29 Eylül 2019 Pazar günü Dersim ilinde sabahın erken saatlerinde çok sayıda kişi evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Bu kişiler arasında HDP Dersim İl Örgütünün eski ve yeni yöneticileri de yer almaktadır.

Aynı gün şube başkanımızın da evine sabah polislerce baskın yapılmış, evde olmadığı anlaşılınca gözaltı işlemi gerçekleştirilememiştir. Şube Başkanımız eşi ile birlikte şehir dışına aile ziyaretine gitmiştir. Kendisi hakkında gözaltı kararı alındığını öğrenmiş, ancak programını değiştirmeyerek akşam saatlerinde kendi aracı ile Dersim’e geri dönerken şehir girişindeki polis kimlik kontrol noktasında gözaltına alınmıştır.

Şube başkanımız Gürbüz Solmaz’ın emniyet ifadesinde İHD ve SES Şube Eş Başkanı olarak yaptığı basın açıklamaları ve katıldığı toplantı ve gösteriler ile ilgili sorular sorulup bunların yasa dışı örgütler adına yapıp yapmadığı sorulmuştur.

Uzun zamandan beri Türkiye’de demokratik alanda sivil faaliyet yürüten kitle örgütü yöneticileri kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Demokratik toplumun özelliği herkesin önceden izin almaksızın barışçıl toplantı ve gösteri yapmasıdır. Bunun yanı sıra düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmasıdır. Türkiye’de siyasi iktidar hoşuna gitmeyen hususlarda açıklama yapan ve gösterilere katılan kişileri mevcut TMK’yı oldukça kötü bir şekilde kullanarak suçlayabilmektedir. Bu konuda özellikle Avrupa Konseyi Venedik Komisyonunun 2017 tarihli OHAL dönemi medya özgürlüğü raporunda Türkiye’ye yönelik ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştirileri AİHM çeşitli kararları ile ortaya koymuştur. Bu eleştiriler Türkiye’deki dolaylı örgüt üyeliğini düzenleyen TCK 220/6 ve 7.fıkralar ile TCK 314/2 ve 3.fıkralar, TMK 2.madde ve 7/2.fıkra öngörülebilir olmadığını, kanunilik şartını taşımadığını ve mutlaka değiştirilmesi gerektiğini içermektedir.

AKP’nin yargı reformu strateji belgesi uyarınca TBMM Başkanlığına sunduğu 1.Yargı Paketindeki gerekçe ile Dersim’de sivil demokratik alana yönelik bu muamele arasında büyük bir tezat bulunmaktadır. Siyasi iktidarı bir an önce sivil demokratik alanı baskı altında tutan politikalardan vazgeçmeye ve buna uygun bir kolluk ve yargı yapılanması gerçekleştirmeye davet ediyoruz.

Türkiye’nin uymak zorunda olduğu BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi ve mevcut demokratik ilkeler uyarınca şube başkanımız Gürbüz Solmaz’ın tamamen yasal, meşru ve demokratik çalışmaları nedeni ile suçlanmaması gerektiğini ve biran önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