6-7 Eylül 1955 Unutma Unutturma!

1. 6-7 Eylül 1955. Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberleri üzerine, ellerinde Türk bayraklarıyla kamyonlarla taşınan kalabalık gruplar başta Rumlar olmak üzere Yahudi, Ermeni, Müslüman olmayan yurttaşların ev ve işyerlerine saldırdı. Yeşilköy’den Nişantaşı’na, Aksaray’dan Edirnekapı’ya, Beykoz’dan Kalamış’a, giden bu gruplar 40 kilometre karelik bir alan içinde yaktı, yıktı, yağmaladı, linç etti, tecavüz etti ve öldürdü. 2. Bu bir devlet operasyonuydu. Yassıada duruşmalarında bu hakikat bütün ayrıntısıyla ortaya çıktı. Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından planlandı, devlet dersini iyi ezberlemiş kalabalıklar tarafından şevkle uygulandı. 3. Bu süreçte 4 bin 214 ev, 73 kilise, 26 okul, 1 sinagogun yanı sıra işyeri ve dükkan benzeri toplam 5 bin 317 mekan yakıldı, yıkıldı, yağmalandı. Öldürülen kişilerin sayısı, kayıtlara geçtiği kadarıyla 37’ydi. Kayıtlara 60 olarak geçen tecavüz vakasının gerçek sayısı ise 400 civarındaydı. Bazı kadınlar tecavüz edildikten sonra öldürüldü. 4. 6-7 Eylül yağmadan ibaret değildir. Korkunç saldırılar Hıristiyan ve Yahudi inancına karşı yapılmıştır. Saldırılar en yıkıcı, en tahrip edici yüzünü başta Rumlar olmak üzere Müslüman olmayanların kutsallarına, kiliselerine, sinagoglarına, mezarlıklarına karşı göstermiştir. Kiliseler harabeye çevrilmiş, dinamitle patlatılmış, ateşe verilmiştir. İsa tasvirlerinin gözleri oyulmuş, mezarlar açılıp cenazelerin kemikleri ortalığa saçılmıştır. 5. Patrikhane fotoğrafçısı Dimitrios Kalumenos, saldırıların hemen ertesinde kiliselere yapılan saldırıları fotoğrafladı. 1966 yılında Yunanistan’da yayımlanan fotoğraf kitabının Türkiye’de basımı Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından yasaklandı. Kalumenos fotoğrafları nedeniyle 1957’de tutuklandı, işkence gördü ve “Türkiye Cumhuriyeti Düşmanı” suçlamasıyla sınır dışı edildi. 6. Öte yandan, resmi tarihi sorgularken devletin büyük bir suç işlediği, suçunu kabul etmediği, bir özür bile dilemediği gerçeğinin altını çizmek gerekiyor. Ama altı yeterince çizilmeyen bir gerçek, halkın bu suça katılımıdır. 6-7 Eylül pogromuna o zaman 1 milyon nüfuslu İstanbul’da 100 bin kişinin yani her on kişiden birinin bu suça katıldığını, titizlikle yürütülen araştırmalardan biliyoruz. 7. 6-7 Eylül, Türkiye Cumhuriyeti’nin azınlık karşıtı politikalarının bir sonucu olduğu kadar toplumun geniş kesimlerince Müslüman olmayanlara karşı düşmanlığın ve nefretinin de bir ürünüdür. Bu düşmanlık ve nefrete karşı mücadele etmezsek benzeri geniş çaplı saldırılar her zaman tekrarlanabilir. Tek çare ırkçılığa karşı geniş bir cephe yaratmaktır.

İHD İstanbul Şubesi

İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon