İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İHD’yi Hedef Gösteren Açıklamalarına Karşı Zorunlu Cevap

55

Hepimizi derinden sarsan ve üzen alıkonulan 13 asker, polis ve sivilin yaşamını yitirmesi ile  ilgili 15 Şubat 2021 günü yaptığımız basın toplantısında düşüncelerimizi ve bu süreçteki  girişimlerimizi kamuoyu ile paylaştık (https://www.ihd.org.tr/alikonulan-kisilerin-yasamini yitirmesi-cok-uzgunuz/ ). 

Bu konu ile ilgili 16 Şubat 2021 günü TBMM Genel Kurulunda hükümeti temsilen bilgi vermek  amacıyla kürsüye çıkan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuşmasının bir bölümünde  derneğimize gerçek olmayan ve haksız ithamlarda bulunmuş ve kullandığı ifadelerle  derneğimizi ve yöneticilerimizi hedef göstermiş, hukuka saygılı hiçbir devlette kabul  edilemeyecek şekilde İHD’ye yönelik “canı çıkasıca” ifadelerini kullanmıştır.  

Bakanın konuşma üslubu ve tutumunun kamuoyu tarafından tasvip edilmediğini  gözlemlemek bizleri memnun etmiştir. Bu açıklamalar sonrasında Bakan’ın kullandığı ifadeler  nedeniyle sadece İHD ailesine değil tüm topluma özür dileme yükümlülüğü vardır. Bakanın  ithamları ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yapmak gerekmiştir. 

Bakan Soylu’yu İHD’nin “canını çıkartma” değerlendirmesine getiren husus, sayısını ilk defa  açıkladığını söylediği sivil katliamlarla ilgili olarak İHD’nin sessiz kaldığı iddiasıdır. Bu iddia,  aşağıda gösterildiği gibi tümüyle yanlış ve asılsızdır. 

İHD, bir insan hakları örgütüdür, temel amaçlarından biri de insan yaşamının korunmasıdır.  Bu çerçevede İHD, açıklamalarını uluslararası insan hakları hukuku, insancıl hukuk ve evrensel  insani değerler üzerine yapar. İHD için devlet dışı aktörlerin hukuki ve ahlaki sorumluluğunu  belirleyen ölçütler de sayın Bakanın siyasi beklenti ve hedefleri değil bu uluslararası kural ve  ilkelerdir. Şüphesiz bir insan hakları örgütünün doğru veya yanlış davrandığının ölçütü bir  siyasi kişinin şahsi tercihleri değil, uluslararası insan hakları kuralları olacaktır. 

Bu ilkeler ışığında, İHD her zaman sivillere yönelik saldırıları kim yaparsa yapsın kınamış ve  karşı çıkmıştır. Sadece 2015 yılından bu tarafa bu konu ile ilgili yaptığımız basın açıklamaları  derneğimizin resmi web sayfasında yer almaktadır ve bazılarının linkleri aşağıda  gösterilmiştir. 

https://www.ihd.org.tr/sivillere-yonelik-cezalandirmalara-son-verilmelidir/ https://www.ihd.org.tr/suriyede-gerceklestirilen-saldiri/ 

https://www.ihd.org.tr/hakkari-yuksekovada-ki-yasam-hakkina-yonelik-saldiriyi-kiniyoruz/ https://www.ihd.org.tr/tum-yargisiz-infazlari-kiniyoruz/ 

https://www.ihd.org.tr/iki-askerin-isid-ceteleri-tarafindan-yakilarak-katledilmesini lanetliyoruz/ 

https://www.ihd.org.tr/gaziantep-katliamini-gerceklestirenleri-ve-arkasindaki-gucleri kiniyor-ve-lanetliyoruz/ 

https://www.ihd.org.tr/sivillerin-yasam-hakkina-yonelik-saldirilar-giderek-agirlasiyor taraflara-insancil-hukuk-ihlalleri-uyarisi/ 

