Şubemiz tarafından, 1 Kasım’da Akdeniz Üniversitesi Korkuteli ilçesinde bulunan Kredi Yurtlar Kurumu’nda (KYK) 16 kişilik ülkücü grup tarafından saldırıya uğrayan 3 Kürt öğrenciye ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi lokalinde basın açıklaması düzenledi.

BASINA VE KAMUOYUNA
Değerli Basın Emekçileri, Değerli Dostlar,

Bugün sizleri, Korkuteli İlçesi KYK Öğrenci yurdunda yaşanmış olan, Kürt öğrencilere yönelik ırkçı bir saldırı ve darp olayı ile akabinde yaşanan gelişmeler hakkında bilgilendirmek istiyoruz.

Derneğimize 01.11.2019 günü başvuru yapan 3 öğrenci, bir yurt odasında oturup sohbet etmekte iken, gece yarısı yurtta ve okulda kendilerini Ülkü Ocakları üyesi olarak tanıtan 2 öğrencinin odalarını bastığını ve kendilerini başka bir yurt odasına gitmeye zorladıklarını, gittikleri odada çok sayıda öğrenci tarafından küfür, hakaret ve tehditler eşliğinde saldırıya uğradıklarını bildirmişlerdir.

Gece olayı yurt güvenliğine ve emniyete bildirdiklerini, hem polislerin de geldiği yurttaki güvenlik odasında hem de karakolda eski “Ocak Başkanı” olduğu söylenen birisinin de bulunduğunu ve saldırganlarla görüştüğünü de eklemişlerdir.

Birlikte ifadeye götürülen 3 öğrenciyi, “Ocak Başkanı” tabir edilen kişinin kendi aracıyla yurda getirdiğini anlatmışlardır. İfade esnasında, polis memurlarının saldırgan öğrencilerle ve “Ocak Başkanı” ile çok samimi olduklarını, şakalaştıklarını, bu nedenle kendilerinin can güvenliklerinin korunmayacağını düşündüklerini beyan ederek yardım talep etmişlerdir.
Başvurucu öğrenciler, yurt güvenliği ve polise kendileri haber verdikleri halde, gece kendilerine ve saldırganlardan sadece 3 kişiye‚ yakalama işlemi yapıldığını, olayı organize edenler de dahil diğer saldırganların, bir gün sonra kendileri karakola giderek ifade verdiklerini bildirmişlerdir. Mağdur öğrenciler, saldırıdan sonra bir başka arkadaşlarının daha tehdit edildiğini bildirmişlerdir.

Devam eden süreçteki takibimize göre, ısrarlı taleplerimize rağmen savcılık soruşturmasının nefret suçu kapsamında değil, sadece basit yaralama tehdit ve hakaret suçlamasıyla yürütülmüş, kamera kayıtlarından organize saldırı olayına dahil oldukları açıkça görülen çok sayıda öğrencinin ifadesi ‘bilgi sahibi’ olarak alınmış ve bu yolla mağdur öğrenciler aleyhine delil toplanmıştır.

İdare tarafından mağdur öğrencilerin can güvenliklerinin sağlanması için de hiçbir önlem alınmamış ve saldırgan öğrenciler yurtta kalmaya devam etmişlerdir.

Verilen sözlere rağmen, tedbiren bir tek saldırgan öğrenci dahi yurttan uzaklaştırılmamış, tersine, mağdur öğrenciler hakkında da, Yurt İşletme Yönetmeliği’nin 23. Maddesi gereğince, soruşturma açılmıştır.

Başvurucu öğrenciler, grubun tacizlerinin devam ettiğini bildirmişler, Korkuteli İlçesi’nde kimseleri olmayan 3 genç, can güvenliği endişesiyle okulu bırakmışlar ve yurttan ayrılmışlardır. Ancak buna rağmen, Yurt İdaresi, ısrarla mağdur gençler hakkında da soruşturmaya devam etmiştir.
Başvurucu öğrencilerden bir tanesinin ise, ancak şikayetten vazgeçme yoluyla okuluna devam edebildiği tespit edilmiştir.

Yurt yönetimi, mağdur ve saldırganlara “eşitlik” uygulamış, hepsi hakkında aynı soruşturmayı yürütmüş ve soruşturmayı 1,5 ay sonra 16.12.2019 tarihinde sonuçlandırmıştır.

Buna göre, sadece daha önce çeşitli disiplin cezaları almış olan bir saldırgan öğrenci yurttan ihraç edilmiş, mağdur öğrenciler de dahil 9 öğrenciye‚ kınama cezası verilmiştir.

Kararda, 1 kişinin 3 öğrenciyi dövemeyeceği matematik hesabıyla dahi gözetilmemiştir.

