HDP’ye Yönelik Kobane Operasyonunda Gözaltına Alınanlar Serbest Bırakılsın!

Türkiye’de neredeyse her gün bir polis operasyonu ile toplu olarak insanlar gözaltına alınmakta ve önemli görülen operasyonlar hakkında savcılıklar açıklama yapmaktadır.

Bugün de aralarında HDP’nin Ekim 2014’te MYK’sında bulunan ve halen partinin yetkili organlarında veya başka görevlerde bulunanlardan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen, RTÜK üyesi Ali Ürküt, eski milletvekillerinden ve İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, eski milletvekillerinden Altan Tan, Ayla Akat Ata, Emine Ayna, Beyza Üstün, MYK eski üyelerinden Günay Kubilay, Dilek Yağlı, Can Memiş ile halen partinin MYK’sında bulunan Alp Altınörs, Nazmi Gür, Gülfer Kaya, Pervin Oduncu gözaltına alınmıştır. Bu kişilerle birlik 82 kişi hakkında gözaltı karar olduğu bilgisi kamuoyuyla paylaşılmıştır.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bugün yaptığı açıklamada, 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde Türkiye genelinde “Kobane Olayları” diye bilinen yaygın gösteriler ile ilgili olarak 2014/146757 sayılı soruşturma kapsamında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın halen tutuklu olduğu ve o tarihte HDP MYK’sında bulunanlar ile değişik kişilerin gözaltına alınma talimatı verildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi, halen tutuklu olan Selahattin Demirtaş AİHM kararı üzerine tahliye edilmesi gerekirken yukarıda bahsedile 2014/146757 soruşturma gerekçe gösterilerek 20 Eylül 2019 tarihinde dosya üzerinde tutuklanmış ve böylece hapishaneden çıkması engellenmişti[1]. Birkaç gün önce Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu soruşturmada iddianame düzenlenmemesini eleştirmesi ve Ankara Başsavcılığı ili ilgili yaptığı eleştiriler nedeniyle hakkında TMK 6/1 maddesi uyarınca yeni bir soruşturma açılmış ve iddianame düzenlemişti. Hemen akabinde 2014 tarihli bu soruşturma kapsamında HDP’li siyasilere yönelik gözaltı kararı verilmesini, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirtmek isteriz.

Savcılığın açıklamasında belirttiği iddialar ciddiyse bu soruşturma kapsamında en az altı yıl niçin beklenilmiştir. Şayet ciddi iddialar söz konusu ise savcılığın hızlıca hareket etme sorumluluğu bulunmaktadır. Anlaşılan siyasi saiklerle yürütülen bir soruşturma ile karşı karşıyayız. Tıpkı AİHM’in Demirtaş/Türkiye davasında AİHS’in 18. maddesinin ihlal edildiğini belirttiği gibi.

Türkiye’de ev baskınlar yapılarak soruşturma yapılması rutin bir uygulama haline getirilmek istenmektedir. Oysa, CMK 145. maddesine göre bu tarz zamanı geçmiş soruşturmalarda şüphelilerin adliyeye davet edilmesi ve bu şekilde ifadelerinin alınması gerekmektedir. Bunun yapılmaması operasyonun siyasi iktidarın talimatı ile yapıldığını kanıtlar niteliktedir. Kaldı ki aynı iddia ile eski milletvekili Ayhan Bilgen soruşturma geçirmiş ve AYM kararı ile ihlal kararı verilmiştir.

Ekim 2014’te ne olmuştu? IŞID/DAİŞ’in Kobane’ye saldırması karşısında Türkiye’nin ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Kobane’de bulunan halka yardım etmesini sağlamak amacıyla kitlesel gösteriler başlamış ancak 6-8 Ekim 2014’te bu gösterilerde yaygın olarak şiddet kullanılmış ve maalesef İHD’nin raporunda[2] belirtildiği gibi ağır yaşam hakkı ihlalleri gerçekleşmişti. Bu ihlallerden sadece linç edilerek öldürülen Yasin Börü ve arkadaşları ile ilgili kamu davası açılmış, diğer ölüm ve yaralanmalarla ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yöntemlerine başvurulmamıştı. Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürüldüğü olayla ilgili davada Selahattin Demirtaş ve HDP yöneticileri hakkındaki iddialar mahkeme kararı ile reddedilmiştir. Buna rağmen soruşturmanın sürdürülüyor olmasının siyasi saikle olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu gösterilerden sonra Türkiye Kobane’ye yönelik ambargosunu kaldırmış, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobane’ye gitmesine izin vermiş ve böylece tarihe geçen Kobane direnişine destek olunmuştu. Bunun sonucunda IŞID/DAİŞ ilk önemli yenilgisini Kobane’de almıştır.

Bütün bu olup bitenlere rağmen aradan altı yıl geçtikten sonra hukukun siyasallaştırılıp TMK’nın siyasi muhalifler üzerinde amansızca kullanılması kesinlikle kabul edilemez. Kişi güvenliği hakkı ve özgürlüğü hakkı başta Demirtaş ve Yüksekdağ olmak üzere gözaltına alınanlar bakımından açıkça ihlal edilmiştir. Bu soruşturma kapsamında tutuklu olan Demirtaş ve Yüksekdağ ile gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

İnsan Hakları Derneği


[1] https://www.ihd.org.tr/selahattin-demirtas-nicin-hapiste/

[2] https://www.ihd.org.tr/kobane-direnisi-ile-dayanisma-kapsaminda-yapilan-eylem-ve-etkinliklere-mudahale-sonucu-meydana-gelen-hak-ihlalleri-raporu-2-12-ekim-2014/