ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ZORUNLULUK DEĞİL TERCİHTİR.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ÖNLENEBİLİR!

Çocuk işçiliği; çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve  saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimlerine zarar veren işlerde  çalıştırılmaları olarak tanımlanmaktadır. Yapılan araştırmalar çocuk işçiliğinin en  önemli nedenleri arasında savaş, göç, yoksulluk, gelir adaletsizliği kayıt dışılık, ucuz iş  gücü talebi ve denetimsizlik olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuk emeğinin  sömürüsüne dayanan Çocuk İşçiliği çocukları fiziksel, psikolojik, duygusal ve sosyal  yönden olumsuz etkilediği gibi çocukların sağlıklı bireyler olarak gelişimleri için önemli  parametrelerden olan, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, oyun ve güven içerisinde  gelişimlerini sürdürmelerini de olumsuz olarak etkilemektedir. 

Cenevre Çocuk Hakları bildirisi ile başlayan ve 20 Kasım 1989 yılında BM Genel  Kurulunda kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi ile taçlanan süreçte çocuk  haklarının gelişip korunmasında önemli bir birikim ortaya çıkmış olmakla birlikte Çocuk  İşçiliğinin tanımlanması ve çalışma yaşamına çocukların dahil olmaları konusunda  sözleşmelerde belirtilen “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” Yaklaşımı esas  alınmadığından “Asgari Yaş” ve benzeri kavramlarla belirli yaşlardan itibaren  çocukların çalışma yaşamına dahil edilmeleri söz konusu hale gelmiştir. İşletme türü  ve çalıştırılan kişi sayılarına göre denetim kurallarının belirlenmesi yoluyla denetim  süreçleri de esnetilerek adeta çocuk işçiliği meşru hale getirilmektedir. Mevcut  durumda Uluslararası Çalışma Örgütünce 18 yaş altı çocukların çalıştırılamayacağı tek  alan 182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğini önleme sözleşmesinde  tanımlanan ağır iş koşullarına sahip üretim alanlarıdır. Buna rağmen tanımlanan ağır  iş koşullarında Dünyada milyonlarca çocuğun çalıştığı ve Covid-19 salgını nedeniyle de çocuk işçiliğinin artabileceği endişesi İLO ve UNİCEF direktörlerince dile  getirilmektedir. 2020 Eylül ayında Save the Children tarafından yayınlanan analize  göre, çok boyutlu yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısı Koronavirüs salgını nedeniyle  yaklaşık 1,2 milyar çocuğa yükseldi. Salgının ortaya çıkmasıyla birlikte, düşük ve orta  gelir düzeyindeki ülkelerde mahrumiyet yaşayan çocuk sayısında yüzde 15 artış  yaşanarak, yoksul çocuk sayısına 150 milyon çocuk daha eklendi. 

Uluslararası Çalışma Örgütünün açıklamalarına göre dünya ölçeğinde uygulanan  bunca programa rağmen göreceli olarak azalsa da halen 152 milyon Çocuk işçi var.  Çocuk işçiliğinin yaklaşık yarısı (72 milyon çocuk) Afrika’da yaşanıyor ve onu Asya Pasifik (62 milyon) izliyor. Çocuk işçilerin %70’i tarımda, esas olarak geçimlik ve ticari  tarım ve hayvancılıkta çalışıyor. Bu çocukların hemen hemen yarısı, sağlık ve canları  için tehlikeli sayılan işlerde veya durumlarda çalışıyor. 

Birleşmiş Milletler tarafından dünyada gittikçe artan çocuk işçiliğine karşı farkındalık  yaratmak ve çocuk işçiliğine engel olmak amacıyla 2002 yılında 12 Haziran günü  “Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü” olarak ilan edilmiştir. 1992 yılında  Türkiye’nin de dahil olduğu Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Programı (ILO/IPEC)  başlatılmıştır. Türkiye Ulusal düzeyde de Çocuk İşçiliği ile mücadele adı altında çok  sayıda eylem, program ve Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı gibi özel önem atfedilen  çalışmaları kamuoyuna duyurmuş ancak gelinen noktada ortaya konulan plan ve  programlarla ne gibi sonuçların alındığı ve ne tür değişimlerin yaşandığını ifade eden  verilere ulaşılamamaktadır. 

Türkiye’de sınırlı parametreler kullanılarak yapılan 2012 yılı Çocuk İşgücü anketinden  sonra daha geri parametrelerle; Türkiye’de yaşayan 2 milyona yakın 0-18 yaş  grubundaki mülteci çocuğun ne kadarının çalışma hayatında bulunduğu göz ardı  edilerek; Mevsimlik ve Tarım İşçiliğinin minimum seviyeye düştüğü Ekim-Aralık  döneminde veri toplanarak Çocuk İşçiliğinin ve çalışma yaşamındaki çocukların gerçek  durumlarının görülmesini sağlamaktan uzak 2019 yılı Çocuk İşgücü anketi  yayımlanmıştır. Anket bu sınırlı parametrelerle bile Türkiye’de 720 bin çocuğun  çalıştığı ve bunların yüzde 30.8 inin En Kötü Çalışma Biçimi olarak tanımlanan tarım  sektöründe çalıştığı, çalışan çocukların yüzde 4.4 lük bir grubunun 5-11 yaş aralığında  olduğu gerçeğini ortaya koymak zorunda kalmıştır. 

