şekilde “işimi geri istiyorum” diyen kamu emekçileri bu süreçte sayısız kez gözaltına alınmış ve haklarında yüz binlerce lirayı bulan idari para cezası verilmesi işlemine uğramışlardır. Bu kişiler ayrıca terör suçlaması ile karşılaşmış ve birden çok kez uzun süreli gözaltılara tabi tutularak haklarında çok sayıda dava açılmıştır, açılan davalar halen devam etmektedir.[2]

13 Ağustos 2020 tarihinde sabah saatlerinde Ankara’da birçok kişi evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanlar arasında İHD üyesi Mahmut Konuk da bulunmaktadır. Ayrıca haftada birkaç gün “İşimi Geri İstiyorum” diyerek protesto eylemi yapan ve bu eylemlerde polis müdahalesine uğradıkları için yaşadıkları ihlaller nedeniyle İHD ve TİHV’e başvuran çok sayıda kişi de bulunmaktadır. Bu kişiler gözaltına alındıktan sonra yandaş medyada masumiyet karinesine aykırı biçimde yayınlar yapılarak bu kişiler hakkında karalama ve itibarsızlaştırma kampanyası yürütülmesi oldukça üzücüdür. Gözaltına alınan kamu emekçileri Anayasa ve Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan toplanma ve gösteri yapma özgülüklerini kullanmaktadırlar. Bu özgürlük, “ifade özgürlüğü” ile birlikte demokratik toplumların temelini oluşturur. Uluslararası normlar, toplanma ve gösteri yapma hakkı kullanılırken, ulaşılmak istenen amaç ve kullanılan ifadeler ne kadar rahatsız ve şok edici olursa olsun, devletlerin bu hakka müdahaleden kaçınmaları gerektiğini açıkça belirtir. Barışçıl yöntemler ile en temel hak ve özgürlüklerini kullanan bu kişilerin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

İnsan Hakları Derneği

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

[1] https://ihop.org.tr/olaganustu-hal-uygulamalari-guncellestirilmis-durum-raporu/

[2] https://www.ihd.org.tr/insan-haklarina-yuksel-caddesine-ve-yuksel-eylemcilerine-ozgurluk/