Temmuz-Ağustos-Eylül 2019 tarihleri arasında, Amasya E Tipi Kapalı C.İ.K, Bolu F Tipi Kapalı C.İ.K, Kayseri Açık C.İ.K, Kayseri Kadın Kapalı C.İ.K, Kırıkkale F Tipi Kapalı C.İ.K, Kırşehir E Tipi Kapalı C.İ.K, Kırşehir Açık C.İ.K, Sincan Kadın Kapalı C.İ.K, Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı C.İ.K, Tokat T Tipi Kapalı C.İ.K için derneğimize yapılan başvurular, avukatların müvekkillerini ziyaretleri, mahpuslar tarafından yollanan mektuplar, aileleri tarafından yapılan başvurular doğrultusunda İç Anadolu Bölgesi Hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri İHD Ankara Şube Hapishaneler Komisyonu tarafından rapor haline getirilmiştir.

Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarında İç Anadolu Bölge Hapishaneleri için 104 kişi kurumumuza başvuru yapmıştır. Bunlarla ilgili olarak hak ihlallerine dair gerekli olan kamu kurumlarına yazıları yazılmıştır.

  • Amasya Cezaevinde mahpusların hesaplarına gelen para, parayı yatıranı bilmediklerinde geri gönderiliyor.
  • Bolu F Tipi Cezaevinde Nurullah Semo adlı hükümözlü mahpus cezası onaylanmadığı halde iki yıldır tek kişilik koğuşta tutuluyor, zaman zaman sözlü şiddete maruz kalıyor.
  • Bolu F Tipi Cezaevinde her mahpusun revire çıkma süresi ayda 1 kez olmak üzere sınırlandırılmıştır. Rutin hale gelen hak ihlalleri ve kısıtlamalar devam etmektedir.
  • Bolu T Tipi Cezaevinde 1 mahpus uğradığı hakaret ve sözlü tehditlerden kaynaklı olarak açlık grevi yapmış ve ağzını dikmiştir.
  • Kayseri Açık Cezaevinde bir mahpusun, akciğer kanserinin 4. Evresinde olmasına rağmen tahliye talebi Adli Tıp Kurumu tarafından reddedilmiştir.
  • Kayseri Kadın Cezaevinde 1 Kadın Mahpus Cezaevinde askerler tarafından şiddet görmüş ve darp edilmiştir.
  • Kayseri Kadın Cezaevinde 1 Kadın Mahpus, 1 asker tarafından tehdit edildi, şiddet uygulama girişiminde bulunuldu. Aynı kişinin daha önce başka kadın mahpuslara da aynı tehditlerde bulunduğu iddi edildi.
  • 36 Yabancı Uyruklu Mahpus Kırşehir Açık Cezaevinden, hakları olmasına rağmen yabancı uyruklu olmalarından kaynaklı olarak ayrımcılığa uğradıklarını ve denetimli serbestlikten faydalandırılmadıklarını iletmişlerdir.
  • Kırşehir E Tipi Cezaevinde 13 öğrenci mahpus ayrımcılığa uğramış, diğer mahpuslarla aynı koşullardan faydalandırılmamışlardır.
  • Kırıkkale F Tipi Cezaevinde 1 Hasta Mahpusa şeker hastalığının tedavisinde kullanılan malzemeleri verilmemiştir. Kırıkkale F Tipi Cezaevinde kitap sayısı 10 ile sınırlandırılmış ve koğuşlarda olan kitapların alınacağı mahpuslara iletilmiştir. Rutin hale getirilen hak ihlalleri devam etmektedir.
  • Sincan Kadın Cezaevinde 1 Kadın Mahpus telefon hakkı engellendiği için intihar girişiminde bulunduğunu iddia etmiştir.
  • Sincan 1 Nolu L Tipi Cezaevinde 8 Mahpus fiziki işkenceye uğramış, darp edilmişlerdir.
  • Tokat T Tipinde Ağustos ayından itibaren askeri şekilde ayakta sayım alma uygulaması getirilmiştir. Bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslara sürekli olarak disiplin soruşturması açılmaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER: 

1) Ulusal ve Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda; mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın mahpuslar, ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamakta, tutuldukları yerlerde bulunan yetkililer aracılığı ile ancak kullanabilmektedir. Hakların kullanımının, bir başka kişinin inisiyatifinde olması, bunların aynı zamanda keyfi biçimde kısıtlanmasını olanaklı kılmaktadır. Yetkililler, Cezaevi Müdürleri, kaynağını uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Bu durum gerek mahpuslarda gerek ailelerinde ve gerekse mahpusların avukatlarında ve biz insan hakları örgütlerinde cezaevi sistemine ilişkin ciddi güvensizlikler oluşturmaktadır. Bir bütün olarak bu saptamalar, hapis cezalarının infazında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın kendi başına yeterli bir ceza olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği ve gerek cezaevinin fiziksel koşulları ve gerekse uygulanan rejimin, çekilmekte olan cezanın şiddetini daha da arttırdığını göstermektedir. Mahpusluğun bu “ağırlaştırılmış” koşullarını etkin biçimde denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır.

2) BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir” denilmektedir. Yine BM Mahpusların Islahı İçin Temel Prensiplerin 1. Maddesinde; “Bütün mahpuslara doğuştan sahip oldukları insanlık onurunun ve değerin gerektirdiği saygıyla muamele yapılır” denmektedir. Oysa ki; İç Anadolu Bölgesindeki cezaevlerinde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir.

 3) Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında sorşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Mahpuslara yapılan işkence, onur kırıcı ve kötü muameleler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yasaklanmıştır. Madde 3: İşkence Yasağı” Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tâbi tutulamaz.”

 4) AİHS 14. Maddesinde düzenlenen Ayrımcılık Yasağı ilkesine göre “Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

5275 sayılı kanunun 105/A maddesinde Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı başlığı altından düzenlenen kanun maddesine göre “Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir”

5) Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir.  Hastaların ring araçları ile değil, ambulanslar ile hastanelere sevkleri sağlanmalıdır. Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman doktorlar tarafından yapılması sağlanmalıdır.

Dünya Tabipler Birliği Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi’ne (1981) göre:

1.a. Her insan ayrımcılık yapılmaksızın yeterli tıbbi bakım görme hakkına sahiptir.

Dünya Tabipler Birliği Tokyo Bildirgesi’ne göre:

4. Hekim, tıbbi açıdan sorumlu olduğu kişinin bakımıyla ilgili bir karar verirken klinik yönden bütünüyle bağımsız olmalıdır. Hekimin temel görevi, izlediği kişilerin sıkıntılarını azaltmaktır; kişisel, toplumsal ya da politik hiçbir güdü, bu yüce amaçtan daha üstün sayılmayacaktır.

6) Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

Her hasta mahpusun tıbbi etik gereği, her hastaya uygulanması gerektiği gibi, mahremiyetine saygı gösterilen bir  ortamda, insan onuruna yakışır bir şekilde sağlık hizmeti alma hakkı vardır. Dünya Tabipler Birliği ve Türk Tabipler Birliği de yayınladıkları birçok metinde, hekimlerin mahpusları muayenesi esnasında kişinin içinde           bulunduğu her türlü kısıtlılığın ortadan kaldırılmasını ve kişiyi kelepçeli, yatağa bağlı ve benzeri bir durumda muayene ve tedavi etmemelerini salık vermektedir. Türk Tabipler Birliği, Aralık 1994’te konuyla ilgili yayınladığı bildirgede kelepçelerin açtırılmasını “hekimin görevi” olarak nitelendirmektedir.

Avrupa İşkencenin ve İnsanlık-dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT)    Genel Raporu’nda da kelepçeli olarak tedavinin uygun olmadığı vurgulanmaktadır:

“Sivil hastanenin kullanılması halinde, güvenlik düzenlemeleri konusu ortaya çıkacaktır. CPT bu bağlamda, tedavi almak üzere hastaneye gönderilen tutukluların gözetim nedenleriyle hastane yataklarına ya da diğer eşyalara fiziksel olarak bağlanmamaları gerektiğini vurgulamak ister. Güvenlik ihtiyaçlarını yeterli bir şekilde karşılayacak başka yollar bulunabilir ve bulunmalıdır; bu tür hastanelerde bir gözetim biriminin oluşturulması bu çözümlerden bir tanesi olabilir.”

7) Yasaklama kararı olmayan gazete ve dergilerin mahpuslara verilmesinin önündeki engeller kaldırılmalı, haber alma hakkına saygı gösterilmelidir. Süreli yayınlarla ilgili olarak 2016/12936 başvuru numaralı Recep Bekik ve Diğerleri’nin AYM’ye başvuruları 27.03.2019 tarihinde karar bağlanmış ve ücreti ödenmiş, hakkında toplatma kararı olmayan süreli yayınların verilmemesinin Anayasanın 26. Maddesince güvence altına alınmış olan “ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini” karar bağlayarak şikayetçi olanlara 500 TL tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

8) Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.

AİHM, Abdulkerim Avşar ve AbdulkerimTekin’in 19302/09 ve 49089/12 numaralı başvurularını inceleyerek 17 Eylül 2019 tarihinde Türkiye kararıyla, Türkiye’deki önemli sorunlardan biriyle ilgili ihlal kararı verdi. Ailelerinden uzak cezaevlerine nakledilen mahpusların hastalık sebebiyle ya da maddi sebeplerle kendilerini görmeye gelemeyen ailelerine yakın bir cezaevine nakledilme taleplerinin başvurucuların somut koşulları dikkate alınmadan reddedilmesi, Sözleşme’nin 8. maddesi altında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak görüldü ve başvuruculara 6.000 Euro tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.

9) Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Cezaevleri denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

10) Cezaevleri infaz sistemi ve hukuk sistemi ile bir bütünlük içinde ele alınarak değerlendirilmeli, insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine uygun çözümler üretilmelidir.

Heyetlerimiz ve kurumumuz; cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm cezaevlerinde yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engelllerine karşı Adalet Bakanlığını, İç İşleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığını, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunu ve Kamu Deenetçiliği Kurumlarını ve ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz. 

İHD ANKARA ŞUBE HAPİSHANELER KOMİSYONU

Raporun tamamı için:

İç Anadolu Hapishanler Raporu – Temmuz Ağustos Eylül 2019