BM Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi çerçevesinde planlanan “Zorla  çalıştırmayı ortadan kaldırmak, modern köleliği ve insan kaçakçılığını sona erdirmek  ve çocuk askerlerin işe alınması ve kullanılması da dahil olmak üzere çocuk işçiliğinin  en kötü biçimlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasını sağlamak ve 2025 yılına  kadar çocuk işçiliğinin her biçimine son vermek için acil ve etkili önlemler alma” hedeflerini hayata geçirmek için İLO 2021 yılını Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı ilan  ederek Çocuk İşçiliğindeki kötü gidişi durdurmayı planladığını açıkladı. Bu açıklamayla  eş zamanlı olarak ILO Türkiye Ofisi de 2021-2025 yıllarını kapsayan program ile çocuk  işçiliğini sona erdirecek bir dizi çalışma planlandığını kamuoyuna açıkladı. 

Çocuk İşçiliğinin sona erdirilmesi için ortaya konulan tüm plan ve programlar diğer  nedenlerin yanı sıra öncelikle yoksulluk sorununa çözüm arayışları üzerine  çalışmalarını kurgulamışlardır. Bu bağlamda BM İnsan Hakları Konseyi tarafından  2012 yılında kabul edilen “Derin Yoksulluk ve İnsan Hakları: Yol Gösterici İlkeler” 

kapsamında da yoksulluk ve Çocuk İşçiliği tartışılmış ve derin yoksulluğun kaçınılmaz olmadığının altı çizilerek; Yapısal ve sistemik eşitsizliklerin sosyal, politik, ekonomik ve  kültürel eşitsizliklerin çoğunlukla görmezden gelinmesi, yoksulluğun daha da  pekişmesine yol açacağı belirtilerek, İnsan hakları temelli yaklaşımla, derin yoksulluk  içinde yaşayan insanların birer hak sahibi ve değişim elçisi olarak tanınmasıyla  sorunun uzun vadede çözülebileceği; şeklindeki belirlemeyle birlikte Derin  Yoksulluktan en çok etkilenen çocuklar için yapılması gerekenleri sıralamaktadır. 

Çocuk Yoksulluğu İle Mücadele ve Çocukların Çalıştırılmasının Önüne Geçmek  İçin; 

Yoksulluk içinde yaşayan insanların çoğunun çocuk olduğu ve çocukluktaki  yoksulluğun yetişkinlikteki yoksulluğun temel nedenlerinden biri olduğu göz önüne  alınarak, çocuk haklarına öncelik tanınmalıdır.

Kısa süreli yoksunluk ve dışlanma bile bir çocuğun yaşama ve gelişme hakkına ağır  ve geri döndürülemez biçimde zarar verebilir. Devletler, yoksulluğu ortadan kaldırmak  için çocukluk çağındaki yoksullukla mücadele etmek üzere derhal harekete geçmelidir. 

Devletler, tüm çocukların hane dâhil olmak üzere her alanda temel hizmetlere eşit  erişimini sağlamalıdır. Çocuklar potansiyellerini tam olarak gerçekleştirerek ve  hastalıklardan, yetersiz beslenmeden, okuma-yazma bilmezlikten ve diğer  yoksunluklardan uzak durarak büyüyebilmek için, asgari olarak kaliteli sağlık  hizmetleri, yeterli gıda, barınma, güvenli içme suyu ve sanitasyon (hijyen için gerekli  koşulların sağlanması) ile ilköğretim unsurlarından oluşan temel bir sosyal hizmet  paketi ile desteklenme hakkına sahiptir. 

Yoksulluk, çocukları, özellikle kız çocuklarını sömürü, ihmal ve istismara açık hale  getirir. Devletler, sokak çocukları, çocuk askerler, engelli çocuklar, ticaret mağdurları,  hanelerin çocuk reisleri ve bakım kurumlarında yaşayan çocuklar gibi tümü yüksek bir  sömürü ve istismar riski altında olan ötekileştirilmiş çocuklara özellikle odaklanarak,  çocuk koruma stratejilerine ve programlarına yönelik gerekli kaynakları güçlendirmek  ve tahsis etmek de dahil olmak üzere, yoksulluk içinde yaşayan çocukların haklarına  saygı duymalı ve bunları teşvik etmelidir. 

Devletler, çocukların kendi yaşamlarıyla ilgili karar alma süreçlerinde seslerini  duyurma hakkını desteklemelidir. 

Türkiye’nin başlatmış olduğu Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Projeleri kapsamında; Öncelikle; 

– Bütüncül değerlendirme yapılmasını sağlayacak ayrıştırılmış ve hak temelli  veriler oluşturulmasını, 

– Projelerin sendikalar, sivil toplum örgütleri ve hak savunucusu örgütlerin  katılımıyla gözden geçirmesini, 

İvedilikle; 

– 18 yaş altında olan tüm çocukların her ne ad altında olursa olsun çalışmalarını  yasaklayıcı düzenlemeleri hızla hayata geçirmesini, 

– Gelir adaletsizliği sonucu geçim sıkıntısı çeken ailelerin insani bir yaşam için  gerekli olan düzenli bir gelire sahip olabilmesi için istihdam olanakları yaratılmasını, – Çalışma yaşamının tüm boyutlarıyla ve en küçük birimden başlanarak düzenli  olarak denetlenmesini, 

– Çocuk emeği sömürüsüyle mücadelede “çocuğun yüksek yararının” odakta  tutulmasını  

TALEP EDİYORUZ! 

Çocuklar İçin Savaşsız Sömürüsüz Bir Dünya Yaratma Umuduyla… “İnsanlık çocuklara elindeki en iyisini vermekle yükümlüdür.” 

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Related Articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here