17 Aralık tarihli ziyaretimizde, Kaymakamın olayın seyri hakkında hiçbir bilgisinin olmadığı ve takip etmediği anlaşılmış, Yurda gittiğimizde, 18 Aralık tarihinde, Emniyetin yurt binasında ‘Terörle Mücadele Konferansı’ düzenledikleri, öğrencileri toplantıya katılmaya çağıran bir duyurudan anlaşılmıştır.

Değerli Basın Emekçileri, Değerli Dostlar,

Özellikle Antalya’nın ilçelerinde Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar yeni değildir ve ne yazık ki, idarenin ve soruşturma makamlarının adeta suçluları koruyan, saldırıların ırkçı karakterini görmezden gelen tutumlarından güç almaktadır. Yakın tarihli bazı önemli ırkçı saldıraları hatırlatmak isteriz.

3 Eylül 2014 tarihinde, Kaş da, Kürtçe müzik dinlemekte olan iki kuzen saldırıya uğramış ve 20 yaşındaki Mahir Çetin öldürülmüştür.

2015 yılı Ağustos ve 7-8 Eylül tarihlerinde HDP Örgütlerinin binaları Antalya ve İlçelerinde saldırya uğramış, Alanya ilçe binasında çok sayıda insan bulunurken bina sarılmış ve ateşe verilmiştir. Madımak katliamı benzeri bir vahşet sergilenmiştir. Bununla da kalmamış, Alanya-Manavgat ve Serik de, Kürtlere ait onlarca işyeri, magazalar saldırıya uğramış, talan edilmiştir. Bu olaylar da nefret suçu kapsamında soruşturulmamıştır.

7-8 Eylül 2015 tarihindeki saldırılarda, Antalya’da bir öğrenci bıçaklı saldırıya uğramış ve kolundaki damar kesilmiştir. Yaralı Alanya ya sevk edilmiş, yaralıyı götüren ambulans, Alanya da saldırganlar tarafından sarılmış ve ne hastaneye girişine ne de Antalya ya dönüşüne izin verilmemiş, yaralı saatlerce ambulansta rehin kalmıştır. Polis saldırganları dağıtmaya dönük hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Nihayet dönüş yoluna çıkan ambulansın önü, bu kez de Manavgat’ta kesilmiştir. Bu saldırılarla ilgili adli işlem yapıldığına dair hiçbir bilgi yoktur.

16 Şubat 2019 tarihinde, Serik Belediye Spor‘un konuğu olarak deplasman maçına gelen Cizrespor oyuncuları ve teknik ekibi maçtan sonra, sadece taraftarlar değil, Serikspor futbolcu ve teknik ekibi tarafından da saldırıya uğradığını beyan etmiş, 2 futbolcu ve teknik direktör yaralanmıştır.
Mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırılar da adeta hayatın olağan bir parçası haline gelmiştir.

Değerli Basın Emekçileri, Değerli Dostlar,

Ne yazık ki ülkemizde, ırkçı saldırı ve tehditler sadece Antalya da gerçekleşmemektedir.

Ancak dünya kenti olan, ‚‘Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi‘ diye tariflenen bir kentte, Kürtlere yönelik ırkçılık ve nefret suçlarının boyutu son derece düşündürücüdür. Irkçılığın yaygınlaşıp, kökleşmesine paralel olarak, Antalya’nın trans ve kadın cinayetlerinde de ilk sıralara yükseldiği gözlemlenmektedir. Bu durum, ırkçılığın, nefret ve şiddet iklimini besledğinin açık bir göstergesidir.

Ne yazık ki, ırkçılık, suçları yokmuş gibi davranmakla, ırkçılık yok olmamakta, yargının ve idarenin açık ve örtülü onayı ile normalleşmekte ve yayılmaktadır.

Irkçılıkla mücadele etmenin yolu, üzerini örtmek değil, üzerine gitmek ve yüzleşmektir, kamuoyu nezdinde mahkum etmektir. Sessiz kalmak, ırkçılığın büyümesine ve kökleşmesine yol açmaktadır.

Son dönemde bir çok kentte, Alevilerin evlerinin işaretlenmesi ve Kürtlere yönelik ırkçı saldırıların artması, bütün demokratik toplum için uyarıcı olmalıdır.

Siyasilerin ve idare ve yargının, kollayan, hatta destekleyen tutumuna karşılık, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütlerini ırkçılık ve ayrımcılığa karşı etkin kampanyalar yürütmek için bir araya gelmeye çağırıyoruz.
İHD olarak, Korkuteli olayının ve bütün ırkçı saldırıların takipçisi olmaya, ırkçı saldırılara ve nefret suçlarına karşı mücadele etmeye kararlıyız. İnsan haklarından yana olan bütün dostlarımızı, bütün kurumları bu mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.

İHD Antalya Şubesi