https://www.ihd.org.tr/10-ekim-2015-tarihinde-ankara-merkez-tren-gari-onunde-emek demokrasi-ve-baris-mitingi-toplanma-yerinde-gerceklestirilen-katliam-insan-haklari-dernegi on-gozlem-raporu/ 

https://www.ihd.org.tr/sivillere-yonelik-agir-yasam-hakki-ihlalleri-savas-sucudur-sivil olumleri-durdurun/ 

https://www.ihd.org.tr/alikonulan-20-gumruk-memuru-serbest-birakildi-ihd-heyeti-habur yolunda/ 

https://www.ihd.org.tr/sanliurfa-suructa-sosyalist-genclere-yonelik-gerceklestirilen-katliami lanetliyoruz/ 

https://www.ihd.org.tr/hdpye-yonelik-bombali-ve-silahli-saldirilari-kiniyor-sorumlulari lanetliyoruz/ 

https://www.ihddiyarbakir.org/tr/post/24141/yazili-aciklama-diyarbakir-kulp-ilcesi-beled https://www.ihddiyarbakir.org/tr/post/24237/yazili-aciklama-diyarbakirin-kulp-ilcesinde 

Bunun dışında İHD’nin yıllık olarak hazırladığı İnsan Hakları İhlal Raporu ve bilançosunda  “saldırıya uğrayanlar” ve “yasadışı örgüt saldırıları” bölümü bulunmaktadır. Bu bölümlerde  özellikle yasadışı silahlı örgütlerin gerçekleştirdiği saldırılarda yaşamını yitiren ve yaralanan  insanlara yer verilmektedir. 

Bütün bu bilgilerin İçişleri bakanı ve bakanlık bürokratları tarafından biliniyor olması gerekir.  Dünyanın en önemli insan hakları örgütlerinden biri olan İHD’nin dilini, açıklamalarını ve  tavrını bilmemek Bakan’ın ve bürokratlarının ayıbıdır.  

İHD, bugüne kadar sadece insan hakları ve insancıl hukuk kurallarına uygun davranmakla  yetinmemiş, insan yaşamını korumak için birçok vakada sorumluluk almıştır. Alıkonulanların  serbest bırakılması konusunda derneğimizin geçmiş yıllardaki tecrübesi ve bugüne kadar sağ  salim kurtardığı insanların durumu kamuoyunun bilgisinde mevuttur ve bu konuda  derneğimizin yaptığı açıklamalarda sabittir.  

2015 yılında çatışmalı süreç yeniden başladığında örgüt tarafından çok sayıda insan  alıkonulmaya başlamıştı. Temmuz-Ağustos 2015’te Hakkari’de bulunan sınır kapılarında  görevli 20 Gümrük memurunun kaçırılarak alıkonulması üzerine derneğimiz ve emek-meslek  örgütleri ortak bir çağrı yapmış ve özellikle derneğimizin yaptığı girişimler sonucu bu kişileri  teslim alarak 8 Eylül 2015 günü Türkiye’de devlet yetkililerine vermiştik. 

Ancak alıkonulan asker ve polislerin serbest bırakılması konusunda bugüne kadar defalarca  yaptığımız çağrılar ve çok çeşitli girişimlerimiz sonuçsuz kalmıştır. Bu çağrılarımızın önemli  olanları aşağıdaki linklerden görülebilir. 

1) Alıkonanların aileleriyle birlikte en son yaptığımız serbest bırakılsın çağrısı  29 Mayıs 2019 tarihlidir. Bu çağrı alıkonulan asker ve polislerden gelen  mektupların ailelere teslim edilmesi üzerine yapılmıştır. 

2) Ailelerle birlikte İHD Diyarbakır Şubesinde milletvekili genel seçimi öncesi  yaptığımız serbest bırakılması çağrısı. (24 Haziran 2018) 

https://www.ihd.org.tr/alikonulan-asker-ve-polislerin-serbest-birakilmasina-icin hukumete-ve-siyasi-partilere-cagri-yapiyoruz/ 

3) CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve aileler ile birlikte TBMM Basın  Toplantısı odasında serbest bırakma çağrısı gerçekleştirdik. (2 Ekim 2017) 

https://www.ihd.org.tr/alikonulan-asker-ve-polisler-icin-ihd-aileler-ve-chp-tarafindan tbmmde-gerceklestirilen-ortak-basin-aciklamasi/ 

4) CHP Genel Merkezinde Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret  ederek İHD, Mazlum-Der Eski Başkanı A. Faruk Ünsal ve ailelerle birlikte  konuyu görüşüp daha sonra partinin basın bölümünde basın aracılığı ile  serbest bırakma çağrısı yaptık. (29 Eylül 2017) 

5) İHD, Mazlum-Der ve aileler ile birlikte TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi  partileri ziyaret ederek konuyu görüşmüş, HDP ve CHP grup toplantı  salonlarında basın önünde serbest bırakma çağrısı gerçekleştirdik. (26 Aralık  2016) 

6) İHD Genel Merkezinde Dünya Barış Günü vesilesiyle CHP Ankara Milletvekili  Şenal Sarıhan’ın katılımı ile ailelerle birlikte serbest bırakma çağrısı yaptık. (1  Eylül 2016) 

https://www.ihd.org.tr/pkkhpg-tarafindan-alikonulan-asker-ve-polisler-serbest birakilmalidir/ 

7) İHD Genel Merkezinde İHD, Mazlum-Der, TİHV ve ailelerin yanı sıra CHP  Ankara milletvekilleri Şanal Sarıhan ve Murat Emir ile birlikte serbest  bırakma çağrısı gerçekleştirdik. 26 Kasım 2015 

https://www.ihd.org.tr/pkk-tarafindan-alikonulan-asker-ve-polisler-serbest birakilsin-2/ 

8) İHD Genel Merkezinde İHD, Mazlum-Der ve ailelerle birlikte serbest bırakma  çağrısı gerçekleştirdik. 30 Eylül 2015 

https://www.ihd.org.tr/pkk-tarafindan-alikonulan-asker-ve-polisler-serbest birakilsin/ 

9) İHD Heyeti alıkonulan 20 Gümrük memurunu 8 Eylül 2015 tarihinde Irak  Duhak yakınlarında teslim alarak Habur Sınır kapısında yetkililere teslim  etmiştir. Heyetimiz teslim alma sırasında alıkonulan asker ve polislerin de  serbest bırakılmasını bizzat yüz yüze ifade etmiş ve talep etmiştir. 

https://www.ihd.org.tr/alikonulan-20-gumruk-memuru-serbest-birakildi-ihd heyeti-habur-yolunda/ 

İHD ve diğer insan hakları örgütlerinin bugüne kadar alıkonulan kamu görevlileri hakkında  başarıyla yürüttüğü çalışmalar, ne yazık ki ilk kez sonuç vermemiş ve çatışmanın tarafı  olmayan 13 kişi yaşamını yitirmiştir. Ancak bu başarısızlığın sorumlusu İHD veya başka bir hak  örgütü değildir. Bu sefer bu kişilerin sağ olarak kurtarılamamasının en önemli sebebinin uygulanan güvenlik politikası ve terörle mücadele söylemi olduğunu düşünüyoruz. Genel  Başkanımızın defalarca açıkladığı gibi örgütün, hükümetin/devletin/iktidar partisinin  kendisini doğrudan veya dolaylı olarak muhatap alarak çağrıda bulunma isteği sorunu  kilitlemiştir. Bu süreçte başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere devlet yetkilileri bu konudaki çalışmalarımızı kolaylaştırmıştır. Alıkonulanların serbest bırakılması aşamasında her türlü  güvenlik önleminin alınması konusunda gerekli güvenceler verilmiştir ancak buna rağmen  örgüt ikna edilememiştir. 

İçişleri Bakanı 13 kişinin yaşamını yitirdiği başarısız kurtarma operasyonu nedeniyle örgütü  sorumlu tutmamızın yanı sıra devletin de sorumlu olduğunu söylememize kızmıştır. Oysa  yaşam hakkına yapılan müdahalenin doğrudan Devletten kaynaklanmıyor olması, devletin  hiçbir şekilde bir sorumluluğu olmayacağı anlamına gelmez. Yazılı açıklamamızda da  belirttiğimiz gibi bu kadar riskli bir askeri operasyonun sonuçlarından elbette ki devletin  sorumlu olması gerekir ve bunu da etkin bir soruşturma ortaya çıkarır. İnsan hakları hukuku,  suçla veya terörizmle mücadele adı altında devletin dilediği gibi şiddete başvurmasına  müsaade etmez. Uluslararası hukuk uyarınca bir devletin yaptığı silahlı operasyonlarda  çatışmanın tarafı olmayan kişileri koruma yönünde pozitif bir ödevi vardır. İnsan hakları  örgütlerinin doğal ödevlerinden biri, devletlerin operasyonlarında insan hakları hukukunun  gereğini yerine getirip getirmediğini sorgulamaktır. Bu soruşturma süreci bitmeden  operasyonu yapan bakanların kendileri dışında herkesi suçlamaları eşyanın tabiatına  aykırıdır. Dolayısıyla yetkili Başsavcılığın olaya el koyması ve tarafsız bir soruşturma  yürütmesi gerekmektedir. Nitekim, derneğimizin bu tespiti sayın Cumhurbaşkanının 17 Şubat  2021 günü Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklama ile açıklık kazanmıştır. Cumhurbaşkanı,  operasyon sorumluluğunun devlete ait olduğunu kabul etmiştir.  

Öte yandan, Devletin sorumluluğu konusu vatandaşlarını kurtarma konusunda gerekli arka  kapı diplomasisini işletmemesi ile de ilgilidir. Örneğin, Nijerya’nın Lagos kentinin yaklaşık 180  mil açığında Mozart isimli gemiden 23 Ocak 2021 günü korsanlar tarafından kaçırılan 15 Türk  gemicinin kurtarılmasında uygulanan yöntem pek ala burada da uygulanabilirdi. 

İçişleri Bakanının tek ödevi şüphesiz, kolluk operasyonlarının insan hakları hukukuna uygun  yürütülmesini sağlamak değildir. İçişleri Bakanı, bu ülkede yaşayan herkes gibi İHD’nin ve  üyelerinin de can ve mal güvenliğinin sağlanmasıyla mükelleftir. Oysa Bakan Soylu, Meclis kürsüsünde konuşma yaparken, konu Derneğimiz de değilken, kasıtlı ve kötü niyetli bir  şekilde kendi sorumluluğunu örtmek için Derneğimizi hedef almış, Dernek yönetici ve  çalışanlarının can ve mal güvenliğini tehlikeye atmıştır. Bakanın kullandığı dil ve üslupla,  kendi hatalarını kapatmak için, insan hakları savunucularını hedef göstermesi asla kabul  edilemez. Nitekim bu konuşmadan sonra derneğimize e posta ve sosyal medya yolu ile tehdit  mesajları gönderilmeye başlamıştır. Bakanın Derneğimize yönelik bu üslubunun ne kadar  tehlikeli olduğu ve can güvenliğimizi riske ettiği hususu, Türkiye ve Dünya’daki insan hakları  savunucularını koruma mekanizmalarına da acilen bildirilecektir. 

İçişleri Bakanı şayet randevu taleplerimizi kabul etseydi bütün bu hususları kendisi ile yüz yüze konuşup birbirimizi daha iyi anlayabilirdik. Şimdi bu vesileyle, Bakan Soylu’yu İHD’den  özür dilemeye ve diyalog kapılarını açmaya davet ediyoruz.  

Kamuoyunun takdirine saygılarımızla sunarız. 

